Yağız Bir Delikanlı | Galata Kulesi

Şehirlerde şiir kokan yapılar vardır. İsminden büyüktür hikayeleri.
Kimine ilham olmuştur. Binlerce metin yazılmıştır üstüne. Anlatan tekrar anlatmıştır.
Bitmeyen hikayeleri vardır çünkü. Hep bir yerlerde eksik cümleler bırakmış bir yapı.

Büyü.
Böyle tarifi mümkün anlattığım yerin.
Hikayesi çok eskilere dayanıyor. Yıl 528. tahayyülü zor bir yıl.

Dünya tarihinin en eski kulelerinden. Zamanın bizans imparatorlarından Anastasius tarafından bir “Fener Kulesi” olarak inşa ettirilmiş. Başına gelecek onca şeyden, ve bir tarih olacağından habersiz.

İlk yarasını 1204 yılında IV. Haçlı seferlerinde aldı. Artık eskisi kadar güçlü, asaletli değildi.
Daha sonraları 1348 yılında  adı değiştirilerek “İsa Kulesi” dendi. Yığma taşlar kullanılarak Cenevizliler tarafından surlara ek olarak yeniden yapılandırılmışdı.  Sıradan bir yer değildi artık orası her imparatorluk için. Yıllandıkça büyüyen bir dev halini alma yolunda tekrar tekrar inşa edildi. 1348’li yıllarda kentin en büyük binasıydı.

galatta-kulesi-kck

1445-1446 yıllarında tekrar yükseltilmiş ve artık Türklerin eline geçmişti şehrin en yağız delikanlısı.
O vakitten sonra her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiştir.

Büyüsü hiç bozulmayan bu yapı, insanoğlunun farklı amaçlarına hizmet etmiş. Hiçte sırtı yere gelmemişdi.

16 yüzyılda Kasımpaşa tershanelerinde çalıştırılan hıristiyan savaş esirlerinin barınağı olarak kullanılmış sonra sultan III. Murat’ın müsaadesiyle rasathane (gözlemevi) olarak kullanılmış, 1579da kapatılmıştır.

Yıl 1638. IV. Murat dönemi nam-ı değer Hezarfen Ahmet Çelebi eşsiz hayal gücüyle uçmak istemiş. Bunun için en uygun yerin bu kule olduğuna kanaat getirmiş. İlk uçuşunu bu kuleden Üsküdar’a doğru denemiştir. Bu uçuş Avrupalılar tarafından büyük ilgiyle karşılanmış. Çokça bahsetmişlerdir.
hezarfen-ahmet-galata-kulesi

1717 tarihinde bu yorgun kulenin yeni görevi “yangın gözleme kulesi” olmasıydı. Yangın, ahalinin duyması için davul çalınarak haber verilirdi.
şehre en güzel bakan yerinden acı haberler verilirdi o zamanın insanlarına

Bir gün kendi acısını duyurdu. Yanıyordu kule. 1800’lü yıllardı. Yıkılamazdı. Yıkılmadıda. Büyük bölümü yandı kulenin. Onardılar. 1875 de külahı devrildi. Tamir ettiler. 1965’de başlayıp 1967 bitirilen son onarımda bugünkü halini almıştı.

Onarımlarında birçok kafatası ve kemik bulunmuştur. Kulenin tarihindede bazı intihar olayları kayıtlara geçmiştir.
En yakın örneklerinden biriside 6 haziran 1973 günü ünlü Şair Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 15 yaşındaki oğlu Vedat, kuleden atlayarak intihar etmiştir. Oğuzcan bunun üzerine “Galata Kulesi” adlı şiirini yazmıştır. İşte o şiir…

“6 Haziran 1973

Pırıl pırıl bir yaz günüydü

Aydınlıktı, güzeldi dünya

Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden

Kendini bir anda bıraktı boşluğa

Ömrünün baharında

Bütün umutlarıyla birlikte

Paramparça oldu

Bir adam benim oğlumdu…

 

Gencecikti Vedat

Işıl ışıldı gözleri

İçi

Bütün insanlar için sevgiyle doluydu

Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa

Kendini bir anda bıraktı boşluğa

Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün

Zaman durdu

Bir adam düştü Galata Kulesi’nden

Bu adam benim oğlumdu.
…                                          ”

Sevgiyle kalın.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
‘Seviyoruz ve Hiçbir Şey Bilmiyoruz’ Oyunu Yeniden Sahnede!

Moda Sahnesi'nin sevilen oyunu 'Seviyoruz ve Hiçbir Şey Bilmiyoruz', 13 Mart Pazartesi akşamı ENKA İbrahim Betil Oditoryumu'nda sahneleniyor. Orjinali Moritz Rinke tarafından yazılan oyunun...

Kapat