Vatanseverlik Bir Hainin Son Sığınağıdır / Stanley Kubrick

 

İktidar sahiplerinin kendi çıkarları uğruna askerleri ölüme gönderdikleri; milliyetçilik-vatanseverlik gibi duyguların gölgesinde, halkı kandırarak kendilerine kaçış yolu bulanların hikâyesini anlatan bir film, Zafer Yolları…

Bir başyapıt niteliğinde olan Zafer Yolları filmi Stanley Kubrick önderliğinde, Paths of Glory adlı romandan esinlenerek gerçek bir hikâyenin üzerine işlenmiştir. 1957 yapımı olan film; 1. Dünya Savaşı sırasında alınması imkânsız olan,  Alman askerlerinin elinde bulunan Ant Tepesi’ni almak için görevlendirilen Fransız askerlerinin çaresiz bekleyişiyle başlar.


Savaşın devam etmesini ülke açısından karlı bulan General Broulard, birliklerden sorumlu olan General Mireau’ya Ant Tepesi’nin alınması için emir verir. Bu emrin sadece ölüm ile sonuçlanacağını bilen Mireau, ilk başta itiraz etse de terfi edileceğini öğrenince anlaşmayı kabul eder.  Mireau, bu kararı askerlere açıklamak üzere Albay Dax’ın yanına gider. Aynı zamanda eski bir ceza avukatı olan Dax, askerlerini ölüme göndermek istemez. Mireau çıkarları uğruna, milliyetçilikten dem vurur. Bunun üzerine ilginç diyaloglar yaşanır:

General Mireau: Yarın Alayınız Ant Tepesini alacak, Albay

Albay Dax: Ne kadar destek Alacağız.

General Mireau: Size verecek desteğim yok.

Albay Dax:  Ant Tepesini alacağımızdan emin misiniz?

General Mireau: Bütün Fransa size güveniyor. İlginizi Çekebildim mi Albay?

Albay Dax: Ben önünde bayrak sallayarak heyecanlandırabileceğiniz bir boğa değilim.

General Mireau: Fransız bayrağını boğa güresi pelerinine benzetmenizden hoşlanmadım Albay

Albay Dax: Fransız bayrağına saygısızlık etmem.

General Mireau: Vatanseverlik eski bir moda olabilir ama vatansever bir adam dürüst bir insandır.

Albay Dax: Herkes böyle düşünmez. Samuel Johnson başka şeyler söyledi.

General Mireau: Neymiş o?

Albay Dax: Vatanseverliğin bir hainin son sığınağı olduğu. Özür dilerim kişisel bir şey kastetmedim.

Kubrick, bu filminde daha çok savaşın yarattığı psikolojik duruma değinmiştir.  Yakın plan çekimlerle gösterilen asker yüzlerinde, çaresiz ve acı bir ifade vardır. Ne uğruna, kimin uğrana savaştıklarını bilmeden beklerler. Ant Tepesi için savaşılacak gün geldiğinde ise yoğun bombardımana tutulurlar. Bulundukları yerde hareket dahi edemezler. Üzerlerine ölmüş arkadaşlarının bedenleri düşer. Karşı saldırı emri geldiğinde ise reddederler. Yaşanan bu durumu ve planlarının yolunda gitmemesini askerlere mal etmek isteyen General Mireau ve Broulard,  askerleri korkaklıkla suçlayarak infaz etme kararı alırlar. Halktan tepki çekmemek için her birlikten kurayla birer asker seçilir.

General Bruolard: Disiplini sağlamanın bir yolu vardır; arada sırada bir adam vurmaktır!

Kurşuna dizilecekleri gün yaklaştıkça Albay Dax onları kurtarabilme adına askeri mahkemede savunma avukatı olarak yer alır. Ancak dava mahkemeye gelmeden önce karara bağlanmıştır bile. Çaresizce infaz günü beklenir.

Albay Dax: İnsanlığımdan utanacağım zamanlardan olmuştur ve bu da onlardan biri.

Askerler kurşuna dizilecekleri sabahı beklerken iki general şık davetlerde içkilerini yudumlamaktadır.  Sabaha karşı peder askerlerin yanına giderek günah çıkarmalarını söyler.  Askerlerden er Ferol ise pedere sorduğu soruyla bütün atmosferi değiştirir.

Er Ferol: Ne için öleceğim peder?

Basın muhabirleri ve subayların hazır bulunduğu toplanma alanında askerler kurşuna dizilerek infaz edilir. İnfaz edilen askerler arasında bilinci kapalı, yaralı halde sedyeyle taşınan bir asker de vardır. Nitekim bu kimsenin umurunda değildir. İki general yemeklerini yerken bu durumdan büyük zevkle bahsederler.

General Mireau: Adamlar mükemmel öldüler. Her zaman birinin çıkıp da herkesin tadını kaçırarak bir şey yapma ihtimali vardır. Ama bu sefer her şey yolunda gitti.

Filmin sonlarına doğru arkadaşları öldürülen askerler, bir barda ellerinde içkileriyle esir düşen bir Alman kadının sahnelenmesini beklerler. Kadının sahneye çıkmasıyla askerlerin sözlü tacizleri başlar.  İştahla sahnedeki kadını seyredip ondan dans etmesini ve şarkı söylemesini isterler. Kadın gözyaşları içerisinde yerel, hüzünlü bir Alman şarkısı söylemeye başlar. Askerler, bir süre sonra fark etmeden şarkıya eşlik ederler. Ve çoğunun gözleri yaşlıdır. Dilini, kültürünü bilmedikleri bir halkın şarkısında bütünleşmiştir herkes.

Çıkar sahiplerinin savaşında ölen askerlerin dramı, Kubrick’in yalın anlatımıyla ayrı bir duyguya dönüşmüştür. Kuşkusuz, hem yapım kısmında hem de oyunculuk kısmında yer alan Kirk Douglas’ında etkisi de oldukça büyüktür. Nitekim filmde yaşanan olaylar, 1914 yılında Fransız ordusunda birebir yaşanmıştır. Bu nedenle Zafer Yolları’nın tarihsel önemi büyüktür. Filmin anti-militarist yapısı, ilk zamanlar rahatsız edici bulunmuş ve yasaklanmıştır. Sonraları kültürel ve tarihi bir öneme kavuşan film, koruma altına alınmıştır.

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
“Anı Yakalayan” 7 Fotoğraf

Fotoğrafı videodan ayıran, fotoğrafın belli bir anı yakalayabilme gücüdür. Yalnızca bir küçük karenin içinde yansıttıklarıyla, o an yaşanılanı güçlü şekilde...

Kapat