TEZER ÖZLÜ: BEN DÜNYAMA EGEMEN OLMAYI EDEBİYATLA ÖĞRENDİM

Tezer Özlü 10 Eylül 1943’te Kütahya, Simav’da doğuyor. Öğretmen bir anne ve babanın üçüncü çocuğu. Demir Özlü ve Sezer Duru’nun kardeşi.

tezer-ozlu (2)

“Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten, bir kaygı…” diyen yazar 18 yaşında intiharı deneyimliyor.

“…Günlerdir biriktirdiğim ilaçları avuç avuç yutuyorum. Kusmamak için üzerine reçelli ekmek yiyorum. Genç bir kızım. Ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var. Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış!.. küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış!..”

tezer-ozlu (3)

Paris’te tanıştığı Güner Sümer ile evleniyor. Tiyatrocu ve yazar. Adalet Ağaoğlu’nun kardeşi. Tezer Özlü bu yıllarda Güner Sümer’in yönettiği Brendan Behan’ın Gizli Ordu oyununda oynuyor.

“Paris’in Select kahvesinde başlayan, Şişli’nin özel bir sinir kliniğinde turuncu çiçeklerle biten beraberliğimizi… Uzun yaşamın bir küçük kesiti… Dünyasındaki insanlardan biriydim. Onunla birlikte hiçbir şeyim ölmedi. İnsan ölümünü kendi kendine ölüyor.”

tezer-ozlu (4)

Manik depresif. Bu yılları dönem dönem psikiyatri kliniklerde geçiriyor. Giyotine benzettiği elektroşok tedavisi görüyor.

“Beni iyileştiren, ne şok ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği derin korku.”

tezer-ozlu (5)

 İkinci evliliğini yönetmen Erden Kıral’la yapıyor ve 1973’te kızları ‘Deniz’ doğuyor.

“İnsanlık yazarlık hastalığını  az da yazsa – sürekli olarak içinde taşır. Ben, bu hastalığa ancak dayanamayacak hale gelince, neredeyse psikoza girecek duruma geldiğimde yazabilen bir hastayım.”

tezer-ozlu (6)

 1963’ten beri dergilerde yayımlanan öykülerinin toplandığı ilk kitabı “Eski Bahçe” yayımlanıyor.

“Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için.) Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. Dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalım yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir.”

İlk romanı “Çocukluğun Soğuk Geceleri” yayımlanıyor.

tezer-ozlu (7)

“Öğrendiklerimi unutacağım… Yalnız geceler de biter. Çocukluğun soğuk geceleri de.”

Almanya’ya giden yazar burada üçüncü evliliğini yaptığı Hans Peter ile tanışıyor. Son yıllarını birlikte İsviçre’de geçiriyorlar.

tezer-ozlu (8)

“Bu adam benim ölümüm Leyla. Bak, bak bu benim ta kendim! Kafatasım bu, kendim ölümüm.”

Marburg Yazın Ödülü’nü kazanan ikinci romanı ‘Auf den Spuren eines Selbstmords’ “Bir İntiharın İzinde” adıyla yayımlanıyor. Bir yıl sonra da “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adıyla kendisi Türkçe’ye çevirip yayımlıyor.

tezer-ozlu (10)

“Bütün yaşama cesaretimi ölülerden alıyorum. Anlatılarda yaşadığım ölülerden. Bu kahrolası dünyayı, yaşanır bir dünyaya dönüştürmeyi başarmış ölülerden.”

18 Şubat 1986’da göğüs kanseri yüzünden ölen Tezer Özlü şimdi Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor. Aynı gün doğduğu en sevdiği yazar Cesare Pavese ile aynı yaşta…

“Yaşam, şöyle bir yaşanıp geçmek için var olmak değildir.”

tezer-ozlu (11)

Ölümünün ardından, ilk öykü kitabı yeni öyküleriyle birlikte “Eski Bahçe – Eski Sevgi” (1987), günlük ve alıntılarından oluşan bölümler “Kalanlar” (1990), yayımlanmamış senaryosu “Zaman Dışı Yaşam” (1998), “Leyla Erbil’e Mektuplar” (1995), Ferit Edgü ile mektuplaşmaları “Her Şeyin Sonundayım” (2010), dergilere yazdığı ve edebiyat dünyası ile ilgili yazılarından oluşan “Yeryüzüne Dayanabilmek İçin” (2013) yayımlanıyor.” 

tezer-ozlu (12)

“Dünyanın sonsuz büyüklüğünü hissettim gitmem, çok uzaklara gitmem gerektiğine inandım.”

tezer-ozlu (13)

Aşağıda yatıyorum
Sokağa bakan pencerenin yanındaki divanda
Bir ses birden bir olay oluyor
Kulağımın dibinde
Bir dal cama vuruyor
Tezer

Can Yücel

tezer-ozlu (14)

“Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle… Okullarınızla… İş yerlerinizle… Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi hava alanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
66 Yaşındaki Fotoğraf Sanatçısı Dünyaca Ünlü Tabloları Siyah Beyaz Canlandırdı!

Amerikalı fotoğraf sanatçısı Laura Hofstadter, dünyaca ünlü tabloları yeniden yorumladı. Sanatçı hazırladığı projede, tabloları canlandırarak kendi yarattığı siyah beyaz portre çalışmalarını...

Kapat