Soundtracklerde David Bowie: Bir Anma Yazısı

David Bowie, fiziken yitip giden efsanelerden biri. Aşağıda belirtilen şarkılar; yer aldığı, toplamı birkaç yüzü aşacak film, dizi, belgesel ve bunun gibi birçok yapımda yer alan soundtracklerinden seçmeler. Şarkıların kısa hikayeleriyle beraber kısa bir film seçkisi de sunan liste, elbette ki David Bowie’yi tanımlamaya yetmeyecektir.

The Martian (Marslı) – Starman

1972 yılında yayınlanan Starman, ‘The Rise and Fall of Ziggy Stardust and the Spiders from Mars’ albümünde yer alıyor Bowie’nin. Rolling Stone’da yer alan tanıtıma göre, dünyaya gelen ve bir insan bedenine bürünen uzaylının, insanlığa umut dağıtma mücadelesini anlatan en iyi konsept rock albümlerinden birisi. ‘Starman’ ise Bowie’nin dinlenmesi olmazsa olmaz şarkılarından oluyor bu noktada. 2015 yapımı, Ridley Scott yönetimindeki Matt Damonlı ‘The Martian’ ise, Mars’tan Dünya’ya hayatta kaldığının mesajını iletmeye çalışırken aynı zamanda farklı bir gezegende yaşam mücadelesi veren bir astronotun hikayesini anlatıyor.

The Perks of Being a Wallflower (Saksı Olmanın Faydaları) – Heroes

İlk yayınlandığında, sonradan kavuştuğu ünün çok altında benimsenen ‘Heroes’, asıl popülerliğine doksanlarda kavuşuyor. Berlin Duvarı’nın farklı taraflarındaki iki aşığı anlatan şarkı, sonradan ününe kavuşuyor olsa da günümüzde Bowie’nin vazgeçilmezlerinden olarak kabul ediliyor. 2012 yapımı, Logan Lerman, Emma Watson ve Ezra Millerlı ‘The Perks of Being a Wallflower’ ise liseye yeni başlayan sorunlu bir bireyin, arkadaşları tarafından kabul edilmesi, sosyalleşmesi ve çağına özgü kavramları onlarla beraber tanımasını konu alıyor.

Frances Ha – Modern Love

Bowie’nin belki de en nihilist şarkılarından biri olarak kabul edilen 1983 çıkışlı Modern Love, kendisinin gelenekler, din ve aşk üzerine düşüncelerini yansıtıyor. Dönemin romantizmini hissetmekte zorlanan Bowie’nin, devamında keşfettiği boşluğu kutladığını belirtiyor Rolling Stone, Modern Love için. Frances Ha ise bir tutunamayan olarak nitelendirilebilecek dansçı Frances Halladay’in eğlenceli hikayesini anlatıyor. Tümü siyah-beyaz olan 2012 yapımı bu film, devamında Mistress America ile sürdürülecek olan bir Noah Baumbach ve Greta Gerwig birlikteliği.

Inglorious Basterds (Soysuzlar Çetesi) – Cat People

1983 çıkışlı ‘Let’s Dance’ albümünde yer alan Cat People ile Bowie, Grammy Ödülleri’nde, en iyi erkek rock vokal performansına aday oluyor. 2009 yapımı bir Quentin Tarantino filmi olan ‘Inglorious Basterds’ ise 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından işgal edilmiş olan Fransa’da bir grup Amerikalı yahudinin, Nazi liderlerini öldürme planlarını ve aynı zamanda yine intikam için Nazi liderlerinin peşinde olan bir tiyatro sahibinin hikayesini anlatıyor.

Juno – All the Young Dudes

Aslında bir Mott the Hoople şarkısı olan “All the Young Dudes” 1972 çıkışlı. 1974 yılında Rolling Stone dergisinde yer alan röportajında Bowie, bu şarkının, aslında bir “haberler” şarkısı olduğunu söylüyor ve gençliğe methiyeler düzdüğü şeklinde düşünülüyor olsa da en başta bunun tam tersi olduğunu belirtiyor. 2007 yapımı Juno ise planlanmamış bir şekilde hamile kalan liseli Juno ve onun beklenmedik kararıyla beraber gelişen olayları anlatıyor.

Lost Highway (Kayıp Otoban) – I’m Deranged

Lost Highway’in açılış sahnesinde yer alan I’m Deranged’in iki farklı versiyonu bulunuyor film için. 1995 yapımı ‘Outside’ albümünde yer alan şarkı Bowie ve Brian Eno tarafından yazılmış. 1997 yapımı David Lycnh filmi ‘Lost Highway’ ise karısını öldürmekle suçlanan ve idama mahkum edilen bir adamın hikayesini konu alıyor. Film elbette ki konunun özetlendiği kadar basit devam etmiyor ve Lynch’in en karmaşık filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. I’m Deranged ve Lost Highway birleşiminin ne kadar güzel bir iş olduğu ise filmi izleyenler açısından fazlasıyla aşikar.

