Zağfiran Borlu ya da Safran Şehri: Safranbolu

Mor taç yapraklı, kendi ağırlığının yüz bin katına sarı rengini verebilen, ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı safran… Safranbolu ise adı üzerinde, vatanı. Safranbolu’nun eski adı “Safranlı Şehir” anlamına gelen “Zağfiran Borlu” imiş. Klasik Osmanlı kent mimarisinin en güzel örnekleriyle tanınan Safranbolu, işte bu kıymetli baharatın da ana vatanlarından.

safran

Coğrafi konumu yüzyıllardır bu bölgede hayatın sürmesine olanak vermiş. İlk çağlarda Homeros’un İlyada’sında adı geçen Paflagonya bölgesinde yer alan ve tarihi M.Ö 3000-4000’li yıllara uzanan Safranbolu’nu biz Osmanlı mimarisi ile tanısak da bölgede Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Helen Krallıkları, Romalılar, Selçuklular, Candaroğlulları da kısalı uzunlu hâkimiyet sürmüş. Son olarak da Osmanlı İmparatorluğu sahneye çıkmış.

kandemir-karabuk-demir-celik-fabrikasi

Safranbolu bugün 90’lı yıllarda il olan Karabük’e bağlı. Şehir ilk ağır sanayimiz olan fabrika ile tanınıyor. Kandemir Karabük Demir Çelik Fabrikası 1937 yılında Mustafa Kemal’in emriyle kurulmuş.

Safranbolu bir bütün olarak, 1994’te UNESCO tarafından koruma altına alınan doğal zenginliklerimizden biri. Koruma altına alındıktan sonra şehrin merkezi yukarı kaymış. Artık eski Safranbolu halk arasında “Çarşı” diye biliniyor; yeni şehir merkezine ise “Kıranköy” diyorlar. Safranbolu’nun mevcut nüfusu 44 bin. Eski şehre neyse ki dokunamıyorlar ama yeni merkez inşaatlarla dolu.

safranbolu

Hıdırlık Tepesi, hem yeni hem eski Safranbolu’ya yukarıdan bakan seyirlik bir tepe. Buradan baktığınızda tarihi Safranbolu’da, avlusundaki güneş saati ile meşhur Köprülü Mehmet Paşa Camii’ni, III. Mehmet’in Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa Camii’ni, müzeye dönüştürülen Kaymakamlar Konağını ve saat kulesini, şimdilerde sembolik olmaktan öte anlamı kalmayan Yemeniciler Çarşısı’nı, Akçasu Kanyonu üzerine kurulmuş olan Bakırcılar ve Demirciler Çarşısı’nı görebilirsiniz.

hidirlik-tepesi

Bu arada Yemeniciler Çarşısı’nda adı geçen Yemeni, bildiğimiz örtü değil bir çeşit deri ayakkabı imiş. Kurtuluş Savaşı yıllarında, ordunun ayakkabı ihtiyacı büyük oranda buradan karşılanmış.

yemenciler-carsisi

Ve tabii eşsiz mimari örnekleriyle Türk ve Rum evleri… Rum konakları ile Türk konaklarını ayırt etmenin en basit yolu işçiliklere bakmak. Türkler ahşap, Rumlar taş işçiliğinde usta. Ayrıca Rum evleri genelde alt katlarında dükkân olduğu için de ayırt edilebilir, ne de olsa tüccar millet… Evlerde tavan süslemeleri ve havuzlar zenginlik göstergeleri.

safranbolu-evleri

Safranbolu’nun evleri ile meşhur olduğu malum. Ancak bu evlerin en önemli özelliğinin nezaketen, hiçbirinin bir diğerinin güneşini ya da manzarasını kapamayacak şekilde yapıldığı olduğunu ne yazık ki unutmuşuz. Hıdırlık Tepesi’nden bu evlere baktığınızda bunu açıkça görüyorsunuz. Hatta belediye binası üçgen şekilde yapılmış, yer darlığından ötürü.

Hıdırlık Tepesi’nde hala Hıdrellez törenleri, asker uğurlamaları, kutlamalar yapılıyormuş. Eğer Safranbolu’dan gözlerinizi alıp karşı tepeye bakarsanız, Türk Tayyare Cemiyeti’nin uçağını, civardaki namazgâhları ve makamları görebilirsiniz.

safranbolu-ulu-camii

Safranbolu Ulu Camii, Ayastefanos Kilisesi olarak inşa edilen sonradan camiye çevrilen klasik şehir camilerinden. Safranbolu Konağı ise bugün Kent Müzesi olarak hizmet veriyor. Bir de yeterince suçlu olmadığı için kapatılan tarihi bir cezaevi var. Bu arada yollarda göze çarpan özellik, ters balıksırtı diye söylenilen özel biçimi.

safranbolu-yollari

Cinci Han ve Hamamı, saraya girerek büyüyle, falla ilgilenmek suretiyle kazasker olunca zengin olmuş ve her zaman hiçbir işe yaramamakla eleştirilmiş bir esnaf oğlunun şehrine yaptırdığı iki hayır. Bugün Cinci Hanını dışarıdan görmeniz için bile sizden bir iki lira talep eden yeni otel işletmecileri de hanın ilk sahibi kadar uyanık. Hamam ise hala orijinal fonksiyonunda hizmet veriyor.

cinci-hani

Safranbolu’da “müze-ev” olarak düzenlenmiş konak odalarını gezerek geçmişi yâd edebiliyorsunuz.

mum-heykeller-safranbolu

safranbolu-muze-ev

Safranbolu’da safrandan daha meşhur bir şey varsa o da lokum. Neredeyse her dükkânda lokum ikram eden esnaf, oldukça da güler yüzlü. Safranlı, kaymaklı, meyveli türlü türlü lokum bulabilirsiniz ama benim favorim Türk kahveli ufacık kesilmiş lokumlar oldu.

safranbolu-lokumu

Bu arada eğer almak isterseniz diye söylüyorum, yarım kilo safran 80 bin çiçekten çıkarılıyor, dolayısıyla da 1 gramını 25 liraya satıyorlar.

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Haruki Murakami’nin Gizemli Romanı ‘Karanlıktan Sonra’ Yayımlandı!

Japonya'nın 20'nci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olan Haruki Murakami'nin gizemli ve ürpertici romanı 'Karanlıktan Sonra' okuyucuyla buluşuyor. Sahilde Kafka,...

Kapat