ERKEN DÖNEMDE MÜZİK

Almanya’daki Geissenklösterle’de bulunmuş flütlerden biri. Bu flüt bir kuğunun kanat kemiğinden yapılmış olup yaklaşık 40.000 yaşındadır. Uzunluğu 22cm çapı ise 2,2 cm’dir.

Günümüzde bütün insanların paylaştığı eylemlerden biri, müzikal davranış biçimleridir. Dolayısıyla bu eylem insanın bilişsel evrimiyle ilgili konularda önemli bir yere sahiptir. Müzikal davranışlara dair en erken örnekler meselesi ve bunların dil, sembolizm ve tören gibi diğer insan becerileriyle ilişkisi, son yıllarda arkeoloji ve diğer alanlarda önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir.

Müziğin tarihi, “serüvenlerle dolu bir yolculuk, yoksunluklar macerasıdır.” Kuşları çağıran ilk insanların şarkısı, ilk çobanların flütü, ilk avcıların yayı, ilk gök gürültülerinde duyulan tanrıların ruhları, ilkel çokseslilik ile bugünün müziği arasındaki tek benzerlik, gürültüleri şekillendirme, güzel olanı kaosun içinden çıkarma hayalidir. Bu ne bir ilerleme ne de gerilemedir; daha ziyade sosyal düzendeki değişimlerin öncüsü olan bir gerilim, bir çeşit duygudur.

MÜZİĞİ TANIMLAMAK

Müziği ele alırken sadece üretilen seslerin kalıpları değil, aynı zamanda bunların üretilmesine yol açan eylemler ve durumlar hakkında da konuşulduğu unutulmamalıdır. Müzik şekillendirilmiş ve bağlama oturtulmuş bir faaliyettir; fiziksel eylemin ve içinde oluştuğu bağlamın ürünüdür. Bunun sonucu olarak arkeoloji gibi sosyal bilimler, bu özgün insan davranışının kökenlerine ilişkin önemli katkılarda bulunabilecek potansiyele sahiptir ve insanlarda erken (ilkel) müzikal davranışlara dair çalışmalar, uzamsal zihin ve cisimleşmiş idrakin gelişimine dair konularla doğrudan bağlantılıdır.
Müzikteki bu ‘ilkel’liğin geçerlikteki tanımı şudur: İlkel müzik, daha yüksek bir kültür evriminden uzak kalmış olmaları yüzünden sanat müziği geleneği edinmemiş toplum öbeklerinin uyguladığı müziğe denir. Nerede kültür evrimi bir sanat müziğini geliştirmişse, orada bu gelişme “alt sınıfların” müziğini etkilemiş ve bu müziği ilkel durumdan çıkarmıştır.

EN ERKEN KANIT

Müzikal davranışla ilgili geniş kabul gören en erken doğrudan kanıt, Almanya’daki Ach Vadisi’nde buluntu yeri Üst Paleolitik (MÖ. 50.000-10.000) tabakalardan gelen birkaç kemik ve fildişi düdüktür. Başka kemik düdükler (bazen flüt olarak da adlandırılır) Batı Avrupa’daki birtakım buluntu yerlerinde yine Üst Paleolitik Dönem teknolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Ses üretme ihtimali olan diğer nesneler (eğeler, ses yapıcılar, vurma kemikleri ve düdükler) Avrasya’daki aynı ya da diğer buluntu yerlerinde açığa çıkarılmıştır. Mağaralardaki sarkıtların da tonal sesler (litofonlar) çıkarmak için kullanıldığına ve belirli mağaralarda akustik özellik taşıyan noktalara önem verildiğine dair güçlü kanıtlar vardır.

Arkeolojik kayıtlarda kemik düdükler ağır basar. Bunun nedeni kısmen en kolay tanınan çalgılar olmalarıdır. Bunların çoğunluğu akbaba, kartal, kaz ve kuğu gibi kuşların kemiklerinden yapılmıştır. Özellikle kuş kemiklerinin tercih edilmesinin nedeni ise, diğer hayvanların kemiklerine oranla kuşların kemiklerinin yapısında bulunan boşluklar ve kemiklerinin içinin görece boş olmalarından kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak Üst Paleolitik Çağlardan itibaren özellikle müzik (ile birlikte mağara resimleri) tamamen dinsel/ruhani bir amaçla bir av sahnesini betimlemek ya da yüceltmek veyahut bir kurban ritüeline eşlik edip bazen de dans ile pekiştirilip dönemin sanatçı/sihirbazlarının bahsi geçen avın bereketinin artması ya da kurban ritüelleri için yapıldığı kabul edilmektedir.

Almanya’nın güneyinde Hohle Fels adında taş çağı mağarasında bulunan flüt mamut kemiğinden yapılmış olup yaklaşık 39.000-43.000 yaşındadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Bali’de Sanat

Endonezya, Bali Adası deyince aklımıza neler gelir? Yemyeşil bir doğa, plajlar, sörfçüler, sahilde el ele dolaşan balayı çiftleri diye sıralarız...

Kapat