Sevgiyle Yazılan Hikaye: Küçük Prens

1943 yılında Fransız bir yazar dünyayı değiştirecek bir hikâye yazdı. O hikâye yayımlandıktan sonra, onu okuyan herkesi etkisi altına almayı başardı. Çünkü sadece küçükler için değil, aynı zamanda yetişkinler için de bir rehberdi.

Elbette Küçük Prens’ten bahsediyoruz.

Yazarı Saint-Exupéry’nin yaklaşık 1000 sayfa olarak hazırladığı bu kitap sadeleştirildikten sonra bugünkü halini aldı. Yazar bu sadeleştirme çalışması için “Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır.” cevabını vermiştir.

Kitapta büyürken unuttuklarımızın yanı sıra, bazı hayat felsefeleri de anlatılmaktadır. Kitabı okurken, çok parçalı bir yapbozu birleştirdiğinizi ve bunun bir parçası olduğunuzu hissedebilirsiniz.

Yazar, bunu bir amaç haline getirmiş ve arkadaşı Leon Werth’in çocukluğuna ithaf ederek yazdığı bu kitabı, aynı zamanda tüm çocuklara ve çocuk kalmayı başarabilen yetişkinlere armağan etmiştir. Ayrıca bunu yazarken çok hüzünlü anlar yaşadığını anlatan yazar, bu kitabı kimsenin gelişigüzel okumasını istemediğini söylemiştir.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-1

Hikâyemizde, yazarın hayatıyla ilgili birçok ayrıntıya rastlamak da mümkündür. Kitapta bahsi geçen gülün eşi Consuleo’yu, pilotun da kendisini temsil ettiği düşünülür. Ayrıca II. Dünya Savaşı sırasında pilotluk yapan yazarın, gezdiği her ülkeyi düşünerek gezegenleri kurguladığından bahsedilmektedir.

Her satırında dünyanın tehlikeleriyle nasıl savaşacağımızı anlatan yazar, nasıl bir yetişkin olunması gerektiğinden bahsederken, aynı zamanda nasıl daha iyi bir yetişkin olunacağını da anlatır.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-2

Dünya çapında 140 milyon satan bu başarılı hikâye aynı zamanda defalarca filme uyarlanmıştır. Bu uyarlamalardan sonuncusu olan animasyon, 2015 yılında vizyona girmiş ve büyük beğeni kazanmıştır.

Hayatının herhangi bir anında bu hikâyeyi ansızın keşfedenler, bu kitabı çocukluğunda okuyanlar kadar şanslıdır aslında. Çünkü bu hikâyenin ne yaşı ne zamanı ne de bir mekânı vardır. Hikâyenin bu kadar okunması ve sevilmesi belki de bu sınırsızlığına bağlıdır.

Her sayfasında yazarın kendi suluboya çizimlerine rastladığımız kitapta, Küçük Prens’in yaşadığı maceralar anlatılırken, aynı zamanda bazı hayat dersleri de verilmektedir. Örneğin; hikâyenin başında rastladığımız çizimde, görünenin arkasına ulaşmamız gerektiği büyük bir ustalıkla anlatılmıştır.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-3

Yetişkinlerin dışardan baktığında bir şapkaya benzettiği bu çizimi yazarımız, fil yutmuş bir boa yılanı olarak tasarlamıştır. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı gerçeği, hikâyenin içine gizlice yedirilmiştir. Belki de yazar, daha burada ilerde yazdığı “İnsan ancak yüreğiyle görebilir.” satırının açıklamasını da yapmak istemiştir. Gördüklerimizi en iyi şekilde anlayabilmek için yüreğimize ihtiyacımız olduğunu çok ince bir detayla bizlere anlatmıştır.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-4

Yazar, hikâyede gerçek duygularımızı saklamanın başka sonuçlar doğurabileceğinden de bahsetmektedir. Gül, Küçük Prens’in başka gezegenler keşfetmek istediğini anlayınca onsuz idare edebileceğini söylemiş ve kahramanımız da bundan dolayı asteroidini terk etmiştir.

İnsanoğlu olarak kendimizi ifade etmekte bazen o kadar yoksun oluyoruz ki yazar da bunu anlamış ve söyleyemediklerinin sebep olduğu sızıyı satırlarıyla harmanlayarak belki de gizlice konuşmuştur sevdikleriyle.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-5

Bize gezdiği her asteroid sayesinde birbirinden farklı dersler veren Küçük Prens, başkalarından önce kendimizi yargılamamız gerektiğini, rastladığı kralla anlatmaktadır. Yazar, birey olarak kendi düşüncelerimizi ve yaşantımızı yargılamamız gerektiğini böylelikle vurgulamıştır. Toplumun yapısı içinde öncelikle, kişinin kendine giden patikayı anlaması gerektiğini, bu kral sayesinde Küçük Prens de öğrenmiştir. Bizler de kitabı okuduktan sonra, bunun üzerine kafa yorarsak belki de bu dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olması için uğraşan yetişkinlere doğru evriliriz, ne dersiniz?

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-6

Kibirli olmak ve kendini fazla ciddiye almak konusunda da bize dersler veren hikayemiz, birçok şeyi güzel bir zerafetle anlatmanın yolunu bulmuş gibidir. Saint-Exupéry, çocuklara hatta bazen yetişkinlere bile anlatılması güç olan bu konuları anlatmak için her fırsatı değerlendirmiştir. Hatta insanların içindeyken bile çektiğimiz yalnızlık duygusunu öyle iyi anlatmıştır ki kalabalıklarla dolu dünyamızda yolunu bulmaya çalışan Küçük Prens’in elinden tutma ihtiyacı hissederiz ister istemez.

Küçük Prens, dünyada tanıştığı bir diğer arkadaşı tilkiden de çok önemli şeyler öğrenmiştir. Onunla tanıştıktan sonra onu evcilleştirmiş ve onunla önemli bir bağ kurmuştur. Tilki ona, gönül bağı kurduğu her şeyden ölene kadar sorumlu olduğunu öğretmiş ve bize de verdiğimiz sözleri hatırlatmıştır.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-7

Küçük Prens ve tilki arasında geçen önemli bir diyalog daha vardır. Tilki ve Prens arasında geçen bu diyalogda “Gerçeğin mayası gözle görülemez.” olarak çevrilen cümle, bu hikayenin en güzel çevirilerinden birini bize kazandıran Tomris Uyar ve Cemal Süreya’nın, Türkçeyi anlama ve yaşatma konusunda ne kadar başarılı olduklarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu cümlenin çevirisinden, sadece onların ustalığı değil, aynı zamanda Türkçenin ne kadar geniş kalıplara ve anlam bütünlüklerine sahip olduğu da anlaşılmaktadır.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-8

Kendi gülünün ne kadar kıymetli olduğunu, tıpkı ona benzeyen ama aslında farklı olan birçok gülün arasında kalınca anlayan Prensimiz, gülünü değerli kılanın ona ayırdığı vakit ve gösterdiği özen olduğunu fark ettiğinde bizden bir adım öne geçmiş sayılır.

Sonunda birbirinden ayrılması gerektiğini anlayan kahramanlarımız, sevginin mesafelerle ya da sözcüklerle kısıtlanamayacağını öğretmiştir bu umuttan yoksun bedenlerimize.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-9
Adına müzeler, köyler ve havaalanları kurulan bu hikayeyi bu kadar sevmemizin sebebi, gömmeye çalıştığımız onca duyguyu ve sevgiyi bize hatırlatıyor olmasıdır muhtemelen. Öfkenin ve şiddetin esir aldığı bu yalnız dünyamızda açılmasını beklediğimiz bir penceredir bu hikaye. Güneşe, yıldızlara ve hayata nasıl sırtımızı dönemiyorsak, sevgiye de aynı değeri vermemiz gerekiyor.

Kurulan bu ruhsuz düzeni, ancak sevgi ve umutla yaşanılır hale getirebileceğimizi anlamamakta direten insanlarla çevrili dünyamız, böyle hikayelere her geçen gün daha da çok ihtiyaç duymaktayız ne yazık ki.

Halbuki birinin bize yol göstermesinden çok kendi içimize dönebilmemiz mühim olan. Uzun zaman önce tanıştığım bir adamın da dediği gibi; kelimelerle değil sevgiyle yazılan bu hikaye, kendi içimize giden yolculukta en büyük destekçimiz.

Küçük Prens büyürken unutmamamız gerekenleri anlatırken bizi kurtarmak istiyor olabilir. Ona kulak vermekte fayda var.

Sevgiyle-Yazilan-Hikaye-Kucuk- Prens-10

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Efsanevi Müzik Grubu ‘ABBA’ Yıllar Sonra Bir Araya Geliyor!

1982 yılında dağılan efsanevi müzik grubu 34 yıl sonra müzisyen Simon Fuller'in projesi için yeniden bir araya geliyor. 1972 yılında...

Kapat