Victoria Döneminin Aynası: Charles Dickens

İngiliz edebiyatı denince ilk akla gelen yazarlardan birisi Charles Dickens’dır. Çünkü, Dickens eserlerinde yaptığı sosyal analiz ve eleştirilerle döneminde iz bırakmayı başarmış bir yazardır.

Charles Dickens 1812-1870 yılları arasında yaşamıştır. Yani yaşadığı dönem İngiltere tarihinde “Victoria Devri” olarak adlandırılan zamana denk gelmektedir. Victoria devri sanayi devriminin yükselmesi ve Britanya’nın en parlak çağı olarak bilinmesine rağmen sosyal hayatta olumsuz kabul edilebilecek durumları da içermektedir. İşte bu olumsuz durumları romanlarında ya da hikayelerinde eleştiren Charles Dickens’a “Victoria Döneminin Aynası”  ünvanını alkışlarla vermek yanlış olmayacaktır.

9. yy. İngiliz Edebiyatında en çok eleştirilen konu olan “sosyal statü farkları,” Dickens’ın kaleminden de nasibini almıştır. Britanya’da 18. yy.’dan başlayarak git gide güçlenen makineleşme, 19. yy.’ın ortalarına doğru sosyal statü farkını arttıran en büyük etken olmuştur. Endüstri devriminden sonra fakir daha fakirleşmiş, zengin ise daha zenginleşmiştir. Zengin fabrika sahipleri üretim masraflarını azaltıp karlarını arttırırken, bir çok işçi işlerini makinelere emanet ederek işsiz kalmışlardır. Dickens’ın “Büyük Umutlar” adlı romanında toplumdaki sosyal statü farkını aşikarca görebilmek mümkündür. Romanın baş karakteri Pip’in etrafında hem çok fakir, hem de çok zengin olan insanları görebilmekteyiz. Örneğin; Pip’in ablası ve eniştesi düşük gelir düzeyini temsil eden bir ailedir. Eniştesi demircilik ile uğraşmakteyken, ablası ise ev hanımıdır. Bir köyde kendi hallerinde yaşarlar. Bunun yanında, Bayan Havisham ve Estella iyi giyimli, iyi eğitim almış, “en güzel parti nasıl verilir?” düşüncesinin içinde debelenen insanlardır. Yani, bu kanıtlara dayanarak, Victoria Döneminde sosyal statü eşitliğinin olmadığını söyleyebiliriz. Birileri pasta, börek içinde yan gel oğlum Osman, on dönüm bostan statüsündeyken, bir diğerleri ise ağır iş koşullarında ter döküp, yine de evine kuru bir ekmek götürmekte zorlanan insanlardır.

Peki, fakirliğin toplumdaki diğer bir yansıması olarak neyi görebiliriz? Açlık ve safalet tabi ki insanları hırsızlığa itmiştir ve 19. yy.’da Britanya adasında hırsızlık önüne geçilmekte zorlanılan bir hal almıştır. “Oliver Twist” Dickens’ın bu konudaki en iyi eleştirisi olarak görülebilir. Roman boyunca, Oliver’ın yaptığı seyahatler, bulunduğu ortamlar ve karşılaştığı insanlar bize hırsızlık salgınının nasıl yayıldığını ve nasıl önüne geçilemeyecek bir hal aldığını gösterir. Örneğin; Oliver Londra’ya yaptığı seyahatte Artful Dodger ve Fagin gibi adamların eline düşerek hırsızlığa itilmiştir. Romanın sonlarında ise şeytani diyebileceğimiz karakterlerin neden  bu halde olduğunu ya da neden hırsızlık yaptığını Dickens okuyucularına göstererek, toplumdaki yanlışlığın kaynağının yoksulluk olduğunu gözler önüne sermiştir.

