“Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını süslüyor.”

“Dört amcası ve bir erkek kardeşi sanat eseri ticaretiyle uğraşıyordu, ama o hayatı boyunca sadece bir tablo satmayı başardı. Beğendiğinden ya da acıdığından ötürü bir arkadaşının kız kardeşi, Arles’te yapılmış “Kırmızı Üzüm Bağı” (4 Kasım 1888) adlı yağlıboya tabloyu 400 frank ödeyerek satın aldı.. Bir asırdan fazla bir süre sonra resimleri, yaşarken hiç okumadığı gazetelerin finans sayfalarında haber oluyor, asla adımını atmadığı sanat galerilerinde en yüksek fiyattan değer biçiliyor, onun varlığını görmezden gelmiş müzelerde en görülen eserler oluyor ve ona başka bir işle ilgilenmesini tavsiye eden akademilerde en büyük hayranlığı uyandırıyor.. Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor…”

(Eduardo Galeano, Aynalar)

Galileo Galilei, yüksekçe bir yerden aşağıya doğru kayalar ve kayacıklar, toplar ve topçuklar atarak, nesnelerin ağırlıkları farklı olsa da, süratlerinin aynı olacağını kanıtladı. Aristoteles bu konuda yanılmıştı ve on dokuz asır boyunca bunu hiç kimse fark etmemişti. Vivaldi’nin müziği iki asır boyunca sessiz kaldı. “Bu dünya mükemmel değil, mükemmellikle alakası yok.” diyen Kepler neticede şu sonuca ulaşıyordu: O halde izlediği yollar niye mükemmel olsun ki? Sansür kurulu Şair Friedrich von Schiller’in “Özgürlüğe Övgü” adlı eserinin adını Sevince Övgü olarak değiştirdi. Beethoven onu alıp Dokuzuncu Senfoni ’nin içine yerleştirdi. Munch, çığlığın resmini yaptı.

Platonov, bir kitabında şöyle diyordu:

“Acı ve çetin tutkuya kapılmışsa ruh, Tanrı onu sevdiğindendir.”

İnsan hayatını okumak ve bunun üzerine tefekkür etmek, bir yol haritası çizmek bir meleke.Asırlardır süregelen bu zamanının ötekisi olma, kıymeti bilinememe hali, ilahi bir bakış açısı ile değerlendirilirse belki böyle açıklanabilir. Bunca sanatçının ve hatta insanın, kendi devrinde uçsuz bucaksız bir ıssızlığa mahkum edilmesi insanlığın kurmuş olduğu dünya düzeniyle de ilgili, muhakkak.

Bir hakikat ehli şöyle demiş:

“Kanaatimce bu yolda kimse gidemez. Yol, acılarla ve çilelerle kendi gelir.”

Hakikat bazen sert ve acımasız davranır. Bunun sebebi her hâlükârda haklı olmasıdır. Böyle durumlarda insan tüm iddialarını terk etmeli ve sabır göstermelidir, esasında. Hakikati hakikat yapan şey -bir nevi Vincent’ı Van Gogh yapan şey- bir şekilde kendini gösterdi mi orada kendiyle birlikte hiçbir şey bırakmamasıdır. İnsanı değiştirmeyen bilgi hakiki bilgi değildir. Her ne kadar hakikat kelimesi hep bilgi ve bilme kelimeleriyle anılsa da o bilme durumu değil yaşama ve tatma halidir.

Galeano’nun da söylediği gibi; insan insanın kurdudur diyorlar ama hiçbir kurt asla başka bir kurdu öldürmüyor. Onlar kendilerini, bizim yaptığımız gibi birbirlerini karşılıklı olarak yok etmeye adamamışlar. Kurtların kötü bir ünü var ama dünyayı devasa bir tımarhaneye ve çok kalabalık bir mezarlığa dönüştürenler onlar değil.

”Kimseyle alay etme, asla kimseyi gülünç duruma düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.” diyen Pessoa da hakikati fark etmiş olacak ki, insan yaşamının çarpıcılığına dair böyle bir iddia beyan etmiş.

Yine de, yaşadığımız evrende her şeyin belli bir ömre sahip olduğu ve akıp giden zaman içerisinde geçen her anın var olan her maddeyi kendi sonuna bir adım daha yaklaştırdığı düşünüldüğünde insanın kendi ürettiği sanat eseri yahut şey, kendi devrinde kıymet görmese dahi, bu evrende zamanın ufacık bir anını dondurarak ölümsüzlüğe gönderme yapmanın nahif bir yolu olarak görülebilir.

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

1 Comment

  1. Ophelia

    28 Şubat 2018 at 14:27

    Çok orijinal bir yazı. Devamını isterim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Hollywood Yıldızları, Nobel Barış Ödülü’nün Suriyeli Örgüte Verilmesi İçin Kampanya Başlattı!

Suriyeli yardım örgütü olan 'Beyaz Kasklılar'a Nobel Barış Ödülü verilmesi için Hollywood'un ünlü isimleri seferber oldu. Nobel Barış Ödülü'nün bu...

Kapat