Van Gogh’un Sanatı ve Tutkusu

Vincent, Hollandalı papaz Theodorus Van Gogh’un oğludur. Güney Hollanda’nın bir köyü olan Zundert’te, 30 Mart 1853’te dünyaya gelmiştir.Sanat Vincent’in yetişme tarzının bir parçasıydı, çünkü ailedeki amcalar çoğu sanat simsarıydı. Bu yüzden Vincent, üç kız ve iki erkek kardeşi ile büyürken, sanat ve din onların bir yaşam parçasıydı. Vincent resim yapmaya başlamadan önce bir çok şey denedi. Ailenin sanat simsarlığı işinde çalıştı; dine dönük misyonerlik yaptı; Güzel Sanatlar Akademisi’ne kayıt oldu. 1880’de yirmi yedi yaşındayken Vincent ağır bir depresyona girdi. Ailenin galeri işinde başarısız olmuş, bir öğretmen olarak da verimli olamamış, aşkta kaybetmiş ve misyonerlikte de başarılı olamadığından, bir sanatçı olmaya karar vermişti. “Her şeye rağmen tekrar yükseleceğim…”
Vincent’in sanatının etkisi çok uzaklara ulaşan ve derin bir etkidir. Vincent “…gözlerimle gördüğüm şeyin aynısını yapmaya çalışmaktansa, kendimi daha güçlü ifade etmek için renkleri daha keyfi kullanırım daha iyi” diye yazmıştır. Vincent’in duygularını direkt olarak iletmek için uyguladığı olağanüstü renk kullanımı, Fovist ve Ekspresyonist gibi sanatsal akımları etkilemiştir ve bu etkiler yirminci yüzyıl sanatının büyük bir kısmına yayılmıştır.
Vincent’in tabloları içinde en ünlü olanı The Starry Night (Yıldızlı Gece) tablosudur.
van-gogh-starry-night-yildizli-geceler
Vincent, Nisan 1889’da St Remy’deki St-Paul-de Mausole akıl hastenesine yatmıştı.Burada resim yapmasına izin veriliyordu. Bu biraz tuhaf gelebilir ama, Vincent’in en ünlü tablosu olan The Starry Night (Yıldızlı Gece) tablosunu ezbere çizmesi çok da şaşırtıcı değildir.
Vincent’in ailesine ve arkadaşlarına gönderdiği mektuplar hayatıyla ilgili çok değerli kayıtlar içerir. Kardeşi Theo’ya düzenli bir
şekilde yazıyordu ve genel olarak bu iletişim sayasinde günümüz de Van Gogh hakkında bu kadar çok şey biliyoruz. Theo ölünce karısı Johanna Vincent’in bütün mektuplarını muhafaza etmiştir. Vincent’in hayatının on sekiz yılını kaplayan bu mektupların birer kopyasını yazmıştır.
Vincent’in En Sevdiği Tema
14-aycicekli-vazo
Vase with Fourteen Sunflowers (On Dört Ayçiçekli Vazo)
Vincent hayatı boyunca ayçiçeklerini tekrar tekrar çizdi. Çiçekle sanatçı arasındaki bağ günümüzde o kadar güçlüdür ki, 1989’da satışa çıkarılan bir ayçiçeği resminin en yüksek fiyata satılması pek de şaşırtıcı değildir. Bu tablo Tokyo’daki bir şirkete satılmış ve bu satış tüm dünyada manşetlere taşınmıştı.
“Keşke her şey bitse..” Vincent’in hayatıın sonlarına doğru yazdığı mektupları derin bir üzüntü duymadan okumak mümkün değildir. Hastalığıyla birlikte sesler ve görüntülerle tamamlanan sanrılar gördüğü uzun dönemler ortaya çıkmıştı, bu krizler olmadığında Vincent tamamen iyi bir durumda oluyordu ve bu durumunun da farkındaydı. Eylül 1889’da şöyle yazmıştır: “Krizden önce acıdan ziyade korku hissediyorum.. Tıpkı intihar etmeyi düşünen ve suyu soğuk bulup tekrar kıyıya çıkmak isteyen biri gibi tüm gücümle iyileşmeye çalışıyorum.” Bu sonradan olucakların bir göstergesiydi. Vincent 27 Temmuz 1890’da kendisini vurduktan iki gün sonra hayatını kaybetmiştir. Theo’ya yazmaya başladığı ve cesedinin üzerinde bulunun yarım kalmış mektubunda şöyle demektedir: “Sırf kendi sanatım uğruna hayatımı tehlikeye atıyorum…” Bazıları sırf eserlerinin değerini arttırmak için kendi ölümünü planladığını ve böylece 1884’ten beri her ay para yollaması karşılığında yaptığı bütün resimlerini verdiği kardeşine olan borcunu ödeyeceğini düşünebilir. Sebebi ne olursa olsun Theo olaya “Dünyada hiçbir zaman bulamadığı huzuru buldu” diye bakmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Boğaziçi Film Festivali Başvuruları Başlıyor!

Bu yıl 4'üncüsü düzenlenecek olan Uluslararası Boğaziçi Film Festivali dahilinde, Uzun Metraj ve Kısa Film yarışmalarının son başvuru tarihi 21...

Kapat