ÇİN’İN PICASSO’SU: AI WEIWEI

Küratörlük, enstalasyon, heykel, fotoğraf, sinema ve edebiyat gibi birçok yeteneğe sahip Çin’in çağdaş sanatla tanışmasını sağlayan “asi bir deha”dır Ai Weiwei.

Ünlü şair Ai Qing’in oğludur Ai. Babasının sağ karşıtı hareketlerinden dolayı çocukluğu ailesiyle birlikte Xinjiang İşçi Kampı’nda geçmiştir. 1975’te Pekin’e, 1981’de ABD’ye gider ve burada Marcel Duchamp, Andy Warhol gibi öncü isimlerden etkilenmesi sanatının dönüm noktasıdır.

Birçok sanat eserine imza atmıştır. En büyük mottosu Çin’de ne olup bittiğini gizli tutmamak olan Ai, aynı zamanda eski ve yeniyi sentezleyerek sanatını icra etmiştir. Çoğu eserinde Çin ve Batı kültürünün karşılaştırılmasına da rastlamak mümkündür.

Konuşma Özgürlüğü Bilmecesi, 2017

Sadece sanatçı kişiliğiyle tanınmayan Ai, aynı zamanda aktivist ve insan hakları savunucusudur. Politik dili, mesaj içerikli çalışmaları yüzünden çoğu zaman başı hükümetle derde girmiş fakat asla yılmamıştır. Bunun en büyük örneklerinden biri, 2008 Siçuan Depremi’nde çok sayıda yıkılan ve binlerce ölüme sebep veren inşaatların peşine düşüp, inşaatta kullanılan malzemelerin kalitesizliğini ve eksikliğini belgeleyerek tüm dünyaya kanıtlamasıdır. Bu şekilde de resmi makamların hedefi olmuştur. “Vergi yolsuzluğu” iddiasıyla hapse atılır, ardından kefaletle serbest bırakılır.

Sanatçının yaşamı, özellikle de hükümetle olan çetrefilli dönemleri, 2012’de Alison Klayman tarafından beyazperdeye uyarlanmıştır.

Ai’ye göre; eğer sanatçılar insanlık onuru ve insan haklarından bahsetmeyecekse, bunu başka kim yapacaktı? Ona “asi bir deha” demeleri de bu yüzdendir.

Şanslıyız ki bu değerli sanatçının “Porselene Dair” adlı sergisini Sakıp Sabancı Müzesi ve Akbank Sanat iş birliğiyle görebilmek mümkün. 28 Ocak’ta son bulan sergi 11 Mart 2018’e kadar uzatıldı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.