B. Russell: “Mutlu Olmak Hala Mümkün Müdür?”

Son dönemlerde mutluluk, üzerine çok düşünülen ve sorgulanan bir olgu oldu. Dolayısıyla da birçok mecrada farklı mutluluk formülleri verilmeye başlandı. Oysa mutluluk, bu şekilde hazır vaziyette gidip alınacak veya formülle bulunacak bir şey midir?

Yunan mitolojisinde mutluluğa dair bir hikâye anlatılmaktadır. Buna göre; Tanrılar, insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetini bilsinler diye onu saklamaya karar vermişler. Tanrılardan birisi demiş ki: Yıldızlara saklayalım. Diğeri ise, ormana saklayalım demiş. Bir başkası da denizlere saklayalım diye fikrini belirtirken sonunda birisi çıkıp şöyle demiş: Hiçbiri olmaz. İnsanoğlu bir şekilde onu arar ve bulur. Bu yüzden mutluluğu insanın içine saklayalım, her yere bakar da oraya bakmak aklına bile gelmez.

İşte tüm kişisel gelişim kitaplarında, videolarında veya konuşmalarında uzmanlar bizlere içimize yönelmemizi tavsiye ederler. Russel tam da bu noktada ortaya farklı bir tez atmıştır. Ona göre, içe yönelmek insanı delirtebilecek bir noktaya taşıyabilir ve bu yüzden de insan içini çok fazla kurcalamamalıdır. İnsan, dışarı yönelmeli ve farklı uğraşlar edinmelidir. Tabi bunları yaparken de kimseyi rahatsız etmemelidir.

“Hepimizde içe kapanma hastalığına eğilim vardır. Herkes önüne serili sayısız dünya manzarasından başını çevirip içindeki boşluğa bakmak eğilimindedir.”

bertrand-russell

Sürekli olarak içe kapanan insan, bir süre sonra mutsuzluk hezeyanının merkezine oturur. Oysa dışarıda ilgimizi çekebilecek birçok uğraş var. Bunlardan biriyle bile meşgul olsak, varoluşsal sancıları düşünmeye vaktimiz bile kalmaz. Zaman içinde de edindiğimiz uğraşıları arttırmak mutluluğumuz yönünde atacağımız olumlu adımlardan biri olacaktır. Çünkü sürekli aynı bedensel veya beyinsel hareketleri yapmak bir süre sonra çabuk yorulmamıza neden olacaktır.

“Bir insan ne kadar çok şeye ilgi duyarsa, o kadar çok mutlu olma olanağına kavuşur ve o derece az kaderin insafına bağlı olur. Çünkü bu ilgilerden birini yitirecek olursa bir diğerine yönelebilir.”

Elbette hayat bize her gün güllerle dolu bir yol sunmayacak. Mutsuz olduğumuz zamanlarımız olacak. Ama bunu en iyi şekilde atlatabilmek de bizim elimizde. Kendimiz için bir şeyler yapmak, kendimize zaman ve fırsat tanımak bütün bunları yaparken de her şeyin yoluna gireceği yönünde düşünerek sabretmek, yapabileceğimiz en iyi şey olacaktır. Derler ki, en yaratıcı ve en işe yarar fikirlerin çoğunluğu sakin bir kafada filizlenir. Bu şekilde davranarak duygusal dengemizi korumak bizim elimizdedir.

“Duygusal yorgunluğun kötülüğü, dinlenmeye engel oluşudur. İnsanın yorgunluğu arttıkça, onu üzerinden atması güçleşir.”

Russel, hayaller kurarken erişilebilir ve gerçekçi hayaller kurmanın daha iyi olacağını belirtir. Çünkü aşırı hayalperestlik sonucunda gerçekçi olmayan hayaller kurabiliriz. Peki, bu hayalleri gerçekleştiremediğimizde ne olur? Duygusal bir çöküntü.

“Hiçbir insanın gücü sınırsız olmayacağı için, doyumsuz olanlar eninde sonunda aşamayacakları engellerle karşılaşacaklardır.”

Bugün geldiğimiz noktada ise, insanların nefrete daha fazla eğilimli olduklarını görüyoruz. Kimse yaşamından hoşnut değil. Çünkü dünya nimetlerinden faydalanan bir kesime karşılık kendisinin bunlardan faydalanamadığını düşünür. Bu noktada ise o insan için yaşam anlamını yitirir. Böyle bir durumda insan duygusal yorgunluk içerisine girecektir. Bedensel yorgunluk dinlenme ile geçer ama duygusal yorgunluk kolay kolay geçmez. İnsanın bunu üzerinden atması oldukça güçtür.

Uygar insanın bu çıkmazdan kurtulması için Russel’a göre; görünüşünü ve zekâsını geliştirdiği kadar gönlünü de geliştirmesi gerekir. Nefsini yenmesi ve bunu yaparken de özgürlüğünü kazanmasını öğrenmelidir. Özgürlük, mutluluğu da beraberinde getirecektir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.