SONSUZLUĞA BAKIŞ | CASPAR DAVİD FRIEDRICH

“Ressamın görevi havayı, suyu, taşı, ağacı olduğu gibi resmetmek değildir” der Caspar David Friedrich, “ruhu, duyguları resmine yansımalıdır.”

1774 yılının 5 Eylül’ünde Almanya’da dünyaya gelen ressam, sıradan bir ailenin altıncı çocuğudur. Eserlerinde de gördüğümüz bariz karamsarlığın ve kaotikliğin esas nedeni olarak çok küçük yaşlarda önce annesini, ardından da buz pateni yaparken ağabeyini kaybetmesini söyleyebiliriz. Friedrich, kısa bir süre sonra babası tarafından mimar olan Johann Friedrich Quistorp’un yanına gönderilir ve orada kendisini sanat çalışmalarına verir. Hayatının odak noktasına resmi koyan Friendrich, Kopenhag’da bunun üzerine öğrenim görür ve 1798’de Dresden’e yerleşir. Burada çeşitli romantik sanatçılarla tanışan sanatçı, eserlerinde her daim ana vatanının doğasını esas alır. Kuzey Almanya yahut Karpaç Dağları’nda dolaşırken eskizler yapmayı ihmal etmez ve atölyesinde daha sonra bu eskizlerden yararlanarak yaptığı resimlerle manzara resmine yeni bir boyut kazandırır.

Başlarda sulu boya resimlere yönelen sanatçı daha sonraları yağlı boya eserlere ağırlık verir ve bu süre içerisinde en önemli eserlerini yapar. Günden güne yeteneği daha da dillere düşen sanatçının 1810 yılında, Prusya Veliahdı Berlin Akademik Sergisi’nden iki eserini satın alır. Bunu takiben de akademiye üye olan Friendrich’e maaş bağlanır ve çok geçmeden Caroline Bommer ile evlenir. Lakin sade ve mütevazı yaşam tarzından hiçbir zaman vazgeçmez.

Caspar David Friedrich, Rügen Adasının Kireç Kayalıkları (1818) Oscar Reinhart Koleksiyonu

Caspar David Friedrich, Rügen Adasının Kireç Kayalıkları (1818) Oscar Reinhart Koleksiyonu

 

Sanatçının bu resminde hislere fazlasıyla geniş ve şaşırtıcı bir kapı açtığı görülür. Biri korkarak çalılara tutunan; diğeri ise uzaklara dalgın bir şekilde bakan iki erkek hisleri, korkuyu ve özlemi temsil eder. Sarp kayalıklar ile derin uçurumun ardında, denize vuran kızıllığıyla gün yeni yeni ağarır. Manzaranın ürpertici yapısı onu daha da görkemli bir karaktere sokar. Sivri uçlarıyla sonsuz göklere uzanan kayalar sadece görüşümüzü kısıtlamaz; ayrıca ruhumuzu da bunaltır.

Caspar David Friedrich, Kadın ve Erkek Mehtabı Seyrediyor (1822) Berlin Ulusal Galeri

Caspar David Friedrich, Kadın ve Erkek Mehtabı Seyrediyor (1822) Berlin Ulusal Galeri

 

Burada ise iki melankolik kentli alacakaranlıkta etrafı seyrediyorlar. Bulundukları yer en az kendileri kadar uçsuz bucaksız ve erişilmesi zor bir yer. Erkek, Friedrich’in resimlerindeki birçok karakter gibi, eski Alman giysileri giyer. Bu bir açıdan da Ortaçağ’a gönderme niteliği taşır; halka ortak geçmişini anımsatan vatansever siyasete olan hasreti gösterir.

 

Caspar David Friedrich, Meşe Ormanında Manastır (1809 – 1810) Berlin

Caspar David Friedrich, Meşe Ormanında Manastır (1809 – 1810) Berlin

 

Eskinin yok olduğu ve yeninin henüz tam sökün etmediği geçiş dönemindeki bekleyişi anlatan Friedrich’in eserlerinde, doğa hep ayrıcalıklı bir yer tutar. Devrilmiş, kökleriyle toprağa tutunmaya çalışan ağaç; mehtabın ışıkları; doğadaki doğum ve ölüm döngüsüne işaretler Friedrich’in resminin başlıca simgelerindendir. Bu doğal simgelere hıristiyanlığın ölüm ve ruhun kurtuluşu imgelerini de katar.

Caspar David Friedrich, Buz Denizi (1823) Hamburg

Caspar David Friedrich, Buz Denizi (1823) Hamburg

Buz Denizi, Detay

Buz Denizi, Detay

dagdaki-hac

Caspar David Friedrich, Dağdaki Haç (1815)

Caspar David Friedrich, Hayatın Evreleri (1834) Almanya

Caspar David Friedrich, Hayatın Evreleri (1834) Almanya

 

Tabloda karada bulunan beş kişi, denizdeki beş geminin yansımasıdır. İnsanın faniliği ele alınmış ve yüzeysellikten oldukça uzak bir şekilde işlenmiştir. Bir yolculuğun bitimi, ölüme yaklaşma gibi bir alegori görülür. Resimdeki figürler ressamın ailesidir.

Caspar David Friedrich, Sahilden Mehtap (1835) Hamburg

Caspar David Friedrich, Sahilden Mehtap (1835) Hamburg

 

Sattığı resimler ve verdiği derslerle geçimini sağlayan Friedrich, 1840 yılında Dresden’de ölür.  Ölümünden sonra neredeyse tamamen unutulur ve eserleri değerlerini kaybeder. Ancak 20. yüzyılda yeniden keşfedilir. Eleştirmenler, eserlerinde yer alan özlem sembolünün bu dünyadaki değişimlere mi yoksa öteki dünyadaki dinselliğe mi olduğunu hala tartışırlar.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Banksy, Batı Şeria’da Bir Oteli Resim ve Objeleriyle Süsledi!

Dünyaca ünlü sokak sanatçılarından Banksy, İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da 'The Walled Off (Duvarla Çevrili)' Oteli resim ve objeleriyle dekore...

Kapat