fbpx

Eskimo (Inuit) Mitolojisi: Başlıca Tanrılar, Tanrıçalar ve Yaratıklar

“Olympos Dağı’nın zirvesinden, Atlantis’e, Kaf Dağı’nın zümrütlerinden, savaş tanrılarının mekânı Ásgard’ın vuku bulduğu dünya”nın kapılarını aralamaya başlıyoruz. İlk durağımız: Eskimolar.

Eskimolar, bildiğiniz üzere kutup bölgelerinde yaşayan, yüzyıllardır soğuk iklimi benimsemiş, çekik gözlü, kalın kürklü giysileri olan, doğaya sımsıkı bağlı insanlardır… En çok yanıldığımız nokta ise onların sadece kutuplarda yaşadığını zannediyor olmamız. Oysaki Eskimoların yaşam alanı; Doğu Sibirya, Alaska, Kanada ve Grönland’a kadar uzanıyor. Keza mitolojik coğrafyaları da bu dört bölgeyi kapsıyor.

Eskimo mitolojisine giriş yaparsak anlatıların, geleneksel hikayelere, Şamanizm’e ve animizme dayandığını görüyoruz. Eskimo mitleri ve efsaneleri genellikle kısa formda ve dünya ile ilişkili meraka dayanıyor; yaratılış, doğuş, aşk, avcılık, ölüm, ölüm sonrası yaşam… Aklınıza ne geliyorsa… Ve her mitolojide olduğu gibi iyi ve kötü yaratıkları (ruhları), tanrıları, tanrıçaları var. En bilinen tanrıçayı ise sona sakladık. İşte tanrılar, tanrıçalar ve efsaneleri:

Başlıca Tanrılar ve Tanrıçalar

1. Sila: Baş Tanrı

Sila, tüm evrenin, var olan her şeyin yaratıcısı olarak bilinen gök (hava) tanrısıdır. Her şeyi kontrol ettiğine inanılır. Yaşam gücü Sila’dan gelir. Kimi inanışlara göre Sila insanı ıslak kumdan yaratır ve nefesini üfler. Şarkılar, masallar, diğer tüm yaratıklar Sila’nın nefesi ile tamamlanır. Nefes alıp veren ruhların ve yaşamın canlanması Sila’dan, diğer özgür ruhlar ise tanrıçalar Nunam, Pukimna ve Sedna’dan gelir. Bunların yanında Şamanların gücü Sila’dan kaynaklanır. Ayrıca, insanların vicdanından gelen seslerin kaynağı da Sila’dır. Sila, her zaman bizimledir ama aynı zamanda çok uzaklardadır.

2. Narssuk

Batı rüzgarı tanrısı ve Sila’nın oğludur. Narssuk, kocaman bir bebek olarak tasvir edilir. Ren geyiği (karibu) postunu silkeleyerek rüzgarları meydana getirir. Bazı hikayelere göre Narssuk’un bebek bezi, tanrıça Pukimna tarafından yapılır. Narssuk’un görevi, Sila ve Sedna’nın emirlerine göre kurallara uymayan halkı, bebek bezinden gelen fırtına ile cezalandırmaktır. Kardeşi Pompeja ise doğu rüzgarı tanrısıdır. Pompeja’nın şişmanlığı yüzünden rüzgarının kuzey ve batı rüzgarına göre daha sıcak olduğu söylenir.

3. Kınak

Bir dizi dağ kadar büyük, kuzey rüzgarı tanrısı ve Sila’nın oğludur. Kınak çoğu zaman Taku adı verilen bir kadınla karıştırılır. Efsaneye göre Taku, onu sürekli döven bir adamla evlidir. Sonunda dayanamayan Taku ondan kaçarken, bir dağa sığınır. Anlar ki bu dağ Kınak’ın kendisidir. Kadının durumuna acıyan Kınak da onu geri göndermez ve beraber bir hayat sürerler. Ama gün gelir ve Kınak diğer tarafına doğru yuvarlanmak ister. Taku’yu kalın bir kürkle giydirir ve üfleyerek evine gönderir. Kocasını da zengin hale getirir bir de oğulları olur. Ama adam sonradan eski haline döner. Bunu gören Kınak, adamı uzaklara gönderir. Taku’nun oğlu da babası gibi öfkeli bir insan olur ta ki Kınak onu da uzaklara gönderene kadar…

4. Seqinek ve Tatqim: Kavuşamayan Aşıklar

Seqinek, Eskimoların güneş tanrıçasıdır. Güneş; onun, gökyüzünün karşısında koşarken taşıdığı, alev alev yanan meşalesidir. Geceleri inzivaya çekildiği yer Ay tanrısı kardeşi Tatqim ile paylaştığı konuttur. Doğal olarak ikisi aynı anda konutlarında olamazlar. Konut, ölümden sonraki yaşamda gökyüzünün en üstündeki krallık olan Udlormiut’ta yer alır. Bazı anlatılara göre ise Seqinek doğuda, Tatqim batıda yaşar. Tatqim, Ay tanrısı olması dışında insanlar ve hayvanlar için vajina ve anüslerin yaratılmasını sağlayan tanrı olarak da bilinir.

Efsaneye göre; Seqinek bir gece, sessizce yanına gelen gizli aşığı ile birlikte olur. Seqinek, bu kişinin kardeşi Tatqim olduğunu fark eder ve ondan kaçar, Tatqim ise onu kovalar. Seqinek kaçarken meşalesini sönmeden taşır fakat Tatqim’in meşalesi onu kovalarken kısmen söner. Bu yüzden Ay, Güneş’ten daha sönük ve daha soğuktur. Ama Tatqim vazgeçmez ve her gün onu kovalar. Onların ara sıra gerçekleşen ilişkileri ise tutulma olarak karşımıza çıkar.

5. Tapasuma

Gökyüzündeki ölümden sonraki hayatı yöneten tanrıdır. Su altındakini ise Sedna yönetir. Farkları ise yer ve zamandadır. Ülkenin kıyı kesimlerindeki ölümden sonraki yaşama Sedna, iç kesimlerindekine yani Udlormiut’e gidenlere ise Tapasuma bakar. Udlormiut’tan bakınca Dünya, tavanı yıