Zarif Ruhlu Tenedos : Bozcaada

Tüm zarifliğiyle konuklarını ağırlayan, havasıyla kendine aşık eden ada; Bozcaada.

Beni bir ruhu olduğuna inandıran bu adaya 3 kere gittim ve bilmediğim, görmediğim tek noktası kalsın istemedim. Klişe bir tavsiye olsa da hafta içi veya sezon dışı gitmenizi öneririm. Adanın yerel halkıyla başbaşa kalmış gerçek hali sizi fazlasıyla etkileyecektir.

Bozcaada’ya gitmek için iki seçenek mevcut: Ya yaşadığınız şehirden arabanızla gelerek İzmir yolu üzerinden Bozcaada tabelalarını takip ederek Geyikli İskelesi’ne gelecek ve feribot ile Bozcaada’ya geçeceksiniz ( Arabalı geçiş gidiş-dönüş 58 tl) ya da bulunduğunuz şehirden otobüs ile otogarda inip Geyikli dolmuşuna binecek (kişi başı 10 tl ) ve Geyikli İskelesi’nden feribota bineceksiniz ( kişi başı gidiş-dönüş tam 6 öğrenci 3 lira). Çanakkale’den Geyikli’ye giden yol tam bir doğa harikası. İrili ufaklı köyler ve sonsuz yeşil arasından geçerek iskeleye varıyorsunuz ve Geyikli plajının o güzel havası sizi karşılıyor.

Feribota bindikten 30 dakika sonra Bozcaada’ya geliyorsunuz (tavsiyem gitmeden önce GESTAŞ’tan feribot saatlerini kontrol etmeniz). Adada sizi karşılayan ilk şey gösterişli Bozcaada Kalesi. Kale zamanında istilalardan korunmak için yapılmış. Fenikeliler, Cenevizler ve Venedikliler tarafından kullanılmış, İkinci Mehmed döneminde tadilat geçirip bugünkü halini almış.

İskeleden iner inmez ilk olarak merkeze hiç uğramadan iskelenin önünden kalkan minibüslere atlayıp (kişi başı 3,5 tl) Ayazma plajına gidin (tabi bahsettiğim minibüsler sezon dışı çalışmıyor). Ayazma’ya iner inmez kendinizi pasparlak sulara bırakın ve tertemiz kumun tadını çıkarın. (Sezon dışı gittiğinizde bir taksi bulursanız muhakkak yine Ayazma’ya gidin ve terkedilmiş kumsala ayak izlerinizi bırakarak size aitmiş hissi yaratan sahilin tadına varın.)

Processed with VSCOcam with hb2 preset

Denizdir, kumdur, güneştir derkem karın hafiften acıkır acıkmaz ilk durak için tavsiyem plajın yanı başında ki “Vahit’in Yeri” olur. Kalamar-bira ikilisinin yanına kimyon-sarımsak-zeytinyağ-peynir dörtlüsünden yaptığı ezmeyi ekleyince midesel orgazmın dorukları yaşanıyor diyebilirim.

Denize girdik, yedik, içtik biraz da ada ruhuna girelim dediniz. O zaman plaja geldiğiniz minibüslerle merkeze dönüp Rum Mahallesi’nin sokaklarında kaybolun. Zerafet dolu arnavut kaldırımlı sokaklar, pencere süslemeleri içinizi ısıtacaktır.

Processed with VSCOcam with f2 preset

 

Gelelim en civcivli ve en güzel meseleye yani ada şaraplarına. Yazın gittiğimde adanın yerlisi dolmuş şoförü amcadan en iyi bağ ve şarabın Çamlıbağ olduğunu duymuştum. Buna duyar duymaz iskeleden merkeze yürürken Ziraat Bankasının en sağında kalan şarap dükkanına daldım ve bir Çamlıbağ Kuntra kaptım ve günbatımında yudumlamak için çantaya attım. İnanılmaz hafif ve içimi kolay bir şaraptı. Bu konuda uzmanlığım olmadığı için en iyi böyle anlatabilirim sanırım. Ama daha sonra tattığım Talay şarapları çok daha güzeldi diyebilirim. Sokak aralarında gezerken burnunuza gelen keskin üzüm kokuları sizi birkaç şarap fabrikasının önüne götürecektir , oralarda tadım yapabilirsiniz.

Az önce bahsettiğim şarap dükkanından biraz daha ilerlerseniz Veli Dede’nin ürünlerini satsn bir yer göreceksiniz , muhakkak uğrayın derim. İçerisi inanılmaz ince detaylarla dekore edilmiş dükkanda organik bir çok ürün mevcut ama verilen parayı hakeden tek ürünleri reçelleri (15 tl).

Veli Dede’nin Dükkanı

Yok bir reçele 15 lira vermem ben arkadaş derseniz bahsettiğim şarap dükkanından 10 liraya incir reçeli alabilirsiniz. Tadı bir harika !

Veli Dede’nin dükkanına girdiğinizde bir gariplik farkedeceksiniz o da organik salça, zeytinyağı kokusu yerine buram buram ortalığı kaplayan sıcak çörek kokuları. Nedeni tam yanında ki Veli Dede’nin Fırını ! Bu şık, mütevazi ve insanı mest eden fırına girer girmez ilk alacağınız şey bence zencefilli, tarçınlı yumuşacık kurabiyeler olmalı.

Processed with VSCOcam with f2 preset

 

Processed with VSCOcam with m5 preset

 

Veli Dede’nin Fırını

Ben akşam saatlerinde fırına girdiğim için poğaça ve böreklerden tatma fırsatım olmadı. Ama söz konusu börek ise zaten Çiçek Pastanesi’nden başka bir yerde yemem mümkün değildi. Merkezde ki Bozcaada Cami’nin tam çaprazında bulunan bu pastane adaya gelenlerin gözdesi. Zaten olmaması mümkün değil , her daim taze çayı ve gastronomik bir zevk olan patlıcanlı böreği pastaneyi uğrak yer haline getiriyor.

Birazda size ulaşımı hafif problemli olan ve araba, taksi gibi taşıtlarla gidebileceğiniz Rüzgar Gülleri ve Polente Feneri’nden bahsedeyim. Ayazma’ya doğru yol alıp Habbele yönüne sapıyorsunuz. Biraz daha ilerledikten sonra Rüzgar Enerji Santrali tabelasından devam ederek ormanlık bir yolu geçerek santrale ulaşıyorsunuz.Rüzgar Gülleri 30.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak güçte. Sonbahar-Kış sezonunda adada 1000 küsur kişinin yaşadığını düşünürsek müthiş bir tasarru Polente Feneri ise günbatımı ile ünlü. Yazın şarabını kapan burda muhteşem günbatımını izlemek için yerini alıyor.

Ayazma-Merkez arası yolda giderken harika bağ evleri göreceksiniz.

 

bozcaada-bag-evleri

 

Bütün gün koca adayı gezdik, kalamarından böreğine tıkındık ama yetmez.Feribot saatinden 3 saat önce Battı Balığa oturun ve güzel bir kızartma tabağı söyleyin, deniz mahsüllerinin dibine vurun . Kulağınızda ege müzikleri, çatalınızda ege lezzetleri ile günü tamamlayın.

 

Nazlı Gürkan

sanat tarihi öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali Açılışını Oscar Adayı ‘Moonlight’ Filmiyle Yapıyor!

Bu yıl 16'ncısı düzenlenecek olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, açılışını Barry Jenkins'in yönettiği Oscar adayı film 'Moonlight (Ay Işığı)' ile...

Kapat