TEEN SLASHER: BİR ARADA KALAMAYANLAR

TEEN SLASHER: BİR ARADA KALAMAYANLAR

Teen slasher yetmişlerde ortaya çıkmış, seksenlerde zirveyi görmüş, doksanlarda düşüşe geçmiş ve Wes Craven’in Scream/ Çığlık serisiyle birlikte yeni bir soluk getirdiği bir korku-gerilim filmi alt türüdür. Kısaca toplum arasında “gençlerin ormana gidip teker teker ölmeleri” diye anlatılmaya çalışılır. Bu türün bağımlısı yok denecek kadar azdır. Daha sonra bunlar kendi içlerinde filmlere göre ayrılırlar. Mesela Friday the 13th/ 13. Cuma ile Evil Dead/ Kötü Ruh aynı tarzda sayılmazlar pek. İzleyiciler olarak klişeleri sevmeyiz, çoğunlukla. Ama bu tür daha çok klişelerle beslenir, yine çoğunlukla. Yani sarışınsanız ölürsünüz, gözlüklüyseniz ölürsünüz, zenciyseniz ilk siz ölürsünüz. Ormanda bir ses duyup giderseniz, geri gelemezsiniz. Katili üçüncü kattan atarsınız, koşarak kaçar… bu tarz klişeler neredeyse yarısından fazlasında görülür. Teen slasher hastalarının hoşuna gider hatta. Bazı eleştirmenler bu türü çok sevenlerin sapık olduğunu iddia ederler. Bu filmlerde oyunculuklar genelde ikinci sınıftır, görsel efekt aranmaz çünkü bütçeleri de düşüktür. Nat Geo belgeseli tarzı açıklamalardan sonra bu türün nadide parçalarına geçiyorum.

HALLOWEEN/ CADILAR BAYRAMI

Michael-Myers

Yönetmeni korkunun ustası John Carpenter olan bu film seksenlerin ufak bir mahallesinde geçer. Küçük yaşta kız kardeşini öldürüp akıl hastanesine kapatılan Michael Myers’ın yıllar sonra akıl hastanesinden kaçıp evine geri dönmesini ve cadılar bayramında cinayetler işlemesini anlatır. Takdığı maskenin Star Trek’ten tanıdığımız William Shatner’in yüzü olduğu söylenegelir. Daha sonradan seri haline gelen Halloween’in içbir filmi ilki kadar başarılı olmamıştır ama ikinci film de önerilir. İkinci film farklı bir yol izleyerek ilk filmin bittiği gecenin bir dakika sonrasında başlar. Yönetmen John Carpenter’a ait olan müzikleri de çok güzeldir.

A NIGHTMARE ON ELM STREET/ ELM SOKAĞI’NDA KABUS

A-Nightmare-on-Elm-Street

Yönetmeni Wes Craven olan bu film sanırım bir neslin uykusuz dolaşmasına sebep olan bir filmdir. En azından kısa bir süreliğine… Freddy Krueger, Elm Sokağı’nda yaşamış kötücül bir adamdır. Bazı suçlar işler (farklı filmlerde farklı suçlardan bahsediliyor tam kesin değil). Daha sonra mahallenin ileri gelenleri Freddy’yi bir evde sıkıştırıp diri diri yakarlar. Yıllar sonra Freddy Krueger Elm Sokağı gençlerine musallat olur, rüyalarında. Sanırım beni çocukluğumda Child’s Play(çoğumuzun Chucky olarak bildiği) filmden sonra en çok korkutan filmdir bu. Bir gece uyanıp salona gidip televizyonu açıp yarısından itibaren izlemeye başlamıştım. O küçük kızların ip atlarken söylediği korkunç tekerlemeden sonra gecenin sonu hiç gelmemişti neredeyse…

FRIDAY THE 13th/ 13. CUMA

Friday-the-13th-Camp-Crystal-Lake-sign

Yönetmeni Sean Cunningham. Cyrstal Lake’da kamp yapmaya gelen gençlerin teker teker ölmelerini anlatan kült bir film. Korku sinemasına biraz ilgisi olan herkesin duyduğu bir filmdir. Ama katil konusunda soru işaretleri var bu filmde. Çekilen devam filmleriyle birlikte kafalar o kadar karıştı ki. Hatta Wes Craven’in Scream filminde de bu karışıklığa gönderme vardır. Scream filminde, telefondaki ses “On Üçüncü Cuma filmindeki katilin adı nedir?” diye sorduğu kızın ise “JASON” demesi. Ve sonra katil der ki “Tüm filmleri izleseydin aslında katilin o olmadığını bilirdin”.

