Veronika Ölmek İstiyor / Paulo Coelho

Ah Veronika, nasıl da ölmek istiyorsun. Olanca boşluğunla yetinmişcesine gitmek istiyorsun. Üstelik üzerine bu kütüphane kokusu sinmişken? Geride kalan 24 yılın kendini bile keşfetmene yetmemişken?  Kalbinin fena halde çarpışını işitmeden? Kendin gibi olamamış ve herkes gibi olmaktan böylesine korkmuşken? Ah Veronika!

 Düşün ki; 24 yaşında genç bir kadınsın, birçok imkan elinde. Ama içindeki bu farklılık ile dış dünyan örtüşmüyor. Ne yapsan nereye gitsen mutlu değilken sen; yaşama biçtiğin değer de daralıyor. Farklı olabileceğinin bile farkında olmayan bu duru halinle ‘sonsuza varan bir unutuş hayali’ içindesin. En büyük unutuş: İntihar. En nihayetinde bu senin için özgürlüğe açılan tek kapı.

Böylesi büyükçe dünya sancısı içinde sana verilen yer neredeyse yok denecek kadar az, biliyorsun. Bir sürü imkana sahip, hatta şanslı sayılabilecek bir kadın dahi olsan; sanki bu hayat bir başkasına ait gibi. Ve adapte olamadığın bu sürekliliğin bitme vakti sonunda geldi. Hazırsın artık, kendini öldürme günündesin. Dört kutu uyku ilacını tek tek yutacak, yuttuğun her bir hap ile özgürlüğüne yaklaşacaksın.

”Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı yapısına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürdüklerinde çok daha romantik yöntemler seçerler – bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi. Terk edilmiş prensesler ve Hollywood yıldızları bunun sayısız örneğini gözler önüne sermişlerdir. ”

Paulo Coelho’nun 1998 yılında basılmış; okurlarına hayatı, çağımız kalıplarının dışında kalmış yanlarını, en önemlisi öz benliklerini sorgulamaya iten; çağın ‘normal’ insan duruşuna karşı deliliğe övgü niteliğindeki muazzam eseridir Veronika Ölmek İstiyor. Uzun bir zaman ölme hayali içindeki bu genç kadının intihar eylemine bu denli hazır oluşu, ölümü özgürlükle içselleştirerek harmanladığı bakış açısıyla, sorguladıkları okuruna farklı bir pencere açarken; bir hafta sonra öleceğini öğrendiğindeki o his Veronika ile birlikte okurunu da tatmadığı bir duygu dünyasına götürür.

‘”Gözlerini açtığında Veronika, ‘Burası cennet olmalı.’ diye düşünmedi. Cennette odaları floresan ışıkla aydınlatmazlardı kesinlikle ve de anında başlayan sancı tipik bir dünya sancısıydı. Ah, bu dünyanın acıları hiçbir şeye benzemez, hemen anlaşılır.’’

200 küsür sayfalık bu dev roman, Veronika’nın ölemediği ve öleceği zaman aralığındaki bir haftasını anlatır. Aslında hiç vakit kaybetmeden ölecektir Veronika ve bitecektir bu iş. Ama şimdi ölüme gün saymak yaşamı saymakla eş değer bir şeydir. Bu zamana kadar içinde olduğu yaşamak eylemini farkedemeyişinin aksine, Veronika için artık ölmek fikri bilindik ve zaruriyken; yaşama eylemiyse öylesi güçlü ve azdır. Üstelik ulaşmak istediği özgürlük ölümle başlayacakken, artık ölüm ile son bulacaktır. Bu zamana değin hiç düşünmediği bir biçimde yaşadığı ve alışamadığı dünyasının tam bir deliler alemi olduğunu ve asıl normallerin burada, Slovenya’nın en ünlü tımarhanesinde yatanlar olduğunu fark edecektir. Deliliğe övgü niteliğindeki bu romanda Veronika, şizofren hastası Eduard, dış dünya insanlarına karışmak istemeyen Mari, göksel yolculuklarıyla Zedka ve değişik karakteriyle Dr. İgor ile tanışacak; kitabın kesinlikle mükemmel etkileyicilikte sonuna dahil olacaksınız.

 

”Yürü, gidiyoruz. Deliler, delice şeyler yaparlar. ”

 

”Siz farklı bir insansınız ama herkes gibi olmak istiyorsunuz. Bu da bana kalırsa ciddi bir hastalıktır.”

 

”Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz. ”

 

”Normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir. Yani çoğunluk bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorsa o şey ‘normal’ olur. ”

 

”Ona ceketini verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı.”

 

Elifcan Koç
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi BIIBF Maliye öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

1 Comment

  1. Beril

    19 Temmuz 2017 at 17:14

    “Ah Veronika nasıl da ölmek istiyorsun…” ile başlayan kısım kitaptan bir alıntı mı acaba? Yanıtlarını sevinirim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sıra Dışı Bir Sanat Akımı: Wardrobe Snacks

Fotoğraf sanatçısı Kelsey McClellan ve stilist Michelle Maguire imzalı Wardrobe Snack projesi adından da anlaşılacağı üzere sıra dışı bir gerçeklik...

Kapat