Saraybosna’dan Budva’ya-1

Bosna Hersek ve Karadağ… Balkanlarda keşfedilmeyi bekleyen birer hazine gibi iki ülke. Bir haftalık geziye sığdırmaya çalıştığımız bu iki ülke için biz Saraybosna, Mostar, Kotor, Budva rotasını izledik.
İslami ögelerin hayli baskın olduğu Saraybosna için, Avrupa’nın Kudüs’ü yakıştırmaları yapılıyor. Vakti zamanında Osmanlıların hüküm sürdüğü bu şehirde, onlara dair her yerde iz olmakla birlikte, kendinizi kesinlikle yabancı hissetmeyeceğiniz bir ortam söz konusu. Yemekleri Türk yemeklerine oldukça benzerken, birçok restoranın garsonları Türkçe konuşabiliyor.

Saraybosnadan-Budvaya-Bosna-Hersek-Karadag-1

Ancak Saraybosna’da asıl baskın olan şey, şehrin hafızasına kazınmış Saraybosna kuşatması. Saraybosnalılar, olabilecek her şekilde, yaşadıkları drama sahip çıkarken, şehrin her yerinde savaş sırasında yitirilenlere adanmış anıtlar, savaşın unutulmaması gerektiğine dair notlar karşılıyor sizi. Bu kadar yakın tarihte gerçekleşmesinden midir, yoksa yaşadıkları acılara olabilecek en güçlü şekilde sahip çıkma isteklerinden midir bilinmez, o acıyı şu an hala hissedebildiklerini anlamak hiç de zor değil.

Saraybosnadan-Budvaya-Bosna-Hersek-Karadag-2

Şehrin birçok yerinde, savaşın izlerini taşıyan yapıları, o günkü halleriyle tutuyorlar. Koskoca bir şehir, açık hava müzesi gibi adeta.

Saraybosna’nın ruhunu daha fazla hissedebilmek ya da biraz daha derinden anlayabilmek adına, savaş hakkında ufak bir araştırma yapmak epey faydalı olabilir.

Şehirde, bombalanmayan yapı yok denecek kadar az. Gerek şehrin merkezi Başçarşı’da, gerek diğer yerlerde, tüm yapılar restore edilmiş. 1429 gün süren Sırp kuşatmasında, günde ortalama 329 top atılan şehirde, herhangi bir yapının sağlam kalması elbette ki bir mucize olurdu.

Bu noktada Saraybosna’da beni en çok etkileyen yer ‘Yaşam Tüneli’ oldu. Sırp kuşatması sırasında, havaalanına oldukça yakın bir yerde, dikkat çekmeyecek bir köy evinin altından açılan bu tünel vasıtasıyla, şehre temel ihtiyaçlar taşınmış. Şehrin merkezinden tramvay ve devamında otobüs ile gidilebilecek bu ev, sonradan müzeye çevrilmiş ve ziyarete açılmış. Siz müzeyi gezerken verilen detaylı bilgiler ise gerçekten tüyler ürpertici. Öyle ki, -20 dereceye varan Saraybosna soğuklarında, kimi zaman bir Adidas ayakkabı kimi zaman bir ‘Savaş ve Barış’ romanı ısınmaya vesile oluyor Saraybosnalıların evlerinde. 60 kilodan fazla insanlara casus ya da insani yardım ekibinde bir çalışan olarak baktıkları bu ortamda, yaşayanların çektiklerini düşünmek gerçekten üzüyor.

Yaşam Tüneli’nin olduğu yer ise tipik bir Saraybosna köyü. Beden diliyle anlaşmaya çalıştığımız köylülerle, onların gündelik yaşamlarına tanık olarak ilerledik tünelin olduğu eve. Saraybosna’nın merkezinde görülecek epey yer var elbette ancak ‘Yaşam Tüneli’ ve evin bulunduğu muhteşem doğa kesinlikle atlanmamalı.

Saraybosnadan-Budvaya-Bosna-Hersek-Karadag-3

Saraybosna merkezde görülmesi gereken yerler ise ‘Başçarşı, Sebil, Katolik Katedrali, Latin Köprüsü, Sonsuz Ateş ve Milli Kütüphane’. Başçarşı içerisindeki Gazi Hüsrev Bey Camisi de epey ziyaretçi çekiyor. Eğer biraz yokuş çıkmak beni zorlamaz derseniz, BijelaTabija’yı da listenize alabilir ve Saraybosna’ya tepeden bakabilirsiniz. Oldukça küçük bir şehir olan Saraybosna; tarihiyle, yemekleriyle, savaşın izleriyle aklınızda yer edecek şehirlerden biri olacaktır kesinlikle. Gece hayatının renksiz olduğunu iddia etmek de yanılgı olur. Lezzetli yemekler ve ev yapımı Saraybosna şarapları içebileceğiniz restoranlar kolaylıkla bulabileceğiniz gibi (örneğin Dveri), yemeklerin alıştığınız damak tadına hayli uygun olduğunu da göreceksiniz. Tabii ki tüm bunları epey uygun bir fiyatla gerçekleştirebilirsiniz. Tüm bu güzellikleri ve etkileyiciliğine rağmen, Saraybosna aynı zamanda bütçenizi de zorlamayacak bir şehir. Bizi yaklaşık 1,5 gün ağırlayan bu güzel şehirden bir sonraki adım ise Mostar. Sabahın erken saatlerinde düşüyoruz yollara bir diğer güzel ve yeşil şehir için.