SCREAM/ ÇIĞLIK

Scream4PR130411

İzlediğim en sıkı açılış sahnelerinden birine sahip olan bu film, unutulmuş, itilmiş Teen Slasher filmleri hatırlatma misyonunu da üstlenmiştir. Filmin yönetmeni Wes Craven farklı bir yol izleyerek kendi filmleri de dahil eski teen-slasher filmleri tiye almıştır. Woodsboro lisesi öğrencilerine dadanan maskeli bir katili ve bir teen-slasher vakasının içinde olduklarını bilip oyunu kuralına göre oynamaya çalışan gençleri anlatır. Film sonu ters köşesiyle de akıllarda kalmıştır. Daha sonra devam filmleri geldi. Gelen devam filmleri eski filmlerle dalga geçmeyi bırakıp serinin ilk filmiyle bile dalga geçtiler. Eğlenceli bir seri ama bu filmi izlerken uyuyakalan sevdiğim bir tanıdığım var.

THE TEXAS CHAINSAW MASSACRE/ TEKSAS KATLİAMI

54-dinner-table

Spielberg’in yapımcılığını üstlendiği Poltergeist’in de yönetmeni olan Tobe Hooper’ın yönettiği film, beş gencin Texas’ta yamyam bir ailenin eline düşmesiyle yaşadıklarını anlatıyor. Ed Gein’den esinlenerek yapılmış bir film. Zamanında yasaklanan filmlerden biriymiş. Daha sonra gelen filmlerle kıyaslandığı vakit aşırı “gore” sahnelere sahip değil ama zamanına göre insanları hop oturtmuş hop kaldırmış olmalı. Leatherface/Deri surat’ın elektirikli testereyle gençleri kovaladığı sahneler bazen fazlaca uzunmuş gibi gelse de “yemek sahnesi” olarak geçen sahne için bile izlemeye değer bir film.

THE HILLS HAVE EYES/ TEPENİN GÖZLERİ

aL9zVClVsWAtm8bmpbAeZoG96DF

Yine bir Wes Craven filmi. İlk film tam bir teen slasher sayılmaz ama devam filmleriyle birlikte bu türe dahil olduğunu düşünüyorum. Daha sonra Aja tarafından yeniden çekildi. Yetmişlerde geçiyor ilk film. Bir ailenin çölde yolculuk ederken yaptıkları kaza sonrası ucube yamyamların eline düşmesini anlatıyor. Film hafif, az kanlı slasherlardan değil, gore(kopmalı-parçalamalı) sahneleri fazla. O yüzden sansürlü versiyonu ve sansürsüz versiyonu var. Ben sansürsüz versiyonunu öneririm tabii ki. Dayanamazsanız gözlerinizi kapatırsınız.

I KNOW WHAT YOU DID LAST SUMMER/ GEÇEN YAZ NE YAPTIĞINI BİLİYORUM

fhd997YDS_Jennifer_Love_Hewitt_009

Farklı bir başlangıç yapıp klişeler üzerinden devam eden bir film bu da. Senaryosunu Kevin Williamson yazmış. Bir grup genç kafaları güzel bir şekilde arabada eğlenirken yoldan geçen bir adama çarparlar. Daha sonra polis veya ambulansı aramak yerine adamın cesedinden kurtulmaya karar verirler. Okul vakti gelir çatar, olanları çoktan unutmuş olan gençler geçen yaz yaptıkları şeyle ilgili mesajlar almaya başlarlar, olaylar gelişir.

THE FACULTY/ FAKÜLTE

faculty-kids

Aralarında en çok izlediğim ve izlemekten zevk aldığım filmlerden, doksanlarda çekilmesine rağmen eski teen-slasher’lardan daha retro bir havası var. Bilim-kurgu teen slasher diyebiliriz bu film için. Okulu sinsice ele geçirmeye çalışan uzaylılar ve onlara karşı durmaya çalışan, kimsenin inanmadığı bir grup öğrenci  var. Oyuncuları, şahane müzikleri, güzel ve süpriz sonlu senaryosu ile kült bir filmdir. Yönetmeni ise sevdiğimiz-saydığımız Robert Rodrigez.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Metro Yolcuları ile Rönesans Benzeri Portreler Yaratmak : Matt Crabtree

Metro ile yolculuk yaparken birbirinden farklı insan tipleriyle karşılarız. Peki hiç bu insanların birer 16. yüzyıl portresi olabileceği aklınıza geldi...

Kapat