Dünyada Öteki İlan Edilmişlerin Filmi / La Haine

‘’İnsanlar, ya korktukları, yahut da gıpta ve haset ettikleri şeylerden nefret ederler.’’  Machivelli

Nefret; güçlü bir duygu olduğu kadar, yönetimi de bir kadar zordur. Nefret duygusunun doğru yönetimi, büyük ve olumlu değişimlere sebep olabilir. Ancak kontrol altında tutulamayan nefret, içinde bulunulan kaotik durumu daha çok keşmekeş hale sokmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Mathieu Kassovitz’in yönetmenliğini yaptığı ‘’La Haine’’, dünyada ki proleterlerin sesi oluyor. Filmin ön planda olan üç karakteri Vinz, Said ve Hubert toplumdan dışlanmaları sonucu içlerinde besledikleri nefret duygusunu bastırmaya çalışıyorlar. Bu nefret onları bu şekilde yaşamaya zorlayan düzene karşı gelişmektedir. Ne tesadüftür ki çevremize ve diğer toplumlara baktığımız zaman, kendisini ezilen hisseden tüm insanlar bu ters gidişata karşı farkındalık geliştirirler.

Ezilenlerin geliştirdiği bu nefret duygusu, doğru anlamlar yüklenerek yönetilemediği zaman; biriken gücün patlaması yanlış hedeflenerek çıkış yaptığı için hezeyanla sonuçlanır. Ancak bu gücü organize ederek doğru kanalize ettiklerinde ise tarihte yaşanan devrimlere benzeyen sonuçlar elde edebilirler. Bu duruma bir örnek verilmesi gerekirse; 1963 yılında Vietnam’da otoritenin budistler üzerindeki baskısı sonucu Thích Quảng adlı baş rahip kendini ateşe vererek yaşamına son vermişti. Bu olay sonrasında uzun süredir bastırılan toplumun içindeki nefret dışarı çıkarak protestolar şiddetlenmiş ve sonunda otorite düşmüştü. Thích Quảng’ın başlangıcı olduğu bu devinim eğer organize edilmemiş veya yanlış organize edilmiş olsaydı, otorite kolayca varlığını sürdürecekti.

‘’Bir insanın yaşama bağlanışında dünyanın tüm düşkünlüklerinden daha güçlü bir şey vardır.’’ Albert Camus

Camus’nün bu sözünde ima ettiği şey belki de absürtlüğe karşı bir başkaldırıydı. Filmin üç ana karakterinden biri olan Vinz’de bu bozuk düzene karşı bir başkaldırı içine girmiştir. Ancak bu başkaldırıyı yanlış yoldan gerçekleştirdiğinin bilincinde değildir. Ve şöyle der;  “ Bu lanet sisteme katlanmaktan sıkıldım. Fare deliklerinde yaşıyoruz, siz bunu değiştirmek için ne yapıyorsunuz? Abdel ölürse durumu eşitlemek için bir polisi öldüreceğim. ‘’ Bu kontrol edilemez nefretinin ona getirisi ise kafasının daha fazla karışmasından başka bir şey olmamasıdır. Çözüm üretememenin acısını ise Kassovitz; binadan düşen bir insanın her katta ‘’buraya kadar her şey yolunda’’ diyen adamdan farksızlığı ile betimler.

Kassovitz’in yapıtı ‘’La Haine’’, dünyada öteki ilan edilmiş, öfkeli, nefretle baş başa kalmış insanların filmidir.  Unutulmamalıdır ki bu çaresizlik sadece onlara has kalmayacaktır. Ezilenlerin yanında başkaldırmayanlar, günün birinde başkaldıranların altında ezilecektir.

Sizi ‘’La Haine’’in banliyösünde kaldırım serçesi Edith Piaf ve El Odio ile uğurluyorum.

Yazan: Şafak Gülpınar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.