Yüzyılların Kültür Mirasçısı Roma’da Barok Mimari

Barok denildiğinde; sanatın derinine inebilen veya yüzeysel olarak ilgilenen herkesin kafasında doğal olarak bir Caravaggio resmi canlanır. Fakat hepimizin bildiği üzere, Barok sadece resim üzerinden gelişmiş bir sanat değildir. Barok sanat, resim haricinde gerek mimari gerek de heykel sanatında etkisini fazlaca hissettirmiş bir akımdır. Peki, mimari olarak yüzyılların kültürel mirasını taşıyan İtalya’nın Roma kentinde Barok sanatı inceleyecek olursak, bu sanat akımını nasıl bir geleneksellik çizgilerine oturtabiliriz ve ne tür yeniliklerden bahsedebiliriz? İşte bu yazımızda bu durumu inceleyeceğiz.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-1

Aziz Petrus Bazilikası, Bernini

Dönem anlayışına bakıldığında; öncül sanat akımlarının adının, kendinden sonra gelişen diğer akımların eleştirmenleri tarafından aşağılayıcı bir unsur olarak gelişmesi söz konusu olmuştur. Böyle bir ortamda gelişen sanatın da “Baroque” olarak adlandırılmasının 17. ve erken 18. Yüzyıl mimarlığını aşağılamak amacıyla özenle seçilmiş olması da yadırganacak bir durum değildir. Bu yazar ve eleştirmenlerce; tıpkı garip şekilli incilerin tam yuvarlak olma normundan sapışı gibi 17. yüzyıl Roma’sının sarmal sütunlu, kıvrık saçaklı bezemelerden oluşan ve alışılmışın dışındaki bu mimari de uygun mimarlıktan bir sapmaydı. Fakat geriye dönüp bakacak olursak, bunun aslında olağan bir şey olduğunu anlamamız pek de zor olmaz. Çünkü şimdiye kadar mimari, düşüncesel bakış açısıyla ele alındığında tez-antitez benzeri bir ilişkide, zıtlıklar ile ilerlemiştir. Bir sanat akımı, başka bir sanatın içinde doğmasına rağmen, tamamen dönemine tezat olarak gelerek, bir sonraki sanat anlayışına rehberlik etmiştir. İsa’dan öncesinden beri gelişen mimariden ilerlersek; İÖ 5. yüzyıl Atina mimarisinin klasik kusursuzluğu, İÖ 4. ve 3. yüzyılın daha karmaşık, daha kurgusal Helenistik mimarisine dönüşmüştür ve Roma Cumhuriyeti’nin sade mimarisi, Roma İmparatorluğu’nun ağır süslü mimarisine dönüşmüştür. Aynı şekilde, Geç Gotik mimari de sonunda gittikçe ağır incelikli işlenmiştir. Bütün dönemlerdeki bu gelişim incelendiğinde, her dönemdeki anlayışın peşinden tezat bir anlayış gelişiminde, Gotik mimariyi izleyen daha sade ve fütüristik Rönesans sonrasında da Barok sanatın bu denli ağır ve incelikli olması yadsınacak bir durum değildir.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-2

Cappella Della Santissima Sindone, Torino

Bir başka bakış açısı olarak; İtalya, Fransa ve Güney Avrupa’nın mimari üslubundaki bu değişimdeki inançsal etkiyi göz ardı etmemek gerekir. Roma’da papalar yeniden güçlerini kazandıkları bu dönemde anıtsal yapılar inşa ettirerek şehre yeni bir görünüm kazandırmaya çalışmışlardır. San Pietro Meydanı, bunun en kaliteli temsilcisidir. Barok dönemde mimarlığın, heykel ve resim anlayışıyla kaynaşmasıyla, ışık ve gölge oyunlarına dayalı yeni bir mekan anlayışı elde edilir. Dini yapıların yanı sıra, gösterişli, şatafatlı, yaşamın gerektirdiği saraylar, evler, köşkler, bahçeler, çeşmeler ve havuzlar gibi yapı türlerinin de geliştiği görülür.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-3

Santa Maria Della Salute, Venedik

Rönesans’ın merkezi planlı yapıları, yerlerini uzunlamasına düzenlenen eksenel yapılara bırakır. Barok döneme gelindiğinde, kiliselerde ortada yer alan uzun salonun yanlarına tek mekânlı şapeller yapılmış, apsisin önünde ise kubbeli bir mekan yer almıştır. Resimde ışığın gelişiminden ve Caravaggio’nun bunu nasıl ustaca kullandığından bahsetmiştik. Bu durum mimaride de geçerliliğini korumuştur. Az önce de bahsettiğimiz uzunlamasına yapılan yapılar, kiliseye gelen ziyaretçileri uzun ve loş bir geçitten ışıklı bir kubbenin bulunduğu yere doğru yöneltir ve bu da bir bakıma anıtsallık göstergesi olarak kabul edilebilir.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-4

St. Peter’s Square – Bernini & Borromini

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-5

Saint Andrea Al Quirinale, Rome, Bernini

Uzunlamasına planların yanı sıra oval ve üçgenlerin oluşturduğu yıldız planlı yapılar da vardır. Yüzeylerin bir iç, bir dış bükey şeklinde düzenlenmesi, dış ve iç mekânlara ritmik bir hareket katmıştır. Yapıların dış yüzeylerinin yalnızca bir süs olarak düşünüldüğü ve iç mekan düzenine ilişkin hiçbir ipucu vermediği görülür ki bu da toplumda bir merak uyandırarak onların ilgisinin yönelmesini sağlamıştır. Kubbeler giderek incelir ve zirvesinde kubbeden bazen tekdüze, bazen de kat kat yükselen bir ışıklık ile sonlanır. Yapıların içinde ve dışında “Y” şeklinde merdivenler, törenlere uygun bir düzenlemeyle kullanılmıştır. Ve daha önceki hiçbir dönemde olmadığı kadar çok süslemeye yer verilmiştir. Ayrıca bu dönemde, tümüyle yıkılamayan bazilikaların içlerinin mermer ve alçı süslemelerle kaplanarak dış yüzeylerinin yenilendiğini de görmekteyiz.

Dönemin en çok tanınan sanatçıları olarak Bernini ve Borromini’yi örnek gösterebiliriz.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-6

Palazzo alla Sapienza – Borromini

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-7

San Carlo Alle Quattro Fontane, Borromini

Daha çok heykelciliğini tanıdığımız Bernini, mimari açıdan da Barok sanata adını altın harflerle kazımıştır. Biraz Gian Lorenzo Bernini’nin mimarlığından bahsedecek olursak , Roma kenti büyük çeşmeler için ona teşekkür etmelidir diye bir giriş yapabiliriz. Bunların en büyüğü ve ünlüsü Piazza Navona’daki “Dört Irmak Çeşmesi”dir. Nil, Ganj, Tuna ve Rio de la Plata Irmakları, egzotik bir mağara ağzının önündeki bir obeliskin tabanı çevresinde duran ve çok büyük erkek yontularıyla simgelenmiştir.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-8

Dört Irmak Çeşmesi – Bernini

Haç biçiminden daireye ve elipse kadar uzanan bir gelişme çizgisi izleyen Bernini’nin bu gelişim aşamalarını Castel Gandolfo’daki S. Tomaso Kilisesi, Albani Dağları’ndaki Ariccia Kilisesi ve Roma’daki S.Andrea Al Quirinale oluşturur. Son yapıtı olan S.Andrea al Quirinale’de yapının dış yüzü de büyünün bir parçası olarak düşünülmüştür. Planın oval biçimi dışardan açıkça belli olur çünkü gösterişli ön yüz taçlarla süslü büyük bir ana kapının da yer aldığı bir portiko (sütun dizileri) biçiminde düzenlenmiştir.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-9

Bernini, Sant’Andrea al Quirinale, 1661

Francesco Borromini(1599-1667) bir süre Bernini’nin yönetimindeki St. Peter’in yapımında çalışmıştır ama bu iş birliğini uzun süre sürdürememiştir. Kişilikleri fazlasıyla zıt olan ikilinin bozulan iş arkadaşlığının ardından ilk baştan beri hep başarılı olmasına karşın kendini melankoliye kaptıran Borromini, en sonunda yaşamına kendi eliyle son vermiştir. Sanatındaki devrimci yanın gözle görülür biçimde sunulduğu ilk yapıtı olan S.Carlino Alle Quattro Fontane’nin planı aynı tabana oturan iki eşkenar üçgenin oluşturduğu bir baklava biçimi üzerine kuruludur. S. Ivo Della Sapienza, Borromini’nin biçim anlayışının daha ileri bir aşamasıdır, burada plan altı kollu bir yıldız oluşturacak şekilde birbiri içine giren iki üçgen üzerine kuruludur.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-10

San Carlo Alle Quattro Fontane-Borromini

Özetleyecek olursak ; Borromini’nin ele aldığı üzere, Barok sanatında tek tek mekân ögeleri, ancak birbirlerine bağlı olarak alınınca bir mantık taşımaktadır. Rönesans’ın merkezi planlı yapısıyla temel ayrılık işte tam burada belirlenir. Rönesans mimarisi, görsel açıdan yalın olduğu izlenimini uyandırırken Barok mimari kasıtlı olarak karmaşıktır. Açıklığın yerini çapraşıklık, tekilliğin yerini çalışılmış bir çeşitlilik; düzenliliğin yerini ise karşıtlık almıştır. Barok’ta mekânsal derinliğe vurgu yapan formlar kullanılmıştır. Rönesans mimarisi kolayca algılanabilen formlar üzerine vurgu yaparken bu yeni mimari mistik duygunun yansıtılmasını öne çıkartmıştır, böylece bir zamanlar zihinsel doyuma odaklanan ilgi artık coşkusal etki yaratımına yönelmiştir.

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-11

St. Ivo Della Sapienza – Borromini 

Yuzyillarin-Kultur-Mirascisi-Romada-Barok-Mimari-12

Saint Ivo Alla Sapienza – Borromini

Merve Tuncer
Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi. İtalyan Mimarisi,Modigliani ve Caravaggio tutkunu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sana Önce Şiirlerin Tadını Aşkların tadını Kitaplardan Tattırmalıyım -Sait Faik

Kötülüklerin hakim olduğu şu yüzyılda; insana, doğaya, hayata karşı bir ses, bir umut arıyoruz. İşte o umudu bize yaşatan bir...

Kapat