ŞEHRİMİN TADI: ‘KURTULUŞ’ SEMTİ

Ne varsa semtimin sıcak insanlarında var diye başlayacağım yazıma. ‘Kurtuluş’ güzellemesi yapmayı biraz fazla seviyor olabilirim. Hatta ve hatta pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünebilirsiniz fakat 28 yıldır kendimi bildim bileli Kurtuluşlu olmaktan gurur duyuyorum.

Bazıları ‘yeni Cihangir’ diyorlar buraya. Cihangir’in o meşhur entelektüel kesimi, yaşanılabilirliğini yitirmeye yüz tutmuş Beyoğlu’ndan kaçıp, Şişli’nin bu kendine has ve samimi semtine yerleşmeye başladığından beri, bu tarz söylentiler duyabiliyoruz.
Son zamanlarda semtin artan popülaritesinin ardında birçok neden saklı. Bunlardan biri ve en önemlisi de sahip olduğu ve hala korumayı başardığı köklü geçmişi.
Semtin tarihinden tutun, binalarının tasarımına kadar en ince detaylar, öğrenildikçe keyif veriyor insana.
Tarihi demişken; Kurtuluş yani eski ismi ile ‘Tatavla’ Yunanca’da beygir ahırı anlamına gelen ‘tavla’ kelimesinden türemiş bir sözcük. Şişli ilçesine bağlı bu küçük ama kozmopolit semt, ilçenin ilk yerleşim alanına sahip semti olarak biliniyor. Yaklaşık 500 yıllık bir tarihe sahip bu semti diğerlerinden ayıran en belirgin özellik ise semtte Rum ve Ermeni nüfusunun ağırlıkta olması.

1793 yılında yayınlanan bir ferman ile Rum nüfusu dışında buraya yerleşim yasaklanıyor. 20. yüzyıla gelindiğinde bu nüfus 20.000’e, ev sayısı ise 3000’e ulaşıyor. Tatavla-Beyoğu hattının 1911’de açılmasıyla nüfusun diğer bölgelere ulaşımı kolaylaşıyor. Tatavla’nın Kurtuluş adını alması ise 1929 yılında çıkan bir yangından sonra gerçekleşiyor. Kaçak bir rakı imalathanesinde çıkan yangın kısa sürede yan evlere yayılıyor ve çoğu insan evsiz kalıyor. 10 saat süren yangında can kaybı olmuyor, ancak 500’den fazla ev, bir okul, Tatavla kulüp binası, 1604 yılında inşa edilmiş Aya Dimitri Kilisesi ve kilise papazlarının oturduğu bina tamamen kül oluyor.
İstanbul’da büyük ve ilginç bir değişime neden olan tek yangın bu olsa gerek. Bu olay sonrasında Rumca olan sokak isimleri değiştiriliyor. ‘Tatavla’ da bundan nasibini alarak ‘Kurtuluş’ adını alıyor. Hazin bir ‘kurtuluş’ hikayesi aslında bu. 1950’lere kadar Rum nüfusu çoğunluğu oluştursa da 6- 7 Eylül olaylarının etkisi ve 1964’teki kanunla burada yaşayan çoğu Rum sınırdışı ediliyor.

2017 yılında Kültürel Mirası Koruma Derneği ve Paros Dergisi ortaklığı ile Kurtuluş’un son 100 yılını gözler önüne seren ’70TK’ isimli bir sergi açılmıştı. Takip edenler bilir. Sergi, uzun yıllar Tatavla olarak adlandırılan semtin son yüzyılda geçirdiği değişimi farklı görseller üzerinden sunarak, geçmişin izlerini günümüze aktarmıştı.

Neyse ki, bu denli köklü bir geçmişe ve hazin bir tarihe sahip olan semt, hala çok kültürlü yapısıyla ayakta kalmayı başarıyor. Sürekli bir devinim halinde, kendini her gün yenileyerek ilgi çekmeye devam ediyor. İşte Kurtuluş’un sevdiğim yanlarından biri de bu! Hem semt kültürü hem de popüler kültür iç içe geçerek bir sinerji yaratıyor.

İnsanların birbirini gerçekten tanıdığı bu semtin, meyhaneleri, pastaneleri, dar sokakları sımsıcak kahve dükkanları, hepsi semt kültürünün bir parçası olarak huzur veriyor.
Mesela, Türkiye’nin ilk kadın işletmecisi olarak tarihe adını yazdıran Madam Despina’nın meyhanesi, hala Kurtuluş son durakta sevenlerini ağırlıyor.
Kurtuluş Caddesi’nde 72 yıldır dimdik ayakta duran Nazar Pastanesi profiterolü ile hala gönüllere taht kuruyor. Yılların Damla Dondurma’sı 1994’ten beri yazın serinletiyor, kışın bozası ile içimizi ısıtıyor.
Öğrenciyken, okul dönüşlerinde uğramadan geçmediğimiz, küçük ve sevimli kırtasiye dükkanlarından biri olan Beşgen Kırtasiye, yaklaşık yarım asırdır öğrencileri sevindirmekten geri durmuyor. Baruthane Caddesi’ndeki Işıl Kırtasiye de 50 yılı aşkın süredir tarihi ahşap bir binanın altında hizmet veriyor.
Bir hayli yozlaşan ve sıradanlaşan yaşantılarımızda semt kültürünün değerini git gide daha iyi anlıyoruz. Zaman ilerledikçe, bizler geriye dönmek istiyoruz. Nostaljiye olan özlemimiz her geçen gün artıyor.


Her şey bizim elimizde. Hep birlikte el ele verip yaşadığımız yeri tüm içtenliğimizle güzelleştirmeye ve bu güzelliği korumaya devam edersek, hayatlarımızı daha yaşanılabilir bir hale getireceğimize eminim.

Toplum olarak bizleri içine çekmeye devam eden AVM kültürünün yerini semt kültürüne bırakması dileklerimle…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Queer Perdenin Dahi Çocuğu Xavier Dolan ve Hayali Aşklar’ı

İnanması güç ama o daha 26 yaşında… Montreal, Quebec doğumlu Xavier Dolan ya da diğer bir deyişle Xavier-Dolan-Tadros; sineması ve...

Kapat