ŞARABIN VE TEPELERİN ŞEHRİ: PORTO

Lonely Planet tarafından, dünyanın en güzel üçüncü kitapçısı ilan edilen Lello & Irmão’ nun Porto’da olduğunu biliyor muydunuz? Aynı şekilde, dünyanın en güzel tren istasyonlarından birinin Porto’nun merkezinde yer aldığını biliyor muydunuz? Peki, Porto şarabının meşhur ve özel olduğunu biliyor muydunuz? İşte Porto, bunların hepsine birden ev sahipliği yapmakla beraber, kendi güzelliği ile de eşsiz bir seyahat deneyimi sunuyor.

porto-gorunum

Porto tepelere kurulmuş, yürüyerek keşfedilebilecek, küçük bir şehir. Şehirde tura çıkmışken, bir yokuştan aşağı inip diğerinden çıkarken buluyorsunuz kendinizi. Douro Nehri’nin ağzına kurulmuş bu eski şehir, Portekiz’in Lizbon’dan sonraki en büyük şehri.

Porto’nun merkezinde yer alan São Bento tren istasyonu, şehri görmeye başlamak için çok güzel bir nokta. 1916’da açılan bu tren istasyonu, dünyanın en güzel istasyonlarından biri ve Portekiz’in tarihini anlatan,  ressam Jorge Colaço tarafından “azulejo” tarzı işlerle donatılmış. Ressamın on bir yılda tamamladığı bu paneller, istasyonu dünyanın en dikkat çekenlerinden biri haline getirmiş şüphesiz.

porto-tren-istasyonu

Portekiz’de görülmeden gidilmemesi gereken bir diğer yer kesinlikle  Lello & Irmão Kitabevi olmalı. Eşleniği olan Paris’teki Shakespeare & The Company misali, daha ilk girdiğiniz anda, çıkmanıza müsaade etmeyecek şekilde etkisi altına alıyor sizi. Hatta söylentiye göre, Porto’da İngilizce öğretmenliği yapan J.K. Rowling, Harry Potter’ı yazarken, buradan hayli esinlenmiş. Her ne kadar Harry Potter’ı okuyuşumun üzerinden hayli zaman geçmiş olsa da, Hogwarts’ın merdivenlerinin aynen bu kitapçınınki gibi tasvir edildiği de söylentiler arasında.

porto-kitabevi

Neredeyse bütün Avrupa şehirleri gibi, Porto da görülmesi gereken tarihi bir katedrale sahip, Sé. Her ne kadar 12. yüzyıla kadar uzansa da tarihi, 18. yüzyılda büyük oranda tekrar değiştirilmiş.

porto-katedral

Elbette ki bir Avrupa şehrine özgü, diğer simgeye de sahip Porto: Palacio de Bolsa sarayı, turistik bir gezide, görülmesi gerekenlerden olarak öne çıkıyor.

Şehrin kendine has simgelerinden bir diğeri, nehir kenarında çıktığınız turda, kendini kolaylıkla gösteren Ponte de Dom Luís I Bridge. 1886 yılında Gustave Eiffel’in bir öğrencisi tarafından tamamlanmış olan bu köprünün üst kısmı tamamen yayalara ve metro hattına ayrılmış. Dolayısıyla, şehrin diğer tarafında bulunan şarap tadım merkezlerine geçerken, bu tarihi ve güzel köprüyü adımlayabilirsiniz.

porto-ponte-de-dom-luis-i-bridge

Eğer şarapla aranız iyiyse, Porto sizin için olmazsa olmaz. Ponte de Dom Luis I Bridge’den karşıya geçip bir anda kendinizi ardı ardına sıralanmış şarap tadım dükkanlarında bulabilirsiniz. 1900’lü yılların başından günümüze kadar uzanan, yıllanmış şaraplar mevcut dükkanlarda. Tadım yaparken açtırdığınız küçük şişeler, 40-50 yıllık veya daha yıllanmışları için dahi alım gücünüzü çok da zorlamayacak fiyatlara sahip. Ancak gerçekten şişe almak isterseniz, 1000 euro’nun üzerinde fiyatlar da hayli yaygın eski şaraplar için. Meşhur Porto şaraplarından denemek, kesinlikle yapılması gerekenlerden bu şehirde. Eğer kaçırdıysanız bu fırsatı, ne yapın edin, yolunuzu tekrar düşürün Porto’ya.

porto-sarap-tadim

Şehrin simgelerinden bir diğer ise, Torre dos Clérigos. 1763 yılında tamamlanmış olan saat kulesi, Porto’nun en yüksek yeri ve eğer 225 merdiveni çıkacak gücünüz olursa, ayaklarınızın altında Porto, sizi bekliyor olacak.

porto-torre-dos-clerigos

Tüm bunların dışında, benim en çok ilgimi çeken ise Porto’da uzun yıllardır aynı haliyle yaşatılan bir geleneği oldu. Daha üst sınıflarda bulunan üniversite öğrencileri, yeni başlayanlara neredeyse bir tören şeklinde, istediklerini yaptırıyorlar şehrin ortasında. Bu gelenek ise hayli ciddi ve aksatılmadan devam ettiriliyor. Bir akşam vakti, pelerinlerini giymiş üst sınıfların, yeni gelen çömezlere, şehrin ortasında yaptırdıkları, onlar için öyle midir bilmem, biz izleyenler için hayli eğlenceli idi. Surata pasta yemekten, buz gibi Porto havasında, şehirde şortla koşturulmaya varabilecek bu organizasyon, her sene itinayla sürdürülen yerleşmiş bir gelenek.

porto-ust-siniflar-etkinlik

Porto denilince her ne kadar çoğunluğun aklında öncelikle futbol kulübü gelse de, okyanus kenarında bulunan bu küçük şehir, kesinlikle görülmeyi hak ediyor. Çok makul fiyatlarla gezebileceğiniz Porto’nun, küçük kafeleri, her sokakta karşınıza çıkan, vitrininde sevimli pasta ve kurabiyeleriyle pastaneleri, nehir kenarı ve daha bir sürü güzelliği ile daha fazla ilgiyi hak ettiği aşikar. Porto başkent Lizbon’un gölgesinde kalmış mıdır bilinmez, ancak bu küçük şehrin kesinlikle bir ruhu olduğunu söyleyebilirim.

porto-sehir-gorunum-1

porto-sehir-gorunum-2

Kaynaklar:

www.lonelyplanet.com

www.portugal-live.net

www.localporto.com

www.goporto.com

www.tripadvisor.com

www.myhomeinportugal.com

www.telegraph.co.uk

somewherestudying.wordpess.com

 

 

Cansu Tazegül

Orta Doğu Teknik Üniversitesi iktisat mezunu. Seyahat, sinema, fotoğraf ve edebiyatla yakından ilgileniyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Nazım’ın Kalbinde “Piraye” Olmak

Ağızdan ağıza yayılan aşk hikayeleri vardır. Küçüklüğümüzden beri düşmez hikayelerden. Çocuklarına bu aşıkların isimlerini koyanlar olur. Belki aşklarını sevdiklerinden belki...

Kapat