“Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.” A. Camus

“Yaşamın anlamsız olduğuna karar vermekle yaşanılmaya değmez olduğuna karar vermek arasında fark vardır. Yaşam anlamsızdır, ama yaşamaya değerdir.”

Camus‘nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık ne de anlam sunan dünyada bunları aramalarının sonucu olarak oluşan absürt fikridir. Filozof bu felsefesini Sisifos Söyleni’de açıklayıp Yabancı ve Veba gibi romanlarında da işlemiştir.
Tahsin Yücel, Albert Camus’nün yaşamı boyunca “insan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?” sorusunun yanıtını aradığını söyler.

“Bir partiye üye olmam gerekirse, bu parti ‘haklı olduklarına emin olmayanların partisi’ olmalı.”

Komünist Parti üyesi olan Camus, partiyi sürekli eleştirdiği için atılmış. Siyasetin kirli olduğunun farkına varan her akıllı adam gibi daha sonra ise haksızlıklara isyana kendi çapında; sanatı ile devam etmiş.

Camus, “eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? bu kısır döngü nasıl aşılabilir?” sorularıyla saçma kavramını kurar ve “yaşamın boşa oluşunun bilincinde olan insan” şeklinde belirtir. Sisifos Söyleni’nin girişinde; “felsefe için gerçekten önemli olan tek sorun, intihardır” der. Fakat Camus intihardan yana değildir, yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğini bilir ancak bununla savaşmaktan hiçbir zaman kaçınmaz.

Yazar, kendisindeki yaşama karşı olan tutku ve yalnızlığını (absürde rağmen) gidermek için doğaya sığınır. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken törende yaptığı konuşmada, “…Her nesil, şüphesiz, kendisini dünyayı değiştirmekle yükümlü hisseder. Benim neslim bunu yapamayacağını biliyor, ama benim neslimin belki de daha büyük bir görevi var. Bu görev, dünyanın kendi kendisini yok etmesini önlemek…” der.

Bazı eleştiriler Camus’nün, evreni usa aykırı bularak, hiçbir şey bilmediğimizi ve bilemeyeceğimizi savunup bilinemezcilik zırhına bürünerek, nesnel gerçekliği insansal varlığa ve insansal varlığı da bireysel varlığa indirgeyip öznel düşünceciliğin ve tekbenciliğin bilimle ters olan mantık yürütmelerine kapıldığını söyler.

Bir absürdist olup olmadığı hakkında söylediği sözler bu eleştirilere cevap verir niteliktedir:

“Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt’ü Sisifos Söyleni’de ele alırken, bir metod arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle “tabula rasa” yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.”

“En saçma ölüm şekli?” nedir sorusuna “trafik kazası” demiştir ve ardından trafik kazasında ölmüştür Camus.

‘‘Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kendini değerlendirmenin sevinci, bayım, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz. Nice suçlar işlenmiştir, yalnızca bunları işleyenler kusurlu olmaya dayanamadıkları için! Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı, ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.’’

(Düşüş – Camus)

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bir Sinek Gibi Yalnızsın ve Yalpalıyorsun / Georges Perec

Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun. Vakit öldürmenin bin bir yolu vardır ve hiçbiri ötekine benzemez, ama hepsi de eş...

Kapat