Dogville – Young Americans

Young Americans, Bowie’nin 1975 çıkışlı albümü. Bu albümde tarzının değiştiği gözlemlenen ve hayranlarında biraz paniğe neden olan Bowie, bu işten de başarıyla sıyrılmış gelen yorumlara bakıldığında.  Dogville ise sansasyonel yönetmen Lars von Trier’in 2003 yılında başrolde Nicole Kidman ile çektiği filmi. Peşindeki gansterlerden kaçan güzel bir kadının sığındığı kasabanın halkıyla arasında başlayan ve zamanla değişen ilişkiyi konu alıyor.

Se7en (Yedi) – The Hearts Filthy Lesson

1995 çıkışlı ‘Outside’ albümünde yer alan “The Hearts of Filty Lesson” , kendisinden sonra gelen şarkıların sözleriyle beraber, Ramona A. Stone’a yakılan bir ağıt aslında. Bowie’nin pek de ticari soundu olmayan şarkısı, 1995 yapımı David Fincher filmi ‘Se7en’ın soundtrack albümünde yer alıyor. Polisiye bir film olan Se7en, dünyayı yedi günahtan arındırmak adına yola çıkan ve kurbanlarını buna göre belirleyen bir katil ve peşindeki iki polisin macerasını anlatıyor.

C.R.A.Z.Y. – Space Oddity

İnsanlığın aya ilk ayak basışı ile aynı zamana denk gelen şarkının çıkışı her ne kadar ay yolculuğu ile özdeşleştirilmek istenmiş olsa da Bowie bir röportajında, şarkının aya yolculukla bir alakası olmadığını ve şarkıyı, 1968 Stanley Kubrick yapımı 2001: A Space Odyssey filminden çok etkilenerek yazmış olduğunu belirtiyor. Şarkının hikayesinde ise başarısız bir uzay yolculuğu sonucu kaybolan kurgu astronot karakter Major Tom anlatılıyor. BBC’nin bunu aya yolculuk esnasında arka plan şarkısı olarak kullanmak istemesiyle beraber, günümüzdeki ününe ilk adımı atıyor Bowie. Major Tom’un hikayesi Space Oddity ile noktalanmıyor. 1980 yılında çıkardığı Ashes to Ashes şarkısında, Major Tom dünyayla tekrar irtibata geçmeyi başarıp uzayda hayli mutlu olduğundan bahsediyor.

2005 Kanada yapımı, Jean-Marc Vallee filmi C.R.A.Z.Y. ise gerçek anlamda hayli renkli bir filmle çıkıyor karşımıza. Beş erkek kardeşten biri olan Zac üzerinden yürüyen hikayede, Zac’in büyüme evresi anlatılırken, cinsel yönelimi babası tarafından hayli sorgulanıyor. Filmde ise Zac’in yönelimi biraz belirsiz bırakılıyor. Buna odaklanırken aynı zamanda sıcak bir aile filmi ortaya koyan Vallee’nin, Space Oddity dışında kullandığı diğer soundtrack parçaları da kesinlikle dinlenmeyi hak ediyor.

Foxcatcher – Fame

Elizabeth Taylor’ın verdiği bir partide karşılaşan David Bowie ve John Lennon’ın arasında anlaşılan odur ki ilginç diyaloglar geçiyor Rolling Stone’da belirtildiği üzere. Birkaç ay sonrasında, bir Beatles şarkısı olan “Across the Universe”ü farklı bir versiyonda tekrar söylemek için Lennon’un New York’a çağıran Bowie, her ikisi için de sürpriz olan bir şarkı ortaya çıkarır : “Fame”. Tesadüfen ortaya çıkan bu şarkı, Bowie’yi Amerika’da ilk defa bir numaraya taşır. 2014 yılı Bennett Miller yapımı Foxcatcher ise olimpiyatlarsa yarışan iki güreşçi kardeşin, John du Pont ile yolları kesiştikten sonraki maceralarını anlatıyor.

Son olarak ‘Bonus’ :

 

Kaynaklar

www.imdb.com

www.rollingstone.com

www.songfacts.com

www.sinemalar.com

 

 

 

 

 

 

 

Cansu Tazegül

Orta Doğu Teknik Üniversitesi iktisat mezunu. Seyahat, sinema, fotoğraf ve edebiyatla yakından ilgileniyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Şanghay’daki Eski Kola Makinesinin Ardında Gizlenmiş Bar

Görüntüsü sizi şaşırtacak güzellikte olan, ilk bakışta 1970’lerden fırlamış eski bir madeni para yuvası olan asma kilitli bir buzdolabı gibi...

Kapat