Bir Bremen Hatırası: Tarihi Yapılar ve Bremen Mızıkacıları

Bundan iki hafta önce Bremen seyahatine çıktım ve her parçasından ayrı keyif aldığım bir gezi oldu. Beni etkileyen bir sürü tarihi yapı olmakla birlikte en çok hoşuma gidenlerden biri çizgi film ve kitaplarıyla büyüdüğümüz Bremen Mızıkacıları’nın heykeliydi. Bu yazımda Bremen’de gezdiğim tarihi yapılar ve Bremen Mızıkacıları heykeli hakkında bilgi verip kendi izlenimlerimi paylaşacağım.

Bremen’e geldiğinizde toplu taşıma kullanmaya ihtiyaç duyacağınızı düşünmüyorum çünkü şehrin tarihi ve masalsı yapısı sizi birden içine çekiyor, ki Bremen sevimli ve küçük bir şehir. Eğer o anı gerçekten yaşamak ve her detayını hafızaya kazımak isteyen biri iseniz Bremen’ i siz de çok seveceksiniz.

St.Petri Dom Kilisesi

St. Petri Dom Bremya Evanjelist Kilisesi’ne ait, mimarisi muazzam bir katedral. Hemen şehrin merkezinde bulunuyor ve dileyen ziyaret edebiliyor. Ben gittiğimde çok kalabalık ve bazı kapıları kapalıydı fakat büyük dış cephesi ve motifleri bile gezmeye değer türden.

Haus Schütting

Eskiden kentin esnaf ve tüccarlarına hizmet eden bir yer iken sonradan Bremen Ticaret Odası hâline getirilmiş. Dış mimarisi ve binanın estetiği ise hayran bırakan türden.

Landgericht Bremen

19.yy sonlarında inşa edilmiş bir yerel mahkeme. İçerisi de dışı da çok büyüktü. O kadar büyüktü ki fotoğrafını tek açıdan yakalamak neredeyse imkansız. Arka tarafında da savcılık (Staatsanwaltschaft ) bulunuyor. Savaştan etkilenen çoğu bina gibi bu bina da daha sonra restore edilmiş.

St. Johann Kilisesi

Gotik tarzda inşa edilmiş Fransisken Manastır kilisesidir. O da savaştan etkilenip sonradan restore edilenlerden. Kilise sıklıkla gündüzleri “huzur cenneti” olarak kullanılıyor. İçerisi birbirinden farklı motifler ile dolu ve bunların anlamlarını öğrenebileceğiniz bir sürü de kitapçık mevcut.

Bu yapılardan kısaca bahsettikten sonra gelelim Bremen Mızıkacıları’ na. Bremen Mızıkacıları Grimm Kardeşler’ in yazdığı masallardan olmakla birlikte fabl üslubunda yazılmıştır. Sahiplerinin kendilerine olan kötü tutumundan dolayı evden kaçan bir eşek, köpek, kedi ve horozun arkadaş olup, Bremen ‘e gidip orada müzisyenlik yapma düşlerini anlatır.

İçeriğinde vurgulanan ana nokta dostluğun önemi ve bunun birçok şeyden üstün, kıymetli olmasıdır. Bunu bilen ve bununla büyüyen insanlar olarak Bremen’e gidip bir de heykeli yakından görünce heyecanlanmamak elde değil. Bu arada şöyle de bir detay var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Fotoğraf çekilirken eşeğin iki ayağından tutup çekilirseniz bunun uğur getirdiği rivayet edilir. Gittiğimde heykelin etrafında çok kalabalık olsa da fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedim.

Genel hatlarıyla Bremen küçük, tarihi dokusu bol, her adımında başka bir dünya keşfedebileceğiniz bir şehir. Tarihi dokuları tek tek keşfettikten sonra, Almanya’ nın çoğu şehrinde olduğu gibi, yeşillikler içinde gezebileceğiniz büyük bir alan da mevcut. Bisikletinizi alıp burada keyif yapabilmekle birlikte sadece kafa dinlemek için bile gelinebilecek bir yer.

Gezdiğim ve yaşadığım tecrübeler bazında Bremen’i sizlere anlatmaya çalıştım. Burayı birkaç saatliğine olsa da deneyimlemek benim için çok keyifliydi. Umarım bir gün herkes tarihi dokularla iç içe olup aynı zamanda masallar diyarını da keşfedebilir ve Bremen’i gezmeye gelir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.