Bütün Ömrünce Yerinden Kımıldamadan ‘Kaçmak, Gitmek!’ Diye Çırpınanların Romanı: Mahur Beste

‘‘Behçet Beybütün ömrünceyerinden kımıldamadan ‘Kaçmakgitmek!“ diye çırpınanlardandı.’’

Yarım kalmış denmesine rağmen, yarım kalmışlığın kasten olmasa bile enfes bir kurgu mucizesi yarattığı bir romandır kanımca Mahur Beste. Peş peşe örgülenen ve geriye giden biyografik hikayeler, her anlamıyla bir tür şecere oluşturur. Çağdaş Türk insanının bir arkeolojisine dönüşür roman. Modernleşmenin, batılılaşmanın, siyasi kargaşanın, toplumsal çıkmazların hikayesi, nesillerin hikayesi ile paraleldir. Bir yandan da hikayeler hep bir eksikliğin, bir olmamışlığın, bir arayışın hikayesi olduklarından; ezeli bir tekerrür söz konusu imiş gibi gelir ve romanın bir noktada pat diye bitivermesi yazar, Behçet Bey’in kafasındaki hatıralara sonsuza dek “-den” koyup “ila nihaye” demiş gibi bir hava yaratır.

Bir yandan da roman sanki Tanpınar’ın karakter yaratma kabiliyetini mükemmelleştirme atölyesi gibidir. Tüm karakterler tam da ayırt edici özellikleriyle öyle bir tasvir edilirler ki hem gözünüzün önünde canlanıverirler hem de etrafınızda mutlaka benzetecek birilerini bulursunuz.

‘‘Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ıstırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.’’

Tanpınar’ın muhayyilesine göre mahur bestenin hikayesi biraz değişiktir. Huzur’da anlatır bunu. Bu bilgiler ışığında bir araştırma yapınca birbirinin sağlaması olmayan şeyler çıkar karşınıza:

“Mahur Beste küçük ve kısa şeklinde insanın tenine yapışan o acı çığlıklardan biriydi. Eserin kendi macerası da garipti. Talat Bey’in karısı Nurhayat Hanım Mısırlı bir binbaşı ile sevişerek kaçınca, Mevlevi Muhubbi olan Talat Bey bu eseri yazmıştı. Hakikatte tam bir fasıl yapmak istiyordu. Fakat tam o esnada Mısır’dan gelen bir dostu Nurhayat Hanım’ın ölümünü haber vermişti. Daha sonra ise bu ölümün eserin bittiği geceye tesadüf ettiğini öğrenmişti. Mümtaz’a göre Mahur Beste Dede’nin bazı beste ve semaileri gibi, Tab’i Efendi’nin Beyati Yürük Semaisi gibi hususi yürüyüşü olan, insanı büyük manasında kaderle karşılaştıran bir parçaydı.”

Tanpınar şuurlu bir romancı hüviyetiyle hareket eden bir sanatçıdır. Bu özelliğini Mahur Beste’de de görebiliriz. Anlatmak istediğini, kendisini o yönde sürükleyecek bir beste bularak göstermiş ve titiz bir seçimle işe başlamıştır.

Mahur Beste, özellik olarak yüksek perdeden başlayarak kademe kademe düşüş gösteren bir yapıdadır. Anlatmak istediğini kafasında biçimlendiren sanatçı bilinçli bir seçim yapmış, Mahur Beste’yi seçmiştir. Onun romanındaki kişilerin yaşamları ve karakterleri de bu özelliğe sahip olarak beste ile paralellik gösterir. Bir çıkışla beraber inişe geçerler.

Tanpınar’ın romanlarında Mahur Beste bir leitmotif olarak neredeyse bütün eserlerini bir ağ gibi örmüştür. Mahur Beste gittikçe bir roman kişisi olarak karşımızdadır. Bu kişi, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler isimli eserlerde de sık sık karşımıza çıkar.

‘‘Mucizenin kendisi değilse bile, ondan her yana sinen sır vardır, emniyet vardır. Aradığını bulmasan bile aramanın zevkini duyarsın.’’

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Oscar ödüllü Yönetmen ‘Andrzej Wajda’ Hayatını Kaybetti!

Oscar ödüllü ünlü yönetmen Andrzej Wajda, Polonya'da tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini kapadı. 90 yaşında hayatını kaybeden Polonyalı yönetmen, 60...

Kapat