fbpx

Epik Bir Yapının İçerisinde Sevgiyi Yücelten Fotoğrafçı / Antanas Sutkus

“Tarkovsky’nin bir sözü vardı: “Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır” diye, ama unutulmamalıdır ki, sadece dünya mükemmel olmadığı için değil, insan mükemmel olmadığı için de vardır. Ve sanat İnsanın daha iyi olmasına yardım etmelidir. Dünyanın şu an bulunduğu hale bakın savaş, kan ve gözyaşı…”

Antanas Sutkus uzun yıllar yaşadığı Litvanya topraklarında, değişen siyasi olayların halklar üzerindeki etkisini inceledi. Faşist yönetimden komünist rejime geçen ülkesinin yılgın, umutsuz, arada sıkışmış insanlarını fotoğrafladı. Sokaklarda dolaşan çıplak ayaklı çocukları, sürgüne uğramış Yahudileri ve yoksul bırakılmış bir halkın trajedisini yansıttı.

Belgesel fotoğrafçılığı üzerine çalışan Antanas Sutkus, 1988’de toplama kamplarında ölümden kaçan Kaunas Yahudilerini fotoğraflamaya başladı. Yavaş yavaş kişisel ilişkiler kurdu. Dinlediği hikayeler karşısında utanç ve suçluluk duyduğunu belirten Sutkus, siyasi propagandalara isyan ederek ömür boyu süren bir yolculuğa çıktı.

“Tek başına sanat, dünyanın bütün sorunlarını bir kerede çözemez. Sizi yalnızca birey olarak etkileyebilir ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için bir hareket olabilir. Dünya daha iyi bir yer olmalı, şimdi çok kusurlu. Bu yüzden daha iyi hale getirmek zorundayız. Çok fazla açlık var, çok sayıda insan, özellikle çocuklar açlıktan ölüyor, böylesine büyük bir toplumsal bölünme var… “

Hemingway ve Vladimir Nabokov’un çalışmalarından ilham aldığını söyleyen Sutkus, bir süre sonra daha insancıl görüntülere yöneldi. 1965’te çektiği JeanPaul Sartre ve Simone de Beauvoir’in fotoğraflarının yayılmasıyla uluslararası alanda fark edildi ve adı Henri Cartier-Bresson ve Brassai gibi usta isimlerle yan yana anıldı.

“En karmaşık şey kendinize sadık kalmak, resim seçerken kendinize yalan söylememektir.”

Sutkus’un görüntülerinin çoğu, 1960’lı ve 1970’li yıllarda ülkesinin Sovyet yönetimi ile olan sorunlu ilişkisinin ve yoksulluğun devam ettiğini açığa çıkarır. Savaşların ortasında kadrajına dahil ettiği çocuklar; sevgiyi, saflığı ve yalın bir dünyaya duyulan özlemi dile getirir.

“ Basit bir insan gibi resimler çekiyorum. Bir fotoğrafçı olarak değil. Yoldan geçen bir yabancı gibi. Sevgi, tüm hayatım boyunca en önemli şey olmuştur. Bu yüzden resimlerimde gördüğünüz şey bu. “

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.