Beyazperdenin Arkasındaki Yetenekler / Foley Sanatçıları

1895 yılında Lumiére kardeşlerin sinemayı icat etmesinden bu yana, sinema hayatlarımızda çok önemli bir noktaya gelmiştir. Lumiére kardeşler tarafından gösterilen ilk filmin (Trenin Gara Girişi/ L’arrivée D’un Train à La Ciotat), gösterildiği alanda paniğe neden olduğu söylenir. İzleyenler ekranda kendilerine doğru gelen bir tren olduğunu görünce; korkup kaçmaya çalışmışlar, bu da izdihama yol açmıştır. Sinema, o günden bugüne inanılmaz bir hızda gelişmiş ve sektör oldukça büyümüştür. Şu an sinema, dünyanın en büyük eğlence endüstrilerinden bir tanesi konumundadır. Ancak bu durum, her zaman için böyle değildi.

İlk filmler sessiz olarak kaydediliyordu; ve sinema salonlarında o film için özel bestelenen müziklerin, kenarda bir orkestranın ya da piyanistin eşlik etmesiyle gösteriliyordu. Filmlerde kullanılan ilk ses öğeleri böyle başladı demek aslında yanlış olmaz. 1896 yılında da, ilk sesli film olan “The Dickson Experimental Sound Film” gösterilmiştir. Daha sonra takvimler 6 Ekim 1927’yi gösterdiğinde “The Jazz Singer” isimli film vizyona girmiş ve tam anlamıyla diyalogların ve ses efektlerinin ilk kez kullanıldığı film olarak tarihe geçmiştir. The Jazz Singer filminden sonra sinema asla eskisi gibi olmayacaktır. Bundan sonra ses öğesi, görsel anlatımın tamamlayıcı bir parçası olacaktır.

Sesli sinema dönemine geçilince sadece görsellik değil, aynı zamanda sesin kullanımı ve işitsellik de önem kazanmaya başladı. Böylece, film stüdyoları arasında gittikçe büyüyen bir rekabet de doğmuş oldu. Hangi stüdyonun, nasıl bir kalitede iş sunacağı sadece yönetmenler ve sinema ekipleri için değil, aynı zamanda seyirciler için de büyük bir merak kaynağı olmuştu. Sinemada sesin kullanımı gün geçtikçe artınca, stüdyolar farklı tekniklerle sesleri kaydetmenin yollarını aramaya başladılar.

Universal Studios’un “Show Boat” filmi, bu alanda yapılan devrim niteliğindeki filmlerden birisidir. Ses efektleri için ayrı bir ekip kurmak isteyen Universal Studios, ekibin başına Jack Donovan Foley’i getirir. Foley, o zamanlar ileride kendi isminin verileceği bir mesleğe gireceğinin elbette farkında değildi. Ancak kendisi, yetenekli bir ses sanatçısı olmasının yanı sıra; muhasebeci, karikatürist, dublör, beyzbol oyuncusu, film yönetmeni, yazar ve ressamdı.

Foley’nin kurduğu ses ekibi, ilk olarak sadece ayak seslerini ve kıyafet hışırtılarını stüdyoda tekrar oluşturmaya çalıştılar. Ayak sesleri için çeşitli platformlar üzerinde (çakıl, ahşap, vs.) yürüdüler. Ancak bir süre sonra, sayıca az olan bu ses efektlerine zamanla kapı çarpma, düşme, cam kırılması gibi sesler ekleyerek foley sanatına zenginlik kazandırdılar. Jack Donovan Foley’in başarısı bu sanata soyadının verilmesine sebep oldu. Bundan sonra film endüstrisinde ses efektleri üzerine çalışan herkes foley sanatçısı olarak adlandırıldı. Jack Donovan Foley, The Phantom of the Opera, Dracula (1931), Spartacus(1960), Tarzan the Tiger gibi filmlerde de ses üzerine çalıştı.

1930’lu ve 1940’lı yıllarda filmlerde kullanılan sesler için özel ses kayıt stüdyoları yapılmaya başlandı. Mümkün olan her özel sese ihtiyaç duyuluyordu. Ne kadar çok ses kaydı, o kadar çok detay demekti aynı zamanda. Sinema endüstrisi gittikçe büyüyünce Hollywood’daki film stüdyoları kendi ses arşivlerini oluşturdular. Bu sayede, her filmde sesler tekrar tekrar kaydedilmiyor, prodüksiyon ücretinden tasarruf ediliyordu.

1959’da Spartacus ve Operation Petticoat filmi, Jack Foley’e, Hollywood’daki çalışmalarının bir göstergesi olarak “Sinema Filmi Ses Editörleri Altın Reel Ödülü”nü kazandırdı. Foley, yaşamı boyunca pek çok ödülün ve onursal unvanın sahibi oldu.

Günümüzde Foley sanatçılığı hala var olsa da, maalesef eski popülerliğinde değil. Artık filmlerde kullanılan çoğu ses, bilgisayar ortamlarında hazırlanarak dijital olarak filmlere ekleniyor. Jack Foley, oradan oraya sürüklenen ticari bir adam değildi. Foley, ilgi duyduğu şeyin peşinden koşan ve ne olursa olsun en iyisini yapmaya hedefleyen idealist biriydi, ve onun öncülüğünde sinema dünyasında bir devrim gerçekleşti. Sesler artık görselliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. 1967’de vefat ettiğinde daima anılacak biri olarak sinemaya izini bıraktı.

Foley Sanatı hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler, aşağıdaki videoları inceleyebilirler;

 

Günümüzde hala çalışan Foley stüdyolarına birkaç örnek;

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.