Ve İğreniyorum Kendini Adam Sanan Tüm Mahluklardan!

Kadının, kadınların her türlü şiddetin kurbanı olduğu şu “modern 21. yüzyılda” yılın sadece bir gününü, kuru bir çiçekle telafi etmek ne büyük dram. Daha kadının kadına şiddet uyguladığı bir toplumda bugünü kutlamak ne acınası… Ama en büyük acı hiç şüphesiz bu şiddetin bir gün durulmayıp tam da biter mi acaba derken bir şiddet haberine daha tanık olmak. Çaresiz olmak… Bu topluma, insanlığa karşı ümitsiz olmak… Sahi neydi bizi çaresiz kılan, insanlığa karşı ümitsiz bırakan? Fıtrat diye açıklanan iğrenç sözler mi, sokakta gülmemiz mi? Erkek karşısında güçsüz oluşumuz mu ya da kara çarşaf giymediğimiz için çekici oluşumuz mu? Cinsiyetimiz mi, bedenimiz mi ? Sahi neydi bizi tacizin, tecavüzün, her türlü şiddetin sebebini aramaya zorlayan! Sebep aramaya dayatan! Sahi kadın oluşumuz mu tüm bu iğrençliğe maruz kalışımız?

Yoksa ataerkil düzenin bizi yok sayması, erkek karşısında saf dışı bırakmak istemesi mi? Ne yazık kahrolası sistem, insanlık bizi kendi kendimize açıklaması olmayan iğrençliklerin sebebini aratır oldu. Beden bizim, söz bizim, suç bizim. Kadın işte suçludur. Önce doğar herkes burun kıvırır. İstemez… Çünkü bir halta yaramaz. Hele o kız evladı doğuran ana, asıl suçlu odur. Erkek evladı verememiştir kocaya. Durur durur köşelerde ağlar. Kız doğurdu diye iteklenir, yaftalanır. Öyle ki komşusu erkek evlada sahip diye gururlanır, koltukları kabarır. Daha kadın kadına eziyet ederken ne beklersin ki erkeklerden. Sonra o kız çocuğu büyür, erkek kardeşi babanın en sevdiği çocuğu olur. Aslan parçası aslan! Kıyamam, oğlana bakar bakar köşelerde ağlar. Okul çağı gelir giydiği etek başına dert olur. Oturamaz, kalkamaz, eve rahat gidemez!

 Kız, evde annesinden yemek yapmayı öğrenir. Erkek, babadan silah tutmayı, kız tavlamayı. Yaş gelir, kız üniversiteli olur; bir erkekle konuştu diye de namussuz! Ama erkek bir kızla konuşursa delikanlı… Okul da biter, çocukluk da… Ama kız hiç unutmaz okula giderken işittiği sözleri, bindiği otobüsteki pislik bakışları, babadan göremediği sevgiyi, korkusundan dolayı severek giyemediği kıyafetleri, rahatça yürüyemediği kaldırımları… Unutamaz işte!

Ne iğrençtir ülkemde çocuk olmak, kız olmak, kadın olmak! Medeni haline göre kız ya da kadın diye ayrımın kurbanı olmak. Ne zordur ülkemde en ağır sözlerle yaftalanmak. Ne zor bunları acıyarak yazmak. Ve daha kötü şartlara maruz kalan kadın varlığından haberdar olmak. Ama ben gurur duyuyorum kız olmaktan, kadın olmaktan. Siz ne derseniz deyin yanlışlarımla, doğrularımla, keşkelerimle, umutlarımla, tercihlerimle, bedenimle gurur duyuyorum.  Güzeller güzeli annemin biricik kızı olmakla gurur duyuyorum. Ve siz mahluklardan utanıyorum, iğreniyorum! İtici sözlerinizden, ahlak ve medeniyet yoksunu hallerinizden, soyunuzdan, soyadınızdan iğreniyorum! Kendini adam sanan tüm mahluklardan!

 

Damla Çelikli

İstanbul , KOU Radyo, Tv ve Sinema.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Kuzguncuk’tan bir ses: Hişt hişt!

Saat 16.30, Eminönü’nden kalkan bir vapurla Üsküdar’a geçiyorum ve kulağımda bir ses, Sait Faik’ten. Etrafıma bakınıyorum, her şey olağan. Bu...

Kapat