Şiirlerin Yalnız Kadını: Emily Dickinson

“Bir tek kalbimin kırılmasını önleyebilirsem ya da küçük bir kuşu yuvasına koyabilirsem. Bir yaşamdan acıyı alabilirsem ya da bir acıyı hafifletebilirsem, boşuna yaşamamış olacağım.” der Emily Dickinson, yaşamın özetini en güzel şekilde anlatarak. Tuhaftır ki koca dünyada küçücük bir oda kurmuştur kendine Emily. Bilinen şu ki odası dünyasından daha büyüktür aslında.
1830 yılında ABD’de dünyaya gelir. Hiç evlenmez. Ailesi ile birlikte yaşar. Hatta yakın çevresinden edinilen bilgilere göre yaşadığı kentten dahi dışarı birkaç kez çıkmıştır sadece. 30’lu yaşlarında inzivaya çekilir ve ölene kadar en yakın arkadaşları ile bile görüşmez. Kendini yazmaya verir. Kapandığı odasında, mektuplar ve şiirler yazmaya başlar. Başlarda canlı, kendinden emin bir genç kız betimlemeleri dikkat çeker. Sonraları eleştirmenlere göre kendini iç dünyasına kapatmasının sebebi olarak  umutsuz bir aşk olduğu düşünülür.

Bilseydim sonbaharda olacağını bu işin
Yazı bir yana iterdim
Yarı kızgın, yarı gülüşle
Ev kadınlarının sinekleri kovduğu gibi..

  Bir yıl içinde buluşacağımızı bilseydim
Ayları yumak yapardım
Ayrı ayrı dolaplara doldurur
Günlerini beklerdim..

Şayet asırlar unutsaydı gelişmeyi
Onları elime dolardım
Parmaklarım durana kadar
Geçmiş günlerin içinde..

Bilseydim ne zaman biteceğini ömrün,
İkimizin ömrünün
Onları bir meyva kabuğu gibi soyar
Tadlarına bakardım…

Emily’nin kültürel gelişiminde kadınlardan çok erkeklerin rolü olmuştur. “Bana ölümsüzlüğü öğreten bir dost” olarak tanımladığı Benjamin Newton onlardan biridir.
Yazdığı şiirleri dönemin eleştirmenlerinden olan Thomas Higginson’a göndermiştir. Aldığı yanıt, şiirlerinin güzel olduğu fakat bireysellikten biraz daha uzaklaşması yönünde olmuştur. Fakat Emily bu önerileri dinlememiş daha çok içine dönmüştür. Şiirlerinde asla yaşayamadığı aşkı ve kavuşamadığı sevgiliyi anlatmıştır.

Kalbim, unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.

Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim tekrar.

Yaşamın son yıllarında eve ziyaretçi de kabul etmemeye başlamıştır. Yaşamında yalnızca ‘yedi’ şiiri yayımlanmıştır. Ölümünden sonra odaya giren ablası binlerce şiir bulmuş ve bunların neredeyse tamamını yayımlatmıştır. 1920’lerde büyük bir üne kavuşur ve günümüze kadar gelerek, ABD’nin büyük şairlerinden biri unvanını alır.

Cihan Mert Yeşil

Kitapların satır aralarına dünya kurmuş, en yakın arkadaşları kediler ve köpekler olan, biraz sinefil biraz bibliomanic bir Ege Üniversitesi Reklamcılık öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Cunda’da Yel Değirmeninin Cazibesine Kapılın

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı sayısız adadan yerleşime açık tek örnek olan Cunda Adası;  yel değirmenleri, Rum evleri, kiliseleri, otellerinin sakin...

Kapat