Bir İlişkinin Anatomisi / Oruç Aruoba: İle

Biz insanlar farkında olalım veya olmayalım günlük hayatın akışı içerisinde duygu, düşünce ve davranışlarımızın temelinde mutlaka felsefeden izlere rastlanılır. Felsefe, düşünme sanatıdır. Sanat ise düşüncenin yaratımıdır. Dolayısıyla sanat ve felsefenin güçlü bir ilişkisi vardır. İnsanoğlunun duygu ve düşüncelerini aktarabildiği sanat dallarından biri olan edebiyatın, felsefe ile harmanlanması sonucunda ortaya çok derin düşünceler çıkacağı aşikârdır.

Sanat dünyasında felsefe ile edebiyatı birleştirerek sunan önemli isimlerden biridir Oruç Aruoba. Kelimeleri felsefenin süzgecinden geçirerek adeta dantel gibi işlemiştir. Aruoba’nın en tanınmış kitaplarından biri olan “İle” de insan ilişkilerinin temeli olan aşk, sevgi, tutku, güven, özlem, ayrılık, hüzün gibi konuları özenle işlemiştir. Kitap; önce, ilişki defteri ve sonra bölümlerinden oluşmaktadır. Bu bölümler bir ilişkinin giriş, gelişme ve sonucunu yansıtmaktadır. Aruoba, adeta ilişkinin anatomisini yazıya aktarmıştır diyebiliriz.

“Uçurumun karşılıklı iki yakasından aynı anda atlamak, dibi boylarken de ortada kısa bir an el ele tutuşmak…

Kim bilir, belki de her ilişki zaten böyledir…”

Aruoba, kitabında yer yer şiirlere ve alıntılara da yer vererek içeriği oldukça zenginleştirmiştir. Kitapta yer alan cümleleri bizzat yaşadı mı bilinmiyor. Ancak yaşadığımız ilişkilerin birçoğunun da aynı aşamalardan geçtiği bir gerçektir.

“İlişki için belirleyici olan, sen ile benim zamansal olarak ne kadar bir arada bulunduğumuz değil, yaşamsal olarak ne kadar şeyi birlikte geçirdiğimizdir. Bunun da nicelikle hiçbir ilgisi yoktur.

En uçurumu düşün, sen ile ben hiç bir arada olmadan da birlikte olabiliriz. Ben tek başıma bir şey yaparken seni düşünerek yapıyorsam, sen de tek başına bir şey yaparken beni düşünerek yapıyorsan, birlikteyizdir.”

Bugün ilişkilerde yaşadığımız en büyük sorun da herhalde güven konusundur. İlişkilerimizin değerini düşürür güvensizlik. Kırılırız, bir daha eskisi gibi olamayız.

 “Güvensizlik, naftalinlenmemiş yünlünün içine giren güve gibi (…) delik deşik eder ilişkiyi.”

Ancak insan hayatı bir nehir gibi akıp gitmektedir. Dolayısıyla kırıldığımız yerden tekrar filizlenerek başlamak, tekrardan güvenmek ve sevmek zorundayız. İnsan olmak bunu gerektiriyor çünkü.

“Korkuyorum aynı şeyleri yeniden yaşamak istemiyorum, dedin. Önceden başkaları ile birlikte yaşadıkların vardı tabii ki anılarında. Onlar şimdi yaşamaya girişme durumunda olduğun ‘yeniye sanki bulaşan’ eskilerdi. Oysa ilişki, ne kadar uzun sürmüş olursa olsun sanki hep ‘yepyeni’ olmak zorundadır. Yeniliğini yitirip bir kez eskilerin yinelenmesi haline girerse, hiçbir şeye de yaramaz duruma düşer.”

İlişkilerin en zor kısmı da ayrılıktır. Kitaba adını veren “İle” bağlacı, ilişkideki ‘sen ile beni’ yani bizi anlatmaktadır. Sen ve beni bağlayan bir bağdır. Bunun üzerine Aruoba şöyle söylemiştir:

“Biz, artık, ayrı olabiliyor idiysek, sen ile ben arasındaki şu ‘ile’, artık, yok, demekti.”

Aruoba’nın kitabını okurken altını çizeceğiniz pek çok cümle olacaktır. Bu cümlelerin her birini düşünerek kitabı okursanız, kendinizi ilişkinin neresine ve ne şekilde koyduğunuzu bulacaksınızdır.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.