”Uzun süre uçuruma bakarsan sen, uçurum da senin içine bakar.”

(Nietzsche için kısa bir methiye)

“Yaşamak; kendini yakmak yine de ısınamamaktır.”

Niçe ağbiyi, kalbim acıyarak okur oldum bir süredir. Bir tuhaf merhamet ve sevgiyle… Harbi olduğu için belki, cesur ve harbi. Öyle diyor Zweig: “Kant, bilgiyle nikâhlı kadınla yaşar gibidir, onu aynı düşünce yatağında kırk yıl uyutur ve onunla felsefi sistemlerin bütün bir alman sülalesini dünyaya getirir ki bunların torunları hâlâ bizim burjuva dünyamızda yaşamaktadır (…) Nietzsche ise, hiçbir zaman bir bilgiyi sürekli olarak benimseyip onu kadını etmez, bir sistem, bir öğreti hâline sokmaz.”

Yani Niçe Guevara, bu düşünce devrimcisi, bilgiyi kafasıyla değil, bütün ruhu ve bedeniyle, nöronu ve siniriyle yaşamış bir yiğit adam. Fildişi kulesinde rahatfeza bir hayat sürüp, akşamları bilginin koynuna girmek yerine, hep ışığın peşinde, esaslı bir hakikat aşkı ile gâh tarumar, gâh heder, gâh yükseliş, gâh batış… Müzikal bir kader.
Uçuruma baka baka uçan iflah olmaz bir peder.

‘‘Uzun süre uçuruma bakarsan, uçurum da sana bakar.’’

 

Mazlum Torino atını görüp iyi ki delirmiş diyorum ağbim için. Tanrı’nın yalnız, mahzun ve bencileyn sevgili kulu, “ya veli ol da gel, ya deli”nin sırrına vakıf olmuş en azından. Deli olup gitmiş yanına. Biz yine de özenmeyelim tabii, deliliğe özenilmez, zembereğin tümden boşalması iyi değildir, hayır ve güzellik dengededir. O Niçe, bir tane var ondan, ibretlik.
Amansız ışıkperver, umarım ışık içindedir.

‘‘Evet, biliyorum nereden geldiğimi 
Daim aç bir alev gibi
Yakıp tüketirim kendimi
Işığa döner anladığım her şey
Geride bıraktığım ne varsa kül
Ateş benmişim demek ki.’’

Okumadan geçmeyin:

Rilke: Anılara sonuna kadar sadığım, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bu Heykellere Bakmak Cesaret İster: Dongwook Lee

İnsan anatomisi ile ne kadar ilgiliyiz? Koreli sanatçı Dongwook Lee; hiper-gerçekçi, garip, rahatsız edici ancak bir o kadar ilgi çekici...

Kapat