Yalnızlığımızı Yüzümüze Vuran Efsane Adamlar / Kaybedenler Kulübü

”Yalnızlık nedir?” diye sorulduğunda herkesin kendine göre vereceği yanıtlar vardır. Kimi özgürlük der, kimi tutsaklık, kimi kader, kimi ise tercih…

”Bunca insan yalnızken, neden bunca insan yalnız?” Diye sorulursa peki?

Cevap ararken zorlanıyorsanız ‘Kaybedenler Kulübü’ iftiharla yanıtlar.

Mehmet Ada Öztekin tarafından kaleme alınan, Tolga Örnek tarafından çekilen ve başrollerini Nejat İşler, Yiğit Özşener ve Ahu Türkpençe’nin paylaştığı 2010 yapımı filmde; Kent Fm’de yayınlanan Kaybedenler Kulübü adlı radyo programını ve programı sunan DJ’ler Kaan ve Mete’nin hayatları anlatılmaktadır.

”İyi geceler sayın dinleyenler. Kaybedenler Kulübü başlıyor.”

Kaan, neredeyse ‘kimsenin okumadığı’ kitaplar basan Altıkırkbeş Yayınları’nın sahibi; Mete ise Kadıköy’de bir bar sahibi olup, plak ve efemera koleksiyoneridir. Bu ikili 90’lı yılların ortalarında Kent Fm adlı bir radyo istasyonunda Kaybedenler Kulübü adlı bir programa başlarlar.

Loş bir oda, iki koltuk, iki mikrofon, iki bira şişesi, bolca sigara dumanı ve tunç kadar ağır bir yalnızlık…

Siyah beyaz karo taşların üzerinde satranç oynar gibi konuşan iki adam Kaan Çaydamlı (Nejat İşler) ve Mete Avunduk (Yiğit Özşener). Sanki bir bankta oturup konuşuyorlarmış da kimsenin bundan haberi yokmuş gibi yalnızlığımızı yüzümüze vuran efsane adamlar…

Programda herhangi bir konuya bağlı kalmadan, doğaçlama yayın yaparlar. Arayan dinleyiciye yatma teklif eden, salı günleri ‘cuma’ya giden, Seattle için iftar vaktini duyuran, okudukları şiirin arasında birden durup, ‘Haydi köfte yemeye gidelim’ diyecek kadar rahat olan bu iki adam ‘yalnızlıklarını unutmak’ için her gün başka kadınlarla beraber olur.

‘Loser’ yazısıyla kaybetmenin gizli çekiciliğini bir nişan gibi gömlek cebinde taşıyan Kaan ve hayatı ‘yanlış zamanda yanlış yerde’ durmaktan ibaret olduğuna inanan Mete’nin sohbet niteliğindeki programları -kadınlar, cinsellik, edebiyat ve Kadıköy sokaklarının da hakim olduğu Kaybedenler Kulübü – ilk başlarda çok dikkat çekmese de sonraları geniş bir kitleye ulaşır.

Yaptıkları işlere idealist gözle bakmayıp, maddi bir beklenti içine girmeden günlerini devirirken ‘Nasılsın?’ sorusuna bile ‘Standart’ cevabı verecek kadar hayatı takmazlar.

Birbirini izleyen standart günlerin birinde Kaan, bir barda Zeynep ile tanışır. Gecenin sonunda Zeynep üç gün sonrası için 6.45’te Beşiktaş İskelesi’nde buluşmak için randevu verir Kaan’a. Eve döndüğünde ‘Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi mi? yoksa Beşiktaş’taki Beşiktaş İskelesi mi? diye soran ev arkadaşının kafasını karıştırması üzerine çevresindeki insanlar, hatta radyodaki dinleyiciler arasında bile mini bir anket oluşturan Kaan, üçüncü günün sonunda Zeynep ile Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi’nde buluşur. Zeynep, ablası ile beraber yaşayan idealist bir mimardır. Birbirlerine tutku ile bağlanan çift, aşkın o kavurucu tadını içlerinde hissetmeye başlamışlardır artık. Yakan ve kavuran tadını…

”Aşık olmak anlık bir şey. Birden her şeyin çok parlak göründüğü, birden en pastel renklerin bile ısınmaya başladığı, birden tüm yemeklerin çok daha lezzetli olduğu bir an bu.”

