fbpx

GÖNLÜ AK, DİLİ TATLI, HATIRINDAN GEÇİLMEZ: KAHVE

Kahvelerim pişti gel

Cezvelerim taştı gel

İyi günüm dostları

Kötü günüm geçti gel

(Muallim Naci)

Beş çayı, sabah kahvesi, kahvaltı (kahve altı) gibi kavramları çokça duymuşuzdur. Kahve ve çay içmenin yeri ve zamanı var mıdır bilmem ama kalıplaşan bir kahve kültürümüzün olduğu malum.

Yıllardır, hatta yüzyıllardır kahve üzerine birçok kitap çıkarıldı, şiirler/yazılar yazıldı, resimler çizildi ve günümüzde de kahve ile ilginç sanatlar doğmaya devam ediyor. Hatta kırgınlıklar, dostluklar, mutluluklar bile kahve üzerinden bir mesajla alıcısına gönderiliyor.  Peki, hayatımızın bir parçası olan kahvenin, hayatımıza nasıl girdiğini hiç merak ettiniz mi?

Kahvenin Bulunuşu ve Tarihçesi:

Aslında kahvenin ne zaman ve nerede ortaya çıktığı ile ilgili bir fikir birliğine varılamadı, ama yaygın bir görüşle Araplar tarafından keşfedildiğine inanılır.Kahvenin keşfi ile ilgili çeşitli hikâyeler mevcut olsa da, birkaçı şöyledir: 

Rivayete göre, Etiyopyalı bir keçi çobanı, keçilerin bir bölümünün oldukça hareketli ve zinde olduğunu fark eder. Keçileri takip eden çoban, hareketli keçilerin kahverengi tohumları olan bir ağaçtan beslendiklerini görür. Aynı tanelerden kendisi de yer. Gerçekten de yediği tanelerin insana zindelik verdiğini fark eder. Çoban, keşfini, bulunduğu yerdeki imama anlatır. Olay imamın da ilgisini çeker. Kuruttuğu kahve tanelerini suda kaynatan imam, ilk kez kahveyi içecek haline getirmiştir. Gece ibadetlerinde zinde kalmak ve daha çok ibadet edebilmek amacıyla daha da geliştirilerek kullanılan kahve, 1470’lerde Yemen’de gerçek bir içecek haline getirilir.

Bir başka inanışa göre; kahve, Şazeli tarikatının piri Hasan eş-Şazeli ya da Ebu’l Hasan Şazeli tarafından Habeşistan’ın (Etiyopya) yüksek yaylalarında keşfedilmiş,Yemen’e de Şazeli dervişleri tarafından getirilmiştir. Kâtip Çelebi’nin aktardığı bir rivayette ise, Şazeli’nin 1258 yılında Hac yolculuğu sırasında müritleriyle uzunuzun sohbetlere daldığı, bu sohbetlerde kahve çekirdeklerinin kaynatılıp içildiği belirtilmektedir.Bu nedenle İstanbul’daki kahveciler Şeyh Şazeli’yi kahveci esnafının piri kabul etmişler ve kahvehanelere “Ya Hazreti Şeyh Şazeli” levhaları asmışlardır. İskender Pala da “Kahve Molası” kitabında Kahvecilerin Pîri olarak Şeyh Şazeli’yi gösterir.

En yaygın görüş de kahvenin Habeşistan’dan bütün dünyaya yayıldığıdır. Hatta“Kahve” isminin Güney Etiyopya’nın Kaffa yöresinden geldiği düşünülür. Yine İskender Pala’nın verdiği bilgiye göre (Kahve Molası, 2015) 1554 (H. 962)tarihine kadar İstanbul’da kahve ve kahvehane bulunmuyordu. İstanbul’un ticari semtlerinden biri olan Tahtakale, İstanbul’un ilk kahvehanelerinin bulunduğu yer olarak kabul edilir. Han ve çarşılardaki ticari canlılık, Tahtakale’deki esnaf kahvehanelerinin de kısa sürede gelişmesini sağlamıştır.

