1800’lerin Yoksulluğunda New York’a Bakmak / Jacob Riis

“Uzun zaman önce dünyanın bir yarısının diğer yarısının nasıl yaşadığını bilmediği söylendi.”

Fotoğrafçılığın sosyal reform aracı olarak kullanılmasında öncü olan Jacob Riis, New York Tribünü’nde  polis muhabiri olarak çalışırken, yıkık, harabe evlerde çaresizce yaşayan insanların hayatlarını  fotoğraflamaya başladı. New York’a bir göçmen olarak gelen Riss’in kendisi de zor şartlar altında yaşamıştı. Riis’in amacı yoksulluğu görüntüleyerek dikkatleri bu mahallelere yöneltmekti.

Bir polis muhabiri olarak Riis, şehrin gecekondu mahallelerine benzersiz bir erişime sahipti. Akşamları, kolluk kuvvetlerine ve sağlık departmanının üyelerine baskınlarda eşlik ederek insanların ilk elden aldığı zulümlere tanıklık etti. Riis yoksulluğun, ahlaki zayıflığın değil sosyal ve ekonomik koşulların sonucu olduğuna inanıyordu. Gördüğü dehşet verici olayları okuyuculara aktarmaya çalıştı, ancak yazıları aracılığıyla sorunların büyüklüğünü dile getirmek pek etkili olmayacaktı. Okuduğu yeni icat edilmiş flaş fotoğrafçılığı tekniğinden etkilenen Riis, 1888’de fotoğrafı denemeye başladı ve gerçekten de yakaladığı görüntüler Amerikalıların sarsılmasına yol açtı.

Riis, Amerika’da fotoğrafik görüntüleri toplumsal değişimin araçları olarak düşünen ilk kişilerden biriydi. (Aynı zamanda New York gecekondu mahallelerinin iç ve dış mekanlarını flaş lambasıyla fotoğraflamaya başlaması flaşlı fotoğrafçılığın erken örneklerindendir.) Fakirlerin genellikle duygusal sahnelerde tasvir edildiği bir dönemde, Riis sık sık yoksulluk ortamında gerçek hayatın korkunç ayrıntılarını ortaya koydu.

Riis’in çalışmaları, onu takip eden fotoğrafçılar için önemli bir miras haline geldi. Araştırmacı foto muhabirliğinin öncüsü olan Riis, fotoğrafçılığa bir değişiklik yapabileceğini diğerlerine gösterecekti. Amerikalı fotoğrafçı ve sosyolog Lewis Hine , Riis’in adımlarını takip eden birine iyi bir örnektir. 20. yüzyılın başlarında, Hine’nin fabrikalarda çalışan çocukları çektiği fotoğrafları çocuk işçiliği yasalarının kabul edilmesinde etkili oldu. Riis’in etkisi, Çiftlik Güvenlik İdaresi için çekilen görüntülerin Büyük Buhran ile yüzleştirdiği Dorothea Lange’nin çalışmasında da hissedilebilir. Jacob Riis’in ötekileştirilmiş insanların durumuna olan ilgisi sokak fotoğrafçılığının öncüsü olarak da görülebilir.  Kuşkusuz bugün, bir asırdan fazla bir süre sonra bile göç, yoksulluk ve eşitlik temaları yine aynı sorunlar dahilinde devam etmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.