Tarkovski: “İkiyüzlü bir şekilde dolanıp herkesi mutlu etmeye çalışmanız midemi bulandırıyor”

‘‘Dinleme ve anlama yeteneği çok değerlidir. Bir kez olsun, aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktır. Bunlardan biri buzul, diğeri isterse atom çağında yaşamış olsun fark etmez.’’

Mühürlenmiş Zaman – Andrey Tarkovski

Filmlerinde hakikatin peşine düşmesi ve Tanrı arayışında, küçük yaşta uzak düştüğü babasına duyduğu özlemin izleri vardır. Buna bağlı olarak sembol olabilecek her şeyi imha etmeye çalışırken eserlerine dönük anlama çabasının boşuna olduğunu da söyler Tarkovski. Çünkü rasyonel okumalarla metafiziğe, uluhiyete ulaşmak imkansızdır. Bu yüzden de manzara yerine mekanın bütünlüğünü öne çıkarır, parçalara ayırmak istemez. Zihin analitik yaklaşımıyla kategorize ederek anlamlandırırken sezgisel olan bütünlüğü kavrayandır ve Tarkovski sürekli sezgisel olana hitap etmek istediğinden planlarındaki uzunluk ve kadrajlarındaki ucu açıklık daima korunur. Yine kurguyu sentetik bulan Tarkovski kurgu yerine ritim kelimesini kullanmayı uygun bulur ve bu ritmi bütün filme yedirir. Yani uzun bir plan başlı başına bir anlamken, o uzun planı açarak mevcut anlamı tüm anlatıya yayarak bütünleştirir.


Zaman basıncını da bu ritim anlayışı bağlamında kullanır. Zaman basınç kuramı, zamanın askıda bırakılması demektir. Uzun plan kullanımı da zaman algısının tüm film üzerinde inşa edilmesine hizmet eder ve yine elbette sezgiseldir. Bela Tarr, Aleksander Sokurov da zaman basıncını Tarkovski referansıyla kullanan yönetmenlerdir. Zamana ilişkin bu yaklaşımın matematiksel açıklaması yapılamayacağı gibi, aynı filmin Tarkovski tarafından başka bir zamanda aynı haliyle çekilmesi de mümkün değildir.

Tarkovski’ye dair şu anekdot çok can yakıcıdır:
Son filmlerinden birinin kurgusu üzerine çalıştığı stüdyoda -ki Ingmar Bergman‘ın çalıştığı stüdyodur- koridorda Bergman’la karşılaşır. İkisi de birbirlerine duyduğu hayranlığı her fırsatta dile getirmiş yönetmenlerdir ve ikisi de bunu çok iyi bilmektedir. Koridorun bir ucunda Bergman, bir ucunda Tarkovski… Birbirlerine dakikalarca bakarlar ama bir ‘merhaba’ demeden ayrılırlar. Ya egoları selamlaşmalarına bile izin vermemiştir ya da kalplerindeki mana rencide olur, büyü bozulur diye hiç konuşmamışlardır. Ama o koridor, Bergman’la Tarkovski ‘nin bakıştıkları o efsane koridor, Mühürlenmiş Zaman‘ı kucaklamış nadir mekanlardan olmalıdır.

Tarkovski’nin ayan ettiği pek çok şey var. Doğu ve Batı mukayesesi üzerine şöyle demiş:

‘‘Doğu, edebi gerçeğe daha yakındı. Ama Batı uygarlığı maddi hayat beklentilerini karşılayarak Doğu’yu yutuverdi. Bunu anlamak için Doğu müziğiyle Batı müziğini karşılaştırmak yeter de artar bile. Batı, ‘İşte, ben buyum!’ Diye bağırıyor. Bana bakın! Dinleyin! Ben ben, ben. Oysa Doğu, kendi hakkında tek kelime etmez.’’

Son olarak Tarkovsi’ye sorulan ‘‘insanlara ne söylemek istersiniz?’’ sorusuna kendisinin verdiği cevap, bu yazının okuyucuya mesajı olsun:

‘‘Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya gelmeye çalışmaları. Kendini yalnız hissetmemek için bu başkasıyla beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.’’

 

Okumadan geçmeyin:

Dostoyevski’den Acı Yakarış: Gücümü, İçimdeki Güçsüzlükle Boğuşurken Tükettim

 

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sinema Yazarı David Ehrlich’in Hazırladığı ‘Yılın En İyi 25 Filmi’ Videosu!

Sinema yazarı David Ehrlich, her yılın sonunda o yıla ait en iyi filmleri bir araya getiren bir video hazırlıyor. Bu...

Kapat