”İnsan karar vererek aşık olmaz. Sadece bir bakar, olmuş!”

Günden güne program da en çok dinlenen programlar arasında liste başı haline gelmiştir. Yalnızlıktan dibe vurmuş dinleyicisini intihardan uzaklaştırır, ötekine ‘Bad’lik Amirliği’ verirken Kadıköy sokaklarında bu adamlar artık çok seviliyordur.

”Kaybedecek bir şeyinin kalmaması özgürlük galiba. Ama bunu kim elde edebilir, kim başarabilir, onu bilmiyorum.”

Belki kent melankolisinden çıkmak, belki öylesine, belki de sadece kendileri için ”Yalnızlar Partisi” bile düzenleyen bu ikili geniş kitlelere hitap ederken, diğer taraftan programın içeriğinden dolayı RTÜK’ten sürekli uyarı alır. Kendilerine sürekli bir misyon yüklemeye çalışan Kent FM’in sahibi Aslı, (İdil Fırat) programın iyi gittiğini ancak üsluplarını biraz yumuşattıkları takdirde kendilerine telif ödemeyi teklif eder. Hayatı ıskalamadan yaşayan bu adamların maddi kaygıları yoktur. Bira ve yol parası karşılığında devam etmeye karar verseler de sistemin kölesi olmayı reddederler.

Haftalar sonra Zeynep, Kaan’ın radyo programındaki üslubundan iş hayatına yaşamında belli bir amacının olmamasına kadar ne varsa eleştirir. Hayatına müdahale edilmesine öfkelenir Kaan. Zeynep de tercihini uzaklaşmaktan yana kullanır.

”Kadınlar; seni sen yapan özelliklere aşık olup, sonra o özellikleri senden almaya kalkıyorlar.”

Örs gibi düşen bir yalnızlık oluyor sonrası. Bu kez ayrılığın acı ve yakan tadı birikiyor ağızda. Karakter savaşları, kapitalist düzen, özgürlük ya da her neyse… Kadın ya da erkek fark etmiyor; gidenin kim olduğu önem taşımıyor.

Aşk bitiyor…

‘Biz’ ler Sen ya da Ben.

Kaybeden sadece Aşk oluyor…

Günler sonra, Amerika’dan iş teklifi aldığını söyleyen Zeynep gitmek istemese de Kaan her şey için sessiz kalır. Ayrılık sonrası olan ölüm sessizliği gibi bir sessizliktir Kaan’ın sessizliği…

‘Aşk’a değil ama ayrılığa hep karar verilmek zorundadır çünkü.

”Hiç gülmedi, hiç gülümsemeyecek gibiydi. İyi bir gün batımından beklenebilecek her şey vardı oysa gökyüzünde. Tüm o sıcak renkler, hafif bir esinti ve parfümünün kokusu. O anda bir örs düşse gökyüzünden ancak dokuz gün dokuz gece sonra varabilirdi yeryüzüne.”

Zeynep’ten ayrılan Kaan, artık kendi yayınevine ağrlık vermek ister. Mete de tutkunu olduğu koleksiyonlarının da bulunduğu yeni açtığı dükkanının heyecanı içindedir. Hayatlarında değişiklik zamanının geldiğini düşünen ikili radyo programını sonlandırma kararı alırlar.

”Kaybedenler Kulübü bitti. İyi geceler sayın dinleyenler. Tabii, eğer böyle bir şey mümkünse.”

”Hiç aradığın şeyi bulduğunda, bulduğun şeyin aradığın şey olup olmadığına dönüp baktın mı?”

Bu kez deniz kıyısında bir bank, yine iki adam, ellerinde yine bira şişeleri ve yine koca bir yalnızlık kalır geriye.

Fonda MFÖ…

Yalnızlık Ömür Boyu…

 

 

Hatice Durmuş
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğrencisi.
Sağlık sektöründe çalışıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
“Van Gogh” Oyunu 5 Ekim’de Sahne’de!

Tiyatro Gerçek'in Van Gogh'un portresini sahneye taşıdığı oyun, yeni sezonda da izleyici ile buluşuyor. Geçtiğimiz sezonlarda ilgiyle izlenen oyun Van...

Kapat