Sazıyla, Sözüyle, Özüyle Her Daim Yaşayacak Olan Usta: Neşet Ertaş

 1938’de Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde doğan, Abdallık geleneğinin son ustası olan Neşet Ertaş; Türk ozanı ve Türk halk müziği sanatçımızdır. Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır.

Yaşar Kemal tarafından “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırılan büyük usta, annesinin vefatı üzerine babası ile birlikte köyde yaşamaya başlar. Ertaş; ilkokulda önce keman, sonrasında da bağlama çalmayı öğrenir. Babasıyla yörenin düğünlerinde sazıyla çalıp sesiyle türküler söylemeye başlar.Büyük usta etkilendiği tek insanın babası olduğunu “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.” sözüyle de ifade eder. Ertaş,  “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adlı ilk plağını babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkarır. Gerek sağlık gerekse çocuklarının eğitimi gibi sebeplerden farklı farklı yerlerde olsa da, büyük usta sanat yaşamını sürdürmüştür.

Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ ünvanını; “O dönem Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir. Bu sözlerinden sonra halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden,Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak ‘Yaşayan İnsan Hainesi’ kabul edilmiştir.

       Albümleri;

  • 1957 – Neden garip garip ötersin bülbül
  • 1960 – Gitme Leylam
  • 1979 – Türküler Yolcu
  • 1985 – Sazlı Oyun Havaları
  • 1987 – Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
  • 1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
  • 1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
  • 1988 – Kibar Kız
  • 1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
  • 1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
  • 1990 – Gel Gayri Gel
  • 1992 – Şirin Kırşehir
  • 1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
  • 1995 – Seçmeler 2
  • 1995 – Seçmeler 3
  • 1995 – Seher Vakti
  • 1995 – Altın Ezgiler 3
  • 1995 – Benim Yurdum
  • 1997 – Nostalji 1
  • 1998 – Ölmeyen Türküler 2
  • 1999 – Ölmeyen Türküler 3
  • 1998 – Gönül Yarası

Neşet Ertaş Külliyatı 15 Seriden oluşmaktadır.

  • 1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze 1Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Gönül Dağı 2Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Muhur Gözlüm 3Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Zahidem 4
  • 1999 – Neredesin Sen
  • 2000 – Garibin Dünyada Yüzü Gülemez 5Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Niye Çattın Kaşlarını 6Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Çiçekdağı 7Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Ayaş Yolları 8
  • 2000 – Sevsem ÖLdürürler 9Kayıt tarihi:1974-1986
  • 2000 – Ağla Sazım 10Kayıt tarihi:1974-1986
  • 2000 – Hata Benim 11
  • 2001 – Dostlara Selam 12
  • 2001 – Sabreyle Gönül 13
  • 2002 – Yar Gönlünü Bilenlere 14
  • 2005 – Vay Vay Dünya 15
  • 2003 – Gurban Olduğum
  • 2008 – Neşet Ertaş 2

Büyük ozanın istisnasız bütün eserleri dinleyenlerin gönlünde yer ediyor ve ruhuna işliyor. Bunun nedeni kimileri için coğrafyamızda yetişmiş olması, coğrafyamızdaki duyguları bütün içtenliğiyle işlemesi; kimileri içinse buram buram Anadolu kokmasıdır. Sebebi her ne olursa olsun büyük ustanın müziğinde kalpten kalbe bilinmez bir yol vardır… Notaları sadece müziğini oluşturan detaylar değil; dünyaya bakış açımızı değiştiren, anlatamadığımız duygularımızı dillendiren kelimelerdir aynı zamanda. Kimi zaman “Ah Yalan Dünya” ile başlayan sitemlerimiz olur, kimi zamansa bütün metanetimizle “Sabreyle Gönül”…

 

 

Bozkırın Tezenesi  büyük ustamızın  hayatı ve saz çalış teknikleri  kitaplara konu olup, derslerde öğretilirken ;  Can Dündar’ın hazırladığı muhteşem belgeselle de izleyici  karşısına çıkmıştır. ( Garip: Neşet Ertaş Belgeseli ) 

     Bizler her ne kadar popüler kültürün etkisi altında kalsak da, bu topraklarda yetişmiş büyük ozanlarımızı tanımalı ve onların eserlerinde anlatmak istediklerini anlayabildiğimiz ölçüde dinleyip gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Zaten bunu yaptığımız ölçüde onlara olan vefa borcumuzu yerine getirmiş olmaz mıyız?

Neşet Ertaş’ın ölüm yıl dönümü sebebiyle kaleme aldığım bu yazıma burada son verirken büyük ozanımıza olan özlemimi yine kendi dizeleri olan şu sözlerle aktarmak istiyorum:

  “Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
 Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen? “

 

 

1 Comment

  1. Ekrem Koc

    28 Eylül 2014 at 20:40

    Ilk olarak inanilmaz bir üslubunuz var Betül Hanim tebrik ederim. Okudukca daha cok ilgimi cezbetti.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
‘Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ Romanına İskoçya’dan Ödül!

Ece Temelkuran'ın kaleme aldığı ve İngilizce yayımlanan ilk romanı 'Düğümlere Üfleyen Kadınlar', İskoçya'nın başkenti Edinburgh'ta düzenlenen kitap festivalinde ödüle layık...

Kapat