EDEBİYATTA FİLMİN İZLERİ MAVİ KUŞ

Nefret ettiğim tek şey, A La Morte, yani önceden yapılmış bir şeyin peşinden gitmek. Aynı şeyi söylemek çok konformist bir şey ama bir fikri olup bunu söylemek isteyenler, bu ne kadar zor olsa da kendi fikirlerini ifade etmek isteyenlerin seçtikleri yol ve bunun için sinemayı kullanmaları bence olağanüstü bir şey. Sanatın yeni ifade biçimleri geliştirmesi, günümüz insanına temas edebilmenin yeni yollarını bulması gerekiyor.
Bergman

Film.

Yarattığı birbirinden farklı ve büyüleyici dünyalarıyla insanların bu dünyalarda birbirinden farklı duygularla seyahat etmesini sağlıyor. “ Film denilen üretim, seyircinin beğenisine ve tüketimine sunulacağı ana kadar inanılmaz evrelerden geçiyor. Başka hiçbir sanat dalında bu kadar zengin bir değişime rastlanamaz herhalde. Konu, isimler, kahramanlar, başta düşünülen oyuncular, ilk düşünülen final, çok planlı gibi zannedilen filmlerin perde arkası vs… Meraklı sinema izleyicileri ve profesyoneller için çok çekici alanlardır buralar ve müthiş öğreticidir.”

Edebiyat.

“Bugünkü şekliyle 6.yüzyılda ortaya çıkan, elle üretilen ve çoğaltılan kitap, uzun bir süre yalnızca dar bir kitlenin kullanımında bulunan ve ağırlıklı olarak dinsel metinlerin saklanması ve aktarılması için yararlanılan değerli ve pahalı bir elit medya oldu.” Elle üretim yerini matbaa ile üretime bırakınca ‘baş medya’ olarak nitelendirilen kitap haricinde pek çok ‘yeni medya’ ortaya çıktı ve matbaanın icadından sonra gücünü en çok hissettiren, en etkili medya ‘film’ oldu. 1920’lerde Kuzey Amerika ve Avrupa’da en yaygın kitle iletişim araçlarından biri haline gelen film, algı yaratma üzerine etkili bir rol üstlenmekteydi. 20.yüzyılın ilk yarısında, filmin edebiyattan etkilenerek oluşturduğu, geliştirdiği anlatım yöntemlerinden etkilenen yazarlar, eserlerinde sinematografik anlatım/ bakış yöntemini uyguladılar. Kamera gözü olarak da adlandırılan bu sinematografik bakışta, anlatıcı bir film kamerasına dönüştürülür ve dış dünyanın bir gözlemcisine dönüşür. Bu gözlem sürecinde bilinç, duygu, hisler harekete geçirilmeksizin algılanan nesne, durum ve haller olduğu gibi gösteriliyormuş izlenimi yaratır. Burada filmin anlatım yöntemi kullanılarak bir illüzyon yaratılıyormuş gibi görünse de, aslında dilin olanakları kullanılmaktadır. Yani edebiyat metinleri dilin kodlarıyla ilerler. İmgelerden ve görselleştirmelerden yararlanır. Film de edebiyat da anlatısını kurabilmek için imge ve görüntülerden yararlanır. Görüntüler yaratır. “Edebiyat  metinlerinin görsellik boyutu, görsel algılamanın (örneğin mekanların, figürlerin ve nesnelerin) yazı diliyle aktarılmasıyla oluşur, yani edebiyatta görsellik çoğunlukla betimlemeler yoluyla (metaforlar, semboller, ad aktarmaları da kullanılarak) oluşturulan imgeler üzerinden sağlanır.”  Edebiyatta bir anlatıcı vardır. Mesela bir öyküde. Ama filmde anlatıcı kameradır. Filmde, öyküde olduğu gibi okuru yönlendiren, mekansal, zamansal, düşünsel bağlantılar kurmasına yardımcı bir anlatıcı yoktur. Fakat filmde anlatıcı merci olarak görülen kamera, ilke bakımından öyküdeki anlatıcıyla eş tutulabilir.

“Ayrıca filmin üretim aşamasında yazılı metinlerle önemli ölçüde ilişkilendirildiğini de belirtmek gerekir. Bir film için hazırlık yapılırken çok sayıda metinden yararlanılır.”

Edebiyattaki her görselleştirme okurun bilincinde bir görüntü canlandırmaya yardımcı olur. Edebiyatta bu canlandırma ve anlamlandırma oluşturma ve aktarılmakla kalmaz, oluşturulan ve canlandırılan görüntünün işlevinin ne olduğu da üstü kapalı olarak belirtilir.

MAVİ KUŞ

“Okurken okumuyormuş da dinliyormuş ya da ne bileyim izliyormuş gibi oluyorsun.”

“Hem içeriği hem anlatım tekniği üzerinden filmle ilişki kuran öykü, filmde uygulanan 360 derecelik panoramik kamera dönüşünü açıkça çağrıştıran bir kasaba meydanı betimlemesiyle başlıyor.”

Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur.
Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz.
Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarenk boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır.
Sineklik kıpırdamaz.
Havada en ufak bir esinti yoktur.
Öğle sıcağı kasabanın üstüne abanmıştır.
(…)
Kasabın yanında Göncü İzzettin Efendi.
(…)
Onun yanında Ttütüncü Zekeriya.
(…)
Daha sonra Yemci Yusuf geliyor.
(…)
Geldik meydana açılan Karcı Tahsin sokağının başına.
(…)
Manifaturacının yanında Bezzaz Selim, onun yanında da Attar Kamil Efendi’nin dükkanı sıralanıyor.
(…)
Çeşmenin yanı Çardaklı Kahve. (s.5-11)
Öyküde betimleme yoluyla oluşturulan görselleştirme, edebiyat metinlerinin sinematografik bakış açısına sahip bir anlatıma sahip olduğunu gösterir. Edebiyat ve film arasındaki ilişkiyi böylelikle anlamak mümkündür.

1 Comment

  1. Arif

    26 Haziran 2018 at 19:43

    Günümüzde edebiyattan ziyade millet ince filmini izliyor sonra bunun kitabı çıkmış diyorlar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.