Bütün bunlara ek olarak; Victoria Döneminin en belirgin özelliklerinden birisi elbette ki sanayi ve sanayileşmedir. Dickens yaptığı betimlemelerle sanayileşmenin şehirdeki sonucunu okuyucusunun zihninde canlandırır. Oliver İngiltere’ye geldiğinde onun gözünden İngiltere’yi görürüz. Bacasından duman çıkan koca koca fabrikalar, isli bir gökyüzü, makinelerin sebebiyet verdiği şehir gürültüsü bir anda zihnimizde yeniden hayat bulur. Aynı zamanda, “Büyük Umutlar” adlı romanda Pip Londra’ya yaptığı seyahatte, inanılmaz kalabalık ve şehrin dört bir yanını saran iğrenç koku karşısında şok olur.

victorian style chimney sweep, a child chimney sweep,  hulton pi

Sanayileşmenin getirdiği bir diğer konu ise çocuk işci istihdamıdır. O dönemde çocuk yaştaki işçiler fabrikalarda yok pahasına çalıştırılmaktaydı. Yoksulluk düzeyinde bulunan insanlar çocuklarını zengin kişilere satıyorlardı ve bu kişiler çocukları ağır koşullarda çalıştırırak onlar üzerinden para kazanıyordu. Charles Dickens’ın en çok eleştirdiği ve üzerine dikkat çekmek istediği konulardan birisi de budur. Oliver, islahevinde doğmuş olan bir öksüzdür ve babasının kim olduğu bilinmez. Oliver’ın islahevinde bulunduğu süreç boyunca, Dickens açlıkla ve ağır işlerle karşı karşıya kalan çocuklardan okuyucuya örnekler verir. Mesela, romanda İngiltere’de baca süpürücüsü olarak çalıştırılan çocukları görebiliriz Bu çocuklar evlerin veya fabrikaların bacaları içine sarkıtılarak, bacalar temizlettirilir. Sonuç olarak, bu kötü koşullarda, is, pas ve bunun üzerine açlık içinde yaşayan çocuklar ölümle yüzyüze gelmektedir. Yine buna ek olarak, Oliver’in eline düştüğü yankesici çetesi dönem içinde çocukların yankesici olarak çalıştırıldığına kanıt olarak gösterilebilir.

Bir diğer konu olarak, yoksulluk insanlara büyük bir hırs vermiştir. Örnek olarak; Pip sevdiği kız Estella ile aynı sosyal statüye ulaşmak için zengin olma hırsı içinde yanıp tutuşur. Tek istediği şey, köylü erkek statüsünden kurtularak bir centilmen ya da diğer bir değişle görgülü ve zengin olabilmektir. Çünkü, Victoria Döneminde düşük sosyal statüdeki insanlar toplum tarafından hor görülür ve saygın kabul edilmez. Oliver ise dürüst olmak ve içinde bulunduğu kötü koşullardan kaçıp kurtulmak için elinden geleni yapmaktadır.

charles-dickens-cocuk

Daha önceden de bahsetmiş olduğumuz gibi, Dickens betimlemelerinde çevreyi okuyucusunun gözleri önünde canlandırır. Şehrin kötü görüntüsü, fabrikalar, bacalardan çıkan dumanlar, karamsar bir atmosfer Dickens’ın romanlarında okuyucu ile buluşur. Ayrıca, dönemin mimarisini görebilmekte Charles Dickens’ın romanlarıyla mümkün olmaktadır. Yine “Büyük Umutlar”da bahsi geçen Satis House, Wemmick’s House dönemin mimarisini yansıtan yapılardır.

Sonuç olarak; özellikle bahsettiğimiz bu iki romanda Charles Dickens şanı dünyanın dört bir yanına yayılan Büyük Britanya’nın Victoria Dönemini okuyucuya anlatmıştır. Dickens, şanlı ve yüce dönemin görünmeyen yüzünü gösterirken, sosyal statü farklarını, yönetimin yaptığı yanlışlıkları, toplumun ve özellikle çocukların içinde bulunduğu durumu analiz ederek eleştirelerde bulunmuştur.

Romanları okurken 19. yy. İngiltere’sinin sokaklarında dolanıyormuş hissine kapılırsınız. Zengin ve fakir sınıf arasındaki eşitsizliği görüp şaşırırsınız. Toplumda insanların aslında rolleri olduğunu ve dönemin getirdiği saygın olma ünvanına erişmek için sürekli maske değiştirdiğini görürsünüz. Ve son olarak, edebiyatın salt eğlence aracı olarak görüldüğü bir dönemde bunları yazdığı için Charles Dickens’a saygı duyarsınız.

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İlk İngiliz Romantik: Samuel Taylor Coleridge

21 Ekim 1772 doğumlu şair ve filozof Samuel Taylor Coleridge 10 kardeşin en küçüğü olarak İngiltere’de doğuyor. 1781’de babası ölünce...

Kapat