“Gönül ne kahve ister ne kahvehane

Gönül ahbap ister kahve bahane”

****

İstanbul’da bir kahvehane gravürü

Osmanlı’da giderek yaygınlaşan kahve kültürü, farklı kesimlere hitap eden kahvehanelerin açılmasını ve bu kahvehanelerde bir araya gelen insanların çoğu şeyi sorgulamasına neden olur.Bu durum Osmanlı divanını endişelendirir ve siyasi nedenlerle kahvehaneye gitmek ve hatta kahve içmek bile yasaklanır. Hatta bazı kaynaklara göre,kahvehanelerin camilerden çok dolu olmaya başlamasından ve kahvenin kavrularak pişirildiğinden dolayı dinen verilen fetvalarla yasaklanmıştır. Ancak bu fetvalar sonralarda geçerliğini yitirir. Bu duruma Evliya Çelebi seyahatnamesinde (İstanbul, Cilt 1) geçen Kasaplar Esnafıyla Mısır tüccarları arasındaki tartışmayı örnek vermek gerekirse: Evliya Çelebi, Yerli esnaflardan olan Kasaplar Esnafının, Mısır tüccarlarının İstanbul’a getirdikleri kalyonlara laf söylerken, kahve hakkında da şunları söylediğini bildirir:

“…Eğer kahve derseniz bir bid’at şeydir, uykuyu kesen, insan soyuna engel olan şeydir. Kahvehaneleri vesvesehanedir…”

Kahvehanelere“vesvesehane” demelerinde biraz haksızlık payı da gözetilebilir. Çünkü kahvehaneler hem satranç, tavla gibi oyunların oynandığı eğlence mekânları, hem dini kitapların ve destanların okunduğu kıraathaneler, hem meddahların kıssalar ve hikâyeler anlattığı ve bazen canlandırılan gösterilerle sosyal bir merkezdir.

“Kahvenin yüzü kara, kim demiş ki içilmez

Gönlü ak, dili tatlı,hatırından geçilmez”

Bir fincan kahvenin yüzyıllardır süregelen hatrı, günümüzde de kırılmadan devam ediyor. Ancak geleneksel bir kahve anlayışının çok daha ötesinde. Artık kahve sadece bir içecek değil; aynı zamanda “sanata açılan yeni bir kapı!” Sadece kahveyle birçok esere imza atılabiliyor. Mesela  Ghidaq Al-Nizar isimli bir sanatçı,  kahve telvesiyle çok ilginç eserler üretenlerden sadece biri. Yaptıkları bir yerde sergilenen eserler değil, ancak takipçileri onun bu kahveden yaptığı küçük dünyasına hayran kalıyor.

Ghidaq Al-Nizar.

Kahve Üzerine Eserler:

  1. Kahve İle İlgili Kitaplar: Kahve üzerine yazılan çok sayıda eser var,günümüze gelen ve hâlâ yazılmakta olan. Bunlardan birkaçı şöyledir:
  2. Cyrus Adler ve Allan Ramsay’nin 1898yılında yayımladıkları:  “Told in theCoffee House: Turkish Tales”, NewYork-1898 (Türkçesi: Çvr: Sabri Kaliç, Kahvehane Hikâyeleri, MayaKitap,  İstanbul 1898.): Batılı ikiseyyah olan C. Adler ve A. Ramsay’nin, İstanbul kahvehanelerinde dinledikleri masalve hikâyeleri anlatan bir kitaptır.
  3. AlexanderMcCall Smith (Çvr: Çiçek Eriş), Kahve Öyküleri, Türkiye İş Bankası KültürYayınları, 2014: İngiltere’nin en çok okunan yazarlarından Alexander McCall Smith, KahveÖyküleri’nde İskoçya Sokağı 44 Numara’nın ilginç karakterlerinin yeni maceralarını anlatıyor. Kahve içerken okunabilecek eğlenceli kitaplardan biri.
  4. İskender Pala,“Kahve Molası”, Kapı Yayınları, 2017: “Bir kahve molasından meram, bir çift sözdür ki, o söz ruhumuzu dinlendirsin, dimağımızı sarhoş etsin. Hani denilmiştir: Gönül ne kahve ister ne kahvehane Gönül sohbet isler kahve bahane…”Bir kahve molasında okunabilecek, küçük hikâyeler, hatıralar ve nüktelerden oluşan keyifli bir kitap. Kahvenin tarihiyle ilgili de bilgiler bu kitapta yer alıyor.
  5. Emine Gürsoy Naskali (Edt.), Türk Kahvesi, Kitabevi Yayınları: 2013:Yirmi altı kadar akademisyen, araştırmacı ve koleksiyonerin özgün makalelerinin bir kitapta toplandığı büyük bir eser. Şiirde, müzikte, sinemada kahve ve kahvehaneler, kahve kültürü, küçüklüğümüzde söylenen kahve ile ilgili sözler gibi pek çok içerik bu kitapta yer alıyor. Kahve ile ilgili bir baş yapıt sayılabilir.

