Zamana Direnen Bir İhtiyar: Büyükada Rum Yetimhanesi

Ahşap, eski ve yıkılmaya yüz tutmuş bir bina ve  karanlık bir ormanın sessizliğinden gelen baykuş ötüşmeleri, korku filmlerinin klişe olmuş imgelerindendir değil mi? İşte, bu klişelerin bir araya geldiği, korku filmi çekmeye çok uygun efsanevi bir mekan Büyükada’nın güzellikleri içinde saklanıyor. Büyükada’ya birden çok kez gidenlerin bile farkında olmadığı, bilmediği bu yapı 20. yüzyılın başlarında inşa edilen Eski Rum Yetimhanesi’dir. Evet, bir çok kişi tarafından bilinmiyor çünkü görülmeye değer bir mekan olarak düşünülmüyor. Oysa ki; Eski Rum Yetimhanesi aslında buram buram tarihten izler taşıyan, yüz yılı aşkın bir süredir Büyükada’yı gözetleyen ihtiyar bir bilgedir. Gelin size kısaca yetimhanenin hikayesini anlatayım.

Eski Rum Yetimhanesi, -Büyükada’nın yeni adıyla Manastır- eski adıyla Hristos Tepesi’nde göz alıcı bir manzaraya sahip konumdadır.  1899 yılında Fransız bir şirket tarafından Casino-Hotel olması amaçlanarak yapılmış ancak Casino-Hotel, Osmanlı Devleti tarafından kabul görmemiş ve gerekli izinleri alamamıştır. Otel olamayınca satışa çıkan bina, Banker Yorgo Zarifi’nin eşi Eleni Zarifi tarafından alınarak patrikhaneye yetimhane olması için bağışlanmış ve 1903 yılında yetimhane olarak açılmıştır. Yani, asilzadelere hizmet vermek için lüks bir şekilde inşa edilen bina, bir anda kimsesizlere yuva olmuştur. Yetimhane 206 oda, büyük bir mutfak ve  bir kütüphaneden oluşmaktadır ve döneminin en büyük ahşap binası olduğu rivayet edilir. Ayrıca, kimsesiz çocuklara sadece barınak değil okul olarak da hizmet vermiştir. Burada ilkokul eğitimini tamamlayan çocuklar, yine yetimhane kapsamındaki meslek okullarına başlar ve burada iş bulup, yaşamlarını devam ettirebilecekleri bir meslek öğrenirlermiş. 1964 yılına kadar farklı amaçlarla da olsa hizmet veren yetimhane, ansızın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapatılır. O günden bu güne kadar tek başına kalan yetimhane, içindeki eşyalarla beraber yavaş yavaş çürüyüp yok olmaktadır.

İçerisinde hala piyanosu, öğrenci kayıtları ve karnelerinin durduğu söyleniyor. Maalesef, bütün bu tarihi eserleri görebilmek mümkün değil. Çünkü, binanın etrafı dikenli tellerle çevrili ve bahçesinde köpekler dolaşıyor. Bunun yanında, binanın bir anda yıkılma olasılığı da yüksek. Günümüzde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden tapusunu geri alan Patrikhane’nin binayı ne yapacağı ise ayrı bir merak konusu olarak gizemini koruyor.

Eğer bir gün Büyükada’ya yolunuz düşerse, bir bisiklet kiralayın ve Manastır  Tepesi’ne çıkın. İçeri giremeseniz bile dışarıdan Eski Rum Yetimhanesi’ni izlemek yeterli olacaktır. Onun size anlattıklarını duymaya, eski günlerini görmeye çalışın. Mesela, hayal dünyanızda çocukları yetimhanenin bahçesinde gezdirin ve bir öğretmene pencereden çocukları izlettirin. Tarihin hala orada yaşadığını hissedeceksiniz. Son olarak, Manastır Tepesi’nin sahip olduğu manzaranın sizi sizden alacağını söylemeliyim.

Yetimhanenin içinin fotoğraflarını görmek için aşağıdan devam edebilirsiniz.

1

Fotoğraf : Ziya Tacir

5

Fotoğraf : Ziya Tacir

4

Fotoğraf : Ziya Tacir

3

2

 

*Bütün fotoğraflar alıntıdır.

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Haluk Bilginer’in Türkçe’ye Çevirdiği ‘Kundakçı’ Oyunu Sahnede!

Grigory Gorin'in eserinden usta oyuncu Haluk Bilginer'in çevirisiyle sahnelenen oyun 'Kundakçı' izleyiciyle buluşuyor. Muharrem Özcan'ın yönetmenliğini üstlendiği oyunun başrollerinde Tuna Kırlı,...

Kapat