Yitik Bir Kentin Dokusunu Fotoğrafla Yansıtmak

“Her fotoğrafın özelliği ve çekilme amacı, geçip gitmiş zamanın genelleşmiş pathos’unda eriyip yok olma eğilimidir. Estetik mesafenin kaynağı, ilk bakışta değilse bile daha sonra, zamanın geçişiyle birlikte kesinlikle- fotoğraflara bakma deneyimidir.” Susan Sontag

Geçmiş, bir yok oluşun temsilidir. Yitiktir, yitirilmiş olandır ve kaybolmaya mahkumdur. Kayıp olan bir zamanı kaydetmek ise, yitik olanı tekrar tekrar hatırlatır bize. Nesneye her bakış her hatırlayış acının tezahürünü yineler. Çünkü geçmişi yaşamak, orada var olmak imkansızdır. Bu ulaşılamazlık, Kristeva’nın deyimiyle bir yas sürecini beraberinde getirir. Ve bu yasın sonucu da melankolidir. Ulaşılamaz olana duyulan acıdır.

Fan Ho, 50’li ve 60’lı yıllarda çektiği fotoğraflarla, kentsel hayatı tasvir eden bir dizi siyah- beyaz fotoğraflar üretti. Bu üretim, lirik ve dramatik yapısıyla kültürel bir imgenin doğuşuna vesile oldu. Nitekim Fan Ho modern dünyanın gölgesinde yok olan bir yaşamı fotoğraflarken, oluşturduğu kurguyla gerçekçi bir dil yarattı. Gökdelenlerin dikili olmadığı Hon Kong yıllarını fotoğraflayan sanatçı, geçmiş üzerine inşa edilen ruhsuz bir kentin gerçekliğini yansıtırken; modernizmin inşa yerine, yıkımdan nasıl beslendiğini bir kez daha hatırlatıyor bize.

“Her zaman sanat eserinin gerçek duygu ve anlayıştan kaynaklanması gerektiğine inandım. Hiçbir amaç duygusuyla çalışmadım. Bir sanatçı olarak sadece kendimi ifade ediyorum.  Amacım basit: İzleyicinin zamanını boşa harcamamak.”

Sanatçının yaratıcı bir kompozisyon dâhilinde oluşturdu çalışmalar; güçlü ışık vurguları ve siluetlere sinen gölgeleme ile muazzam bir etki yaratır. Pazar tezgahları, limanlar, balıkçılar, çocuklar, işçiler, sokak satıcıları, yıkık evler kısacası yoksul bir kentin dokusuna sinen ne varsa yer bulur Fan Ho’nun fotoğraflarında.

“Hala görmenin yeni yollarını arıyorum. Yeni bir yaklaşım, yeni bir deney türü…”

Fan Ho’nun çoğu eserleri gerçekçi yapısıyla ön plana çıkarken, çapraz gölgeleme ile oluşturduğu kurgusal çalışmaları da oldukça etkileyici  bir görsellik oluşturur. Perspektif ve ışığa olan tutkusu, tıpkı Henri Cartier Bresson’daki gibi derinlikli kompozisyonların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu kompozisyon dâhilinde üretilen çalışmalar; yok olmuş, yitirilmiş bir kentin göstergesi niteliğindedir.

“Gerçekçi sokak fotoğraflarım nadiren seçiliyor.  Resimsel estetik dahilinde oluşturulan çalışmalar,hala salon fotoğraflarının anahtarıdır; ancak değişikliklerin yakında gerçekleşmesini beklerim. Bu arada, sadece denemeye devam edeceğim.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
BULUNMAZ HİNT KUMAŞI: KIRAN DESAI

“Sözlerin gölgesi kendisinden daha büyüktü. Kendi seslerinin yankısı dünyanın öbür yanından gelen cevabı yutuyordu.”der Kıran Desai, 2006 yılında kendisine “Man...

Kapat