Kahve İle İlgili Şiirler:

Dirlik Düzenlik, Edip Cansever

Bir hoş oldum ele güne karşı
Herkeslerden utandım
Bir yanım insanlı kahve
Dünyalar dolusuydu bir yanım

Ah beyler söylemesi güç
İşim bitince kahvelik olurum
Bana cezveler tutulunca
Bir yanlara çevrilidir başım

      Konyak, Kitap ve Kahve, Metin Altıok

Tenha bir Eylül bahçesinde
Bir bardak konyak, kitap ve kahve
Otururken dalmış kendi kendime,
Güz rüzgârı geçiyor kitabımın içinden
Ot kokan nefesiyle.

Hızla çevirereksayfalarını
Savuruyor bütün harfleri
Gözlerimin önünde,
Koparıp kim bilir hangi sözlerden
İrili ufaklı belki binlerce.       

Karamela, Haydar Ergülen

Telâşla kapatıyorum kapağını kitabın
Bastırıp üstüne elimle.
Bakıyorum her şey yerli yerinde;
Tenha bir Eylül bahçesinde
Bir bardak konyak, kitap ve kahve.    

Yanık şekerim sert, hayatsa daha berbat,
ikisinin de aynı kâğıttan çıktığını unuturdum
unutmasına da, ben tuttum birini sevdim,
hayatı nasıl sevdiysem onu da öyle sevdim:
Tarçın Kokulu Kız, Carmen, Ay Carmela…
O nane likörüne bayılırdı ama, ben onu
sıcacık bir kahvenin dumanına benzettim,
o da beni birine benzetmiş olmalı ki, tuttu
aşk derdine düştü, şimdiyse terk etme sevdasında!
Aşk dünyaya bizden önce gelmiş de erkenden
açmış gibi dükkânını, onun kokusuyla tanıdım
aktarları, acı sözlerini aşkın tuzu biberi saydım,
onun huylarıyla karşılaştım eski tuhafiyelerde:
Aynalı Pasaj, Bonmarşe ve Altın Düğme.

   Bir Fincan Kahve, Murathan Mungan

çok zaman sonra oturup
bir fincan kahve içebilmeli insan
eski sevgilisiyle
geride bunu bırakabilmeli
yalnız ya da birlikte çekip giderken bir ilişkiden

her şey dün gibiyken
yıllar geçti
uzakta birbirimizden

cam kenarına oturduğum masadan
yüzüme sokağı vuran tülün gölgesinde
düşünüyorum:
yavaş yavaş anıların da terk ediyor beni
git gide azalıyor
günün birinde
birlikte
bir fincan kahve içebilmenin
sadakati
hayali

neden mümkün olmuyor
ayrılmak
yok pahasına tüketmeden her şeyi

garbage’ın şarkısı:
“cup of coffee”
benim yıllar önce aşkımıza verdiğim
söz gibi, hayal:
yıllar sonra insanın eski sevgilisiyle
hüzün, şefkat ve incelikle bir fincan kahve içebilmesi

neden yıllar sonra bir araya getiremiyor bizi
hüzün, şefkat, incelik ve bir fincan kahve
yalnızca bu kadarına azalmışken
bir zamanlar yaşanan
o büyük aşkın ikindisi

fincanın üzerinden birbirimize bakarken
ikimiz de biliyoruz giden gitti
daha kapıda ayrılacak yollarımız
buluştuğumuz kafeden
kendi hayatlarımıza dağılırken
yine de birbirimizden hatırladıklarımıza değmez mi
o bir fincan kahve
ağzımızda yıllardır zehir zemberek bekleyen

ya da boş ver, en iyisi
garbage dinleyelim ikimiz de
kahvelerimizi içerken kendi evlerimizde

Kaynakça:

Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yapı Kredi Yayınları, Cilt 1, 2. Baskı, 2016.

Harun Üner, “Osmanlı’da Kahve/Kahvehane Kültürü Ve Salihli’den Bir Kahvehane Örneği “Himaye-İ Etfal”, Sanat Tarihi Dergisi, S. XIX/2, 2010.

İskender Pala, “Âyine”, Kapı Yayınları, 2004.

İskender Pala, “Kahve Molası”, Kapı Yayınları, 2017.

Melike Tokay-Ünal, “Batılı İki Seyyahın Kaleminden İstanbul Masalları: Cyrus Adler ve Allan Ramsay’nin Kahvehane Ziyaretleri-Değerlendirme”, Osmanlı Araştırmaları, S. XLVIII, 2016.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.