Çocukluğumuzun Kitabı Ayşegül ve Yaratıcıları

Kitaplarla ilk tanıştığınız zamanlarda mutlaka bir Ayşegül kitabınız olmuştur. Kimi zaman karne hediyesi olarak, kimi zaman okumaya yeni geçerken, kimi zaman ise heyecanla biriktirdiğimiz gazete kuponları sayesinde Ayşegül kitabı edinmişsinizdir. Kitabın kapağını açtığınızda hayaller dünyasının içinde bulunacağımız özenli ve gerçekçi yapılmış çizimlerle karşılaşırdık. Ayşegül, çocukluk hatıralarımızda en sevdiğimiz ve en güvendiğimiz arkadaşımız olmuştu. Çünkü Ayşegül’ün yaşadığı maceralarla gerçek hayatta da karşılaşabiliyorduk ve bize çocuk dünyamızda gerçek bir arkadaş gibi rehber olabiliyordu.

Ayşegül; resimli çocuk kitaplarıyla tanınan Belçikalı yazar Gilbert Delahaye ile Belçikalı illüstratör Marcel Marlier sayesinde çocuk edebiyatına kazandırılan bir karakter. Ayşegül’ün hikayeleri Casterman yayınevi tarafından 1954 yılında Fransızca olarak yayımlanmaya başlıyor ve 46 kitaptan oluşan bir dizi haline geliyor. Bizde ki adıyla ”Ayşegül” olarak bilinen kitap serisinin adı orijinal baskılarında ”Martine” olarak geçmektedir. Dünya üzerinde birçok ülkeye çevirisi yapılan kitaplar o ülkenin yaygın kullanılan kız çocuğu ismi ile basılmıştır. Martine, Debbie, Mary, Anita, Streffi, Christina gibi isimler bilinenler arasındandır. Baktığımız zaman Ayşegül ananelerimizden, babaannelerimizden bile büyük fakat  hiçbir zaman eskimeyen özellikte hikayelere sahip, bundan dolayı çocuk edebiyatının zamansız kitaplarından biridir diyebiliriz. Öyle ki gördüğünüz anda sizi 5-6 yaşlarınıza götürebilir.

Ayşegül’ün birbirinden güzel hikayelerinin yanında gerçekçi ve müthiş canlılığıyla bizi içine çeken resimlerinden bahsetmemek olmaz. Her bir çizgisi, noktası özenle çizilmiş resimler çocukluk hayal dünyamızda unutulmaz, sıcak bir yere sahip. Gilbert Delahaye’nin ölümünden sonra Marlier ve oğlu Louis, Ayşegül serisini 60 kitaba kadar çıkartıyor. Yalvaç Ural’ın paylaşmış olduğu bir anısında şöyle bahsediyor:

” O, son görüşmemizde, Ayşegül’e yeni kitaplarında bilgisayar kullandırmayı istediğini, söylemişti. Sanırım, Ayşegül’e bir bilgisayar alamadan hepimize, “Hoşça kalın!..” dedi.

2000 Yılında ülkemize TÜYAP Kitap Fuarına davetli olarak gelen Marcel Marlier; ülkemizi çok sevmiş ve okuyucularına kitapları imzalamak yerine tek tek resim yapmayı tercih etmiştir. Bu davranışı resimlerindeki sıcaklığın, samimiyetin, inceliğin nereden geldiğini hepimize göstermiştir.Kemal Bilbaşar ve Eray Canberk tarafından Türkçemize kazandırılan, 2011 yılından bu yana Yapı kredi yayınlarında basılmakta olan hikayeleri ciltli ve sticker versiyonlarını bulmak da mümkün.

Ayşegül’ün yaşadığı maceralar bize; sorumluluk sahibi olmayı, hayvanları sevmeyi, doktora gittiğimizde korkmamayı, arkadaş edinmeyi, seyahat etmeyi, saygıyı ve sevgiyi, meslekleri ve hatta kek yapmayı bile öğretti.

Hep sevdiğim bir arkadaşım olan Ayşegül’e sevgilerle…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.