TÜM ZAMANLARIN EN İYİ ROMANCISI: TOLSTOY

Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1828 tarihinde, varlıklı, toprak sahibi (ve söylentilere göre Cengiz Han’ın soyundan gelen) bir ailenin çocuğu olarak Rusya’da doğuyor. Ancak ne yazık ki anne ve babasını erken yaşta kaybettiği için akrabalarıyla birlikte yaşıyor.

tolstoy (2)

Kazan Üniversitesi’ne girdikten kısa bir süre sonra bırakıp yaşadığı topraklara geri dönen ve kendi kendini eğiten Tolstoy aynı zamanda Rus edebiyatının kurucusu sayılan şair ve yazar Aleksandr Puşkin’in uzaktan kuzeni. Puşkin yaşadığı dönem nedeniyle “Nobel”e yetişemese de Tolstoy ilk defa 1901’de verilmeye başlanan edebiyat nobellerini favori olmasına rağmen hiçbir zaman kazanamıyor.

tolstoy (3)

23 yaşında orduya giriyor. Kırım Savaşı. 1854-55 yıllarında gerçekleşen Sivastopol Kuşatması’nda Tolstoy subay olarak müttefiklere karşı savaşıyor. O sıralarda, buradaki deneyimlerinden yola çıkarak savaşın psikolojisini ve insanlar üzerindeki etkisini anlattığı “Sivastopol” adlı kısa hikayelerini yazıyor.

tolstoy (4)

1862.

13 çocuk sahibi oldukları Sofia Andreyevna “Sonya” ile evleniyor. Çocuklarının beşini erken yaşta kaybediyorlar. En verimli yıllarını geçirmeye başlayan yazar bu sırada Anne Karenina” ve ilk olarak “İyi Biten Her Şey İyidir” adını vermeyi düşündüğü “Savaş ve Barış” gibi en önemli eserlerini yazıyor. Bu kitabın giriş bölümü ilk kez 1865’de Rus Habercisi (Ruskiy Vestnik) adlı dergide “Bin Sekiz Yüz Beş” adıyla yayımlanıyor. Sonya da en büyük destekçisi. Türkçe baskısı 1700 sayfa olan Savaş ve Barış’ı yedi defa eliyle temize çekiyor.

Benim hastalığım Sonya.” Tolstoy

tolstoy (5)

Hemen hemen her seçkide gelmiş geçmiş en büyük yazar olarak kabul edilen Tolstoy uzun yaşamı boyunca onlarca eser üretiyor. Aynı şekilde kitapları da her zaman en iyiler listesinde. Time Dergisi’nin yaptığı en iyi 10 roman listesinde iki kitabı var. Toplam karakter sayısı 500’den fazla olan “Savaş ve Barış” 3. sırada. Kendini trenin önüne atmış bir kadın bedeni gördükten sonra yazdığı söylenen Anna Karenina” ise bütün zamanların en iyi romanı olarak listenin bir numarasında.

tolstoy (6)

tolstoy (1)

Ivan Turgenyev ile dostlukları.

Yakın arkadaşlıkları Tolstoy’un zamanla ruhsal sıkıntılar göstermesiyle bozuluyor. Turgenyev’i, hizmetçisinden olan gayrimeşru çocuğu yetiştirme tarzı nedeniyle eleştirme başlayınca iş düelloya kadar gidiyor. Tabancalar ateşlenmese de iki dost bir daha hiç eskisi gibi olmuyor.

tolstoy (7)

“Tam zıt noktalardayız. Ben çorbayı sevsem, eminim ki Tolstoy nefret eder. Bunun tam tersi de geçerli.”

Ivan Turgenyev

tolstoy (8)

İvan İlyiç’in Ölümü” kitabında ana karakterin yaşadığı hayatla ve ölümle hesaplaşmanın getirdiği manevi krizi geçiren Tolstoy ruhsal problemlerinin yanında romatizma, tifo, sıtma gibi birçok hastalık geçiriyor. Umutsuzluk evresindeki yazar gençliğinin tam karşıtı bir hale bürünüyor. Huzursuz vicdanları uyuşturmak için kullanılan uyuşturucular diye nitelediği alkol, tütün, seks, et gibi birçok şeyden vazgeçip Rus Ortodoks Kilisesi’ni tanımadan İsa’nın öğretileri doğrultusunda yaşamaya başlıyor. Bu Hristiyan anarşizmi nedeniyle 1901’de aforoz ediliyor.

tolstoy (9)

“Anladığım her şeyi yalnızca sevdiğim için anlıyorum. Her şey ben sevdiğim için öyle, ben sevdiğim için var. her şey yalnızca sevgiyle birleşiyor. Sevgi demek Tanrı demek ve ölmek; sevginin bir parçası olan ben, o genel ve sonsuz kaynağa döneceğim demek.”

tolstoy (10)

Servetini dağıttığı hizmetlilerini özgür bırakıp, kitap gelirlerini Rus halkına bağışlayan yazar 82 yaşında evini de terk ediyor.

tolstoy (11)

“Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları bir şey yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükunet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum.”

tolstoy (12)

Mayıs 1908. Rusya’da çekilmiş ilk renkli fotoğraf.

tolstoy (13)

“Savaşta adam öldürdüm, düelloda karşımdakiyle dövüştüm, iskambilde kaybettim, köylünün alın teriyle ürettiği malı heba ettim, köylüyü zalimce cezalandırdım, havai kadınlarla alemler yaptım ve insanları kandırdım. Yalan dolan, soygunculuk, her türlü aldatma, içki, şiddet, cinayet… İşlemediğim tek bir suç olmadı.” diyen Tolstoy bilincini kaybetmiş bir şekilde 20 Kasım 1910’da bir tren istasyonunda zatürreden ölüyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
“Bir ormanda yol ikiye ayrıldı. Ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.” R. Frost

Kararları özgür irademizle mi veriyoruz? Önümüze çıkan fırsatları neye göre değerlendirip neye göre seçiyoruz? Büyük ihtimalle birazdan okuyacağınız Robert Frost'un...

Kapat