Göbeklitepe’nin Mistik Anahtarı: Atiye

2019’un son sürprizlerinden biriydi…

Türk dizilerinin çoğu aşk ve dram içinde boğulurken, Atiye (The Gift) bir ışık gibi doğdu. Kimimiz çok beğendi, kimimiz beğenmedi. Ama benim takip ettiğim kadarıyla genelde beğenildi. Özellikle Hakan: Muhafız, çoğumuzun umutlarını söndürmüşken; Atiye meşaleleri tekrar yaktı diyebiliriz.

Atiye’nin özel bir yere konmasının en etkili sebeplerinden biri kesinlikle Göbeklitepe (Şanlıurfa) idi. Kültür turizmine baktığımızda Türkiye için 2019, Göbeklitepe yılı oldu. Dünyanın tarihini yeniden yazdıran bu kutsal yer, mistik unsurları ile soruların da kaynağı haline geldi. Ve tüm bu sorularla dikkatleri üstüne çekmeyi başardı.

Diziye gelirsek; farklı bir hikaye ve iyi oyunculuklar ile karşı karşıyayız. Bakalım dizi bize ne anlatıyor ve izlemeye değer mi? Spoiler yok, rahatça okuyabilirsiniz.

1. Dizinin Konusu ve Karakterleri

Netflix platformunda yayınlanan dizi, Şengül Boybaş’ın “Dünyanın Uyanışı” adlı kitabından uyarlanıyor. Başrollerinde; Beren Saat (Atiye), Mehmet Günsür (Erhan), Metin Akdülger (Ozan) ve Melisa Şenolsun (Cansu) yer alıyor. Dizi; çocukluğundan beri aynı sembolü çizen Atiye’nin kendini keşfetmesini konu alıyor. Fantastik, gerilim ve gizem unsurlarını içeriyor.

Hikayenin ana karakteri Atiye, iyi bir ailede yetişmiş bir ressamdır. Atiye’nin Ozan adında bir erkek arkadaşı vardır. Babasının gölgesinde büyüyen, varlıklı bir ailenin veliahtı olan Ozan ile oldukça mutlu bir ilişkisi olan Atiye, evlilik yolunda ilerlemektedir. Kardeşi Cansu ise Ozan’dan sonra hayatının diğer başrolüdür. Deli dolu, neşeli ve düşündüğünü direkt söyleyen Cansu, evlatlıktır ama ailesi tarafından öz evlat gibi benimsemiştir.

Ressamlığı, onu düzensiz kıldığından dolayı annesi tarafından onaylanmasa da Atiye, ilk sergisini açmayı başarır. Sergisi, çocukluğundan beri çizmekten vazgeçmediği bir sembolün farklı versiyonlarından oluşur. Atiye’nin hayatı bu sergiyle birlikte değişmeye başlar.

Etrafında sürekli yaşlı bir kadın gören Atiye, tuhaf bir durum içindeyken, gördüğü bir haber onun hisleriyle hareket etmesini sağlar. Haber; dünyanın ilk inanç merkezi olan Göbeklitepe’nin derinlerinden gün yüzüne çıkarılan bir sembolü içermektedir. Yıllardır çizdiği sembolü Göbeklitepe’de bir duvarda gören Atiye, buna inanamaz ve soluğu Şanlıurfa’da alır.

Arkeolog Erhan, babasından sonra Göbeklitepe kazılarını yürütmeye devam eden bir akademisyendir. Ailesini bir trafik kazasında kaybetmiş olan Erhan, yaşamını kız arkadaşı Hannah ile paylaşmaktadır. Göbeklitepe’ye gelen Atiye ile tanışan Erhan, kendini olayların içinde bulacağından habersizdir.

Sembolün sırrını çözmek isteyen Atiye, bu doğrultuda radikal kararlar almak zorunda kalacaktır. Gördüğü yaşlı kadın onun rehberi, Erhan ise koruyucusu olacaktır. Kendini arama ve keşfetme yolculuğuna çıkan Atiye’nin hayatı yeniden şekillenecek ve öğrenmesi gereken sırlar için zorlu testlerden geçecektir.

2. Dizinin Eleştirisi

Atiye konusu itibariyle sizi içine çekmeyi oldukça iyi başarıyor. Beren Saat, oyunculuğu ile karakterini üstüne giydiriyor ve duygusal gelgitleri sizi bir sanat eseri izliyormuşsunuz hissine sürüklüyor. Belki abartıyoruz ya da hakikat bu bilemiyorum ama Beren Saat’in Atiye’yi olması gerektiği gibi yansıttığını düşünüyorum.

Metin Akdülger‘e ayrıca değinmek istiyorum. Günümüzde yakışıklı erkek, güzel kadın anlayışıyla diziler yapıldığı için oyunculuğunu ön plana alan çok az kişi kaldı. Erdal Beşikçioğlu, Timuçin Esen, Okan Yalabık gibi isimlerin yaptığı oyunculuk türü ise azalmaya başladı. İşte Metin Akdülger’in oyunculuğu ile bu saydığım esas adamların yolunda olduğunu düşünüyorum.

Dizinin konusu ile ilgili bir eleştiri yapacak olursak; Dark dizisi ile benzerlikler gösterdiğini görüyoruz. Bu olumlu ya da olumsuz bir durum mu bilemiyorum ama yadsınamaz bir gerçek. Beni dizi ile ilgili rahatsız eden tek şey ortada Göbeklitepe gibi Nemrut gibi orijinal ve etnik meseleler varken cinsellik sahnelerinin çok konuşulması oldu.

3. Peki, Dizi İzlemeye Değer Mi?

Tarihin fantastik bir kurgu ile birleştirilmesi gayet ilgi çekici olmuş. Fantastik dedim diye öyle yaratıklar vb. şeyler düşünmeyin. Doğaüstü bir meseleyi işlediği için bu kategoride yer alıyor. Hatta dizinin, zaman algısını ele alışı az da olsa diziyi bilim kurguya doğru getiriyor.

Hikayesi, müzikleri, kostümleri ve çekim açıları ile umut vadediyor diyebilirim. Ayrıca olayların örüntüsü merak duygunuzu sonuna kadar körüklüyor. Türkiye’nin çoğu, diziyi neredeyse tek seferde tamamladı. Ben de o çoğunluğun içerisindeyim. Şimdilik bizden bu kadar, gerisi sana kalmış sevgili okur.

Ve kapanış repliği:

“Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye, endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” Şems-i Tebrizi

Diziden görseller:

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.