Saraybosna’dan Mostar’a, sık sık otobüs kalkıyor. Birkaç saatlik otobüs yolculuğu sonrası ulaştığımız Mostar, bizi oldukça kuvvetli bir yağmurla karşıladı. Mayıs her ne kadar Balkanlar seyahati için çok ideal bir zaman olsa da, bu tarz sürprizlere hazırlıksız yakalanmamalısınız. Ve kesinlikle şunu belirtmeliyim ki Saraybosna’dan Mostar’a giden yolda uyumamalısınız. Doğanın bir kez daha ne kadar mükemmel olduğunu gözler önüne seren bu yolculuk, siz isteseniz de gözünüzü kırpmanıza izin vermeyecektir.

Saraybosnadan-Budvaya-Bosna-Hersek-Karadag-4

Devamında bizi böyle bir manzarayla ağırlayan Mostar’ı sevmemek pek mümkün değil. Mostar, Saraybosna’ya göre oldukça küçük ve 1 günde kolaylıkla gezebileceğiniz bir şehir. Bir tarafında Boşnakların diğer tarafında Hırvatların yaşadığı Tarihi Mostar Köprüsü, bu şehrin simgesi. Koski Mehmet Paşa Camii, Karagöz Camii şehrin turist çeken diğer yapıları. Mostar Köprüsü’nün biraz arkasında yer alan Eğri Köprü, diğeri kadar popüler olmasa da onun da etrafı Mostar doğasının güzelliklerinden nasibini epey almış.
Mostar’da merkezde olmamasına rağmen oldukça önemli bir diğer yer ise Blagaj Tekkesi. Alperenler Tekkesi olarak da bilinen bu yer, Osmanlılar zamanında, şehrin Müslümanlaşmasında önemli rol oynamış. Bizim bu seyahatimizde ziyaret etme fırsatı bulamadığımız Blagaj Tekkesi, popüleritesinden kaynaklı etrafını saran restoranların ne kadar kurbanı olmuştur bilinmez, ancak oldukça uhrevi bir havası olduğu söylentiler arasında.

Tarihi Mostar Köprüsü, türlü şovlara da sahne oluyor elbette. Belli bir ücret karşılığı, üzerinden atlayan insanların olduğu bu şehirde, biz de bir atlama teşebbüsüne tanık olduk. Her ne kadar bunu bir şova dönüştürmesinden ötürü, atlama merasimi 1 saati bulan profesyoneller bizi kendilerinden uzaklaştırıp atlayışlarını görmemizi engellemiş olsalar da, böyle bir durumla karşılaşırsanız eğer, bunun bir meslek kolu olduğunu bilmenizde fayda olabilir.

Şehrin ara sokaklarında dolaşmaya çıktıysanız eğer, yine aynı haliyle tutulmaya devam eden kurşunlanmış evler karşınıza çıkacaktır. Hediyelik eşya satan dükkanda girişine iliştirilmiş “93’ü Unutma” notu, biz turistlere dahi savaşın acımasızlığını bir kez daha hatırlatıyorsa, bunu gerçekten yaşamış insanların dramı bizim düşünebileceğimizin de ötesine taşıyor. Her zaman tekrar tekrar karşılaştığımız gibi aslında, insana yine en büyük zararı insan veriyor.

Mostar’dan sonraki yolculuğumuz ise Kotor’a. Doğasıyla bizi büyüleyen, dramıyla hüzünlendiren ülke Bosna Hersek’i, Karadağ’a gitmek üzere bu seferlik terk ediyoruz. Sabahın erken saatinde başlayan yolculuğumuz 9 saat sürecek olsa da, bu iki ülkenin doğası, bu yolculuğu olabildiğince güzel kılıyor.

Cansu Tazegül
Orta Doğu Teknik Üniversitesi iktisat mezunu. Seyahat, sinema, fotoğraf ve edebiyatla yakından ilgileniyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Fransa’dan Karikatürist Ramize Erer’e Ödül!

Karikatürist Ramize Erer, dünyanın en önemli çizgi festivallerinden olan 44. Uluslararası De La Bande Dessinne'de FludieGlaciel dergisi tarafından 'Cesaret' ödülüne...

Kapat