Sessiz ve Karanlık Bir Dünyaya Hapsolmak: Perfect Sense

“Karanlık vardır. Işık vardır. Erkekler ve kadınlar vardır. Yiyecek vardır. Restoranlar vardır. Hastalıklar. İş vardır. Trafik. Hepimizin bildiği günler. Nasıl hayal ediyorsak öyle bir dünya…”

Koku, tat, işitme ve görme. Tüm bu duyularınızı teker teker kaybettiğinizi hayal edin. Belki koku ya da tat alamadan hayatınızı sürdürebilirsiniz bir şekilde, tek başlarına görmüyor ya da duymuyor olduğunuzda da öyle. Yine de hangi duyunuzu bir diğerinin yerine koyabilir ya da tercih edebilirsiniz? Peki ya hepsi birden kaybolduğunda nasıl devam edersiniz hayatınıza? Böyle bir durumda sevginizi nasıl anlatırsınız mesela ya da anlatabilir misiniz gerçekten? Kimsenin kimseyi görmediği, duymadığı bir dünyada kendinizi ne kadar anlaşılabilir/anlatabilir hissedersiniz? Bu yalnızlığın üstesinden nasıl gelirsiniz? Bilgiye nasıl ulaşırsınız kitapları okuyamadan? Ruhunuzu neyle dinlendirebilirsiniz müziği duymadan? Nasıl sevişebilirsiniz sevdiğiniz insanın kokusuna doymadan? Böyle bir distopyanın içerisinde kaybolmadan yaşamaya devam edebilir misiniz?

Herkesin dokunma dışındaki tüm duyularını kaybettiği karanlık ve sessiz bir dünya hayal edin bunları kendinize sorarken. Hayal etmekte zorlanıyorsanız da ben size olacakları anlatan güzel bir filmden bahsedeyim biraz.

Sessiz-ve-Karanlik-Bir-Dunyaya-Hapsolmak-Perfect-Sense-1

Susan sevgilisi tarafından terk edilmiş, kendisini işine adamış bir epidemiyoloji (hastalıkların kökenini, yayılma hızını vs. araştıran bir uzmanlık alanı) uzmanı, Michael ise ilişkilerinde bağlanma problemi yaşayan bir restoran şefidir.

Dünyada ilk defa karşı karşıya kalınan ve hızla yayılan, beyindeki duyu merkezlerini etkileyerek tek tek duyuların kaybolmasına neden olan, bulaşıcı bir hastalık türemiştir. Susan bu hastalığın etkilerini incelediği sıralarda, penceresinin karşısındaki restoranda çalışan Michael ile tanışır. Birbirlerine aşık olurlar. Bu esnada, hızla yayılan hastalığın ilk etkileri insanların ani ve derin bir kedere boğulduktan sonra koku duyularını kaybetmeleriyle ortaya çıkar. Koku duyusunun kaybolmasıyla beraber, kokuya bağlı olan anılar bir daha hatırlanmamak üzere derinliklere gömülecektir. Çocukluğa dair hatırlanan babaanne yemeklerinin kokusu, ilk sevgilinin kokusu, evinin kokusu, hepsi…

Sessiz-ve-Karanlik-Bir-Dunyaya-Hapsolmak-Perfect-Sense-2

Bunun ardından gelen duyu kaybı tat almada çıkacaktır karşımıza. İnsanlar geçirdikleri büyük bir sanrının ve paranoyanın ardından gelen devasa bir açlık hissiyle birlikte tat alma duyularını kaybedeceklerdir. Yenilen yemeklerin, içilen içkilerin hiçbir hükmü kalmaksızın hepsi yalnızca ölmemek adına mideyi doldurmaya yarayacak olan besinler haline dönüşecektir. Dünya üzerinde yemek yemenin, güzel bir kahve, soğuk bir su ya da buzlu bir içki içmenin verdiği keyif yalnızca hatıralarda kalacaktır.

Sessiz-ve-Karanlik-Bir-Dunyaya-Hapsolmak-Perfect-Sense-3

”…Fakat en önemlisi diğer insanlara sevgiyi ifade etme arzusu. Samimiyet hissi. Anlayış. Kabullenmek. Affetmek. Sevgi…”

İnsanlar koku ve tat alma duyularının kaybolmasıyla birlikte normal koşullarda hayatlarını devam ettirmeye çalışacak, işlerine gidip gelerek yaşamaya devam edecek olsalar da bundan sonraki süreç tüm yaşamlarının derin bir sessizliğe ve karanlığa gömülmesine neden olacaktır. Koku ve tat almak, işitme ve görme duyularına kıyasla daha feda edilebilir gibi görünecektir artık. Geçirdikleri şiddetli bir öfke nöbetinden sonra insanlar işitme duyusunu kaybederek yavaş yavaş sessizliğe gömülmeye başlayacaklardır. Sessizliğin yarattığı yalnızlık ve çaresizlik duygusu derinden yaralayacaktır insanları. Duyamamak ve söylediklerini duyuramamanın yarattığı hırçınlık dünyalarını daha yaşanmaz bir hale sokacak olsa da, bir süre sonra bu durum kabullenişe bırakacaktır kendini. Yalnızlaşacak ve sessiz bir dünyaya gömülecektir insan artık. Ardından gelen görme kaybı ise sevgiyi ifade etme isteğiyle ortaya çıkan bir sanrı sonrasında gerçekleşecektir. Karanlık bir dünyada son bulacaktır her şey. Yanındakinin varlığını anlamanın yolu yalnızca nefesini hissetmek olacaktır. Böylelikle belki de insan en ilkel haline dönüşecek ve kendi içine hapsolacaktır. Belki de kıyamet budur.

Sessiz-ve-Karanlik-Bir-Dunyaya-Hapsolmak-Perfect-Sense-4

Artık etraf karanlık. Fakat birbirlerinin nefeslerini hissediyorlar. Bilmeleri gereken her şeyi biliyorlar. Öpüşüyorlar. Birbirlerinin gözyaşlarını yanaklarında hissediyorlar. Eğer birisi onları görebiliyor olsaydı birbirlerinin suratını okşayan normal bir çift olduklarını düşünürdü. Vücutları birbirine yakın. Gözler kapalı. Etraflarında olan bitenden bihaber. Çünkü hayat öylece devam eder. Öylece.”

İşte böyle bir dünyada nasıl ifade edebilirsiniz kendinizi? Yaşamı algılamanızı sağlayan şey yalnızca duyularınız mı yoksa daha ötesi var mı? Kendinizi anlatamadığınız, anlatabilecek olsanız da bunu anlayabilecek kimsenin olmadığı bir dünyada yaşamayı sürdürebilir misiniz? Tüm bunların üstesinden yalnızca dokunma duyusuyla gelebilir misiniz? Peki ya evrimin bir gün bu noktaya varabileceği ihtimalini düşünebilir misiniz?

Ewan Mcgregor ve Eva Green’in başrollerini paylaştığı, İngiliz yapımı, David Mackenzie filmi olan Perfect Sense(2011)’i keyifle ve ivedilikle izlemenizi tavsiye ederim. Şimdiden iyi seyirler.

https://www.youtube.com/watch?v=iexMJrBzZtA

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Uçurtmayı Vurmasınlar

”İnci, niye uçmuyor bu uçurtma?” ”Uçar bir gün…” Kocaman çayırlarda uçurmak gerekir. Kocaman çayır nasıl olur İnci? Ne diyelim, nasıl...

Kapat