Siddhartha

Batı felsefesinin yoğunlaştığı töz, varlık ve zaman gibi kavramlar üstüne açıklamalar getiren, akıl yürütmeler sonucunda dünyaya gözlük ile bakmanın eksik bir izleme yöntemi olduğunu gösteren bir kitap Siddhartha. 1960 – 1970 yılları arasında kitabın en çok satış tirajını yakalamasını, o yıllar arasında doğuya yöneliş, modernite ve kurumsallaşmaktan kaçış sürecinin yaşanmasına bağlayabiliriz.

Bu kitabında Hermann Hesse, sürekli aklında soru işaretleri ile dolaşan, kendisini tatminsizlikler ve hep daha iyiye yönelik arayışlar içinde birbirinden farklı ortamlara sürüklenirken bulan bir kişinin hikayesini anlatır. Hikaye; münzeviliğe, tüccarlığa ve kumarbazlığa; kutsal sevgiden kadın sevgisine kadar geçen ve durağan bir kayıkçılık hayatıyla son bulan bir benlik arayışını işler.

Azı karar, çoğu zarar felsefesi ile bu topraklarda büyümüş birisi olarak başlarda Siddhartha’ya  her ne kadar kızmış olsam da kitabın ortalarına gelmeye başladığımda yazara derin bir saygı duydum.

Bir insanın günlerini sadece ibadetle geçirmesini, saatlerce düşünmesini, nefsini yenmeye çalışmasını; sevinçlerden, üzüntülerden, umutlardan, isteklerden ve heyecanlardan arınmak için uğraşmasını yani insanı insan yapan değerleri reddederek insan doğasına aykırı davranarak huzura erme arayışını abartılı ve yanlış buldum. Kitap aktıkça öz benliği bulmak için kurtuluşu daha çok doğu -özellikle Hint- felsefesinde gören Hesse’nin, kahramanının arayışını anlatırken bir taraftan da kitabında Doğu felsefesinin ana hatlarını çizmesi ve kendi yolunu bulma arayışına girmesi kitabı bana göre en özel kılan noktalardan biri oldu.

Hesse yol göstericilerin izinden giderek erişilmeye çalışana ulaşılamayacağını, öğreticilerin yolunu izlemek yerine kendi özgün yolunu yapılandırmanın gerekliliğini, Nirvana’ya ulaşmanın hayattan sıyrılarak değil bizzat onu her yönüyle yaşayarak olacağını, soruların cevabının her zaman kişinin içinde olduğunu ve dış etmenlerin sadece kişinin içindekileri görmesini sağlamaya yaradığını göstermiştir. Bir başka önemli nokta ise Hesse kitabında bir nehir antolojisi oluşturmuştur. Siddhartha’nın nehri geçmesi ile geçmeden önceki benliğini öldürüp başka bir benliğe geçişi, her insanın olduğu gibi nehrin de en yakın denize dökülmek gibi bir amaca sahip oluşuyla, doğanın ve insanın içsel akışını bağlama noktasında çok iyi bir benzeşim gerçekleşmiştir.

hermann-hesse-siddhartha

Kitapta önemli bulduğum ve aslında kitabın felsefeni anlattığını düşündüğüm birkaç cümle:

“Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece şu an varlık sahibidir.

“Maddeyi madde olduğu için seviyorum, ileride bu elimdeki taş ufalanıp toprak olabilir, o toprak bir bitkiye can verebilir.” derken milyonlarca yıl evvel, etrafımızdaki, bedenimizdeki tüm elementleri üreten süpernova patlamalarına gönderme yapıyor sanki. Hesse, değişim kavramını, Doğu felsefesinden esinlenerek kurduğu bu benzeşimlerle oldukça net bir biçimde açıklamayı başarmış. Söz gelimi her nefes alış verişimizde ağzımızdan çıkan su buharı, binlerce kilometre öteye bir yağmur damlası olarak düşebilir. Bu yağmur damlası bir okyanusa, bir göle ya da bir nehre karışabilir ama yok olmaz. Hesse, bilimin bize öğrettiği madde ve enerjinin korunumu kaidesini, doğunun bize öğrettiği bütünlük düşüncesi ile açıklayarak okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor.

“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelik ise asla. Bilgelik keşfedilebilir, yaşanabilir ama öğretilemez.

“… oysa ki bazı insanların küçük çocuklarınki kadardır aklı, öyleyken böyle bir sığınak vardır kendilerinde. İnsanların büyük çoğunluğu, düşen yaprak gibidir, katılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belirli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar. Tanıdığım pek çok bilgin ve samana arasında bir tanesi işte böyle kusursuz biriydi; asla unutamayacağım kendisini. Gotama idi bu ulu kişi, buda öğretisinin müjdeleyicisi Gotama. Binlerce öğrenci her gün öğretisini dinliyor, her an kurallarını izliyor onun, ama hepsi de düşen yapraklardan farksız, öğretiyi ve yasayı içlerinde taşıdıkları yok.”

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Doğa Yürüyüşü Yapılacak En Güzel 5 Zirve

Genelde yüksek zirveler, devasa dağlar sadece profesyoneller tarafından keşfedilebilir gibi bir algı olsa da; doğada vakit geçirmeyi seven, sırtında çantası...

Kapat