Bana Bir Dünya Yarat

BEN ASLINDA;

Düşünüyorum, konuşuyorum, tadabiliyorum, yürüyorum, koşuyorum, yazabiliyorum…

İnsan yaşamak istediği hayatı seçer ve kaderini kendi belirler. Bunu birçok yerde okumuşunuzdur. Kimi zaman -özellikle yaşadığımız zorluklarda- ‘Kaderim bu olmamalı.’ deriz; ‘Ben aslında daha iyisini hak ediyorum, yaşamak istediğim hayat bu değil.’. Oysa her insan neyi deneyimlemeyi istiyorsa onu yaşıyor bence. Kimileri belki daha inançlı, kimileri belki hayallerinin peşinden gitmek için daha cesaretli ve kimileri belki yaşadığının iyi veya kötü yanlarıyla başa çıkmak için daha yürekli.

İnsan doğumdan ölüme kadar bir sürü anı biriktiriyor; iyi, kötü, acı, tatlı, durağan, hareketli… Ve insan her bir deneyimde hayatın ve kendisinin ne kadar farkındaysa o kadar güçleniyor; kendine ve çevresine o kadar ekleyebiliyor.

Ne kadar farkındayız -ya da değiliz-; dokunduğumuz, konuştuğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz her bir varlığın bize olan etkisinin ve tepkisinin? Bu hayatta nefes alan her şeyden mesulüz. Herbirimizin bir yolu var ve bu hayattaki her şey birbiri ile bağlantılı. Bu yollar -bazen kısa süreli teğet geçse de- er ya da geç birbirini buluyor.

Çevrenizdeki şeyler size göre ne kadar mükemmel ya da ne kadar eksik? Veya aslında siz, neyin mükemmel ya da neyin eksik olduğuna gerçekten karar verecek kişi misiniz?

Ben, zorlu bir doğum sırasında bu dünyaya gelmeye çok da acele etmediğim için beynime rahim çıkışında yeterli oksijeni alamadım. Çok güzel bir bebek olarak dünyaya geldim. Bendeki farklılığı anlamaları çok uzun sürmedi ve beni inceleyen doktorum, anneme ve babama en fazla 5 yaşına kadar yaşayacağımı söyledi . Doktorlara göre hiçbir zaman konuşamayacak, yürüyemeyecek, yazamayacaktım ve hiçbir zaman ‘normal’ bir insanın yapabileceği şeyleri yapamayacaktım. Hiçbir zaman arkadaşlarım olmayacak, aileme sarılamayacak, sevdiklerime onları ne kadar sevdiğimi söylemeyecektim. Hiçbir zaman annemin yaptığı şahane yemeklerden sonra ona ‘Ellerine sağlık.’ diyemeyecektim. Hiçbir zaman ne istediğimi söyleyemeyecek, her zaman ailemin beni anlamasını umacaktım. Doktorlara göre böyle oldu.

Ben hep çok sevildiğimi hissettim; nefes aldığım 38 yıl boyunca. Evet ben tam 38 yıl yaşadım. Doktorların öngördüğü yıldan tam 33 yıl daha fazla nefes aldım. Ben ağabey oldum; hem de bir kız ve bir erkek kardeşim oldu. Ben ailemi hep bir arada tutan oldum. Kardeşlerimin, annem ve babamın müzik zevklerine göre müzik zevklerim oldu (Hem de gün içinde farklı müzikler tercih edecek kadar). Jazz sevdim, metal sevdim, klasik müzik de sevdim. Halk müziğini  ve pop müziği de bir türlü kendimle bağdaştıramadım. En çok radyoda Zeki- Metin ikilisinin skeçlerine güldüm. Bir de ‘Eşşek oğlu eşşek!’ lafına. Belki simsiyah, kocaman ve çok güzel gözlerim yüzünden annemin beni ‘sıpam’ diye sevmesindendi, bilemedim.

Ben kız kardeşimin ders çalışmasına bile yardım ettim. Coğrafya ve tarih sözlülerinde benim yanımda sesli sesli kitap okurdu ve bana sorular sorardı. Cevaplarımı duyar mıydı bilmiyorum lakin hikaye şeklinde konularını anlatırdı bana, bunu hatırlıyorum.
Benim bir sürü arkadaşım da vardı. Hatta nerdeyse çoğu güzel kızlardan oluşan. Kız kardeşim ders çalışma bahanesiyle arkadaşlarıyla gelirdi. Benim yanımda aşk hayatlarını, okul hayatlarını, okuldan kaçtıkları anılarını konuşurlardı. Ben hep iyi sır tuttum.

Ben hep mis gibi koktum. Elim sıcak sudan soğuk suya hiç girmedi. Çoğunuzun korktuğu dişçiye ben hiç gitmek zorunda kalmadım, çünkü sapasağlam bembeyaz güçlü dişlerim vardı. Annem diş taşı bile bırakmadı bende, dişlerimin doğru çıkmasını da sağladı.

Ben hep çok öpüldüm, belki de sizlerin hayatları boyunca öpüldüğünden daha fazla. Çünkü 38 yıl boyunca hiç istemiyorum demedim, sakalsız bebek tenimden öpülmenin tadını çıkardım.

Hayatım boyunca yatarak izledim hayatı. Yatarken saatler nasıl geçiyor insan çok anlamıyor, günlük rutinlerinizde birçok şey yapıyorsunuz ve bir bakmışsınız zaman su gibi akıp geçmiş.

Ben mesela hiç pazartesi sendromu yaşamadım. Çünkü hiç zaman mefhumun olmadı, zaten anlamıyordun demeyin; ben her şeyi anlıyordum, her şeyi duyuyordum ve ben her şeyin farkındaydım.

Ben hep çok sevildiğimi bilerek büyüdüm ve benim kadar kardeşlerimin de çok sevildiğini anladım.

Ben karakterler yarattım hayatımda; en çok da benden 10 yaş küçük olan kız kardeşimi. Almadan vermenin sadece Allah’a ait olduğu düşünülen bir hayatta ailemin, -onların tüm sevgisine bir karşılık veremesem de- bana sevgi vermeye devam ettiklerini fark etti ve bunu kendi yolu belledi.

Kötülük görsem dahi karşılık veremeyeceğimi bildiğim hayatımda ben hiç kötülük görmedim. Kız kardeşim de bu vesileyle kötülük görse de kötü karşılık vermemeyi öğrendi.

Ne istediğimi ifade edemediğim bir hayatım olsa da beni kendilerinden daha çok düşünen bir ailem oldu. Kız kardeşim herkesin her şeyini düşünebilmeyi, ince ve nazik olabilmeyi ve her şeyi organize edebilmeyi öğrendi.

O şimdi benim aralarından ayrıldığım yaşta. Bazen onun ruhuyla hayata devam ettiğimi düşünüyorum. Neden mi? Benim dünyada geçirdiğim zamanda yapamadığım her şeyi yapmaya çalıştığı ve bunu gerçekleştirmek adına sahiden emek verdiği, özgür olabilmeyi bir duruş haline getirebildiği için. O her yol aldığında ben de onunla yükseliyorum.

Ben size göre bitkisel hayattan çıkamayacak biriyken, değiştirdiğim onlarca hayat var. Domino taşı gibi her şey. Ben 4 kişiye dokundum,onlar 4’er kişiye, dokundukları da 4’er kişiye… Bu böyle devam etti. Ben sevginin gücüyle çok güzel bir hayat yaşadım.
Benim gibi olan binlerce insan var. Size göre ‘özürlüler’ ya da ‘eksik’ler. Biz ruhen tam olmayı tercih ederek geldik bu hayata. Bedenin geçici olduğunun farkındayız. Görsel bedende neyimiz eksikse, biz aslında o kadar fazlayız. Sizin birbirinizden öğrenebileceğinden daha fazla öğretebileceğinizi bildiğimiz için sizlerin hayatlarındayız.

Bizlere dokunduğunuzda, bizlerle gerçek anlamda vakit geçirebildiğinizde ve bizim tam olduğumuzu anladığınızda, sizlerden daha fazla bu hayatın farkında olduğumuzu kavradığınızda, işte o zaman bu dünyayı sadece iyilik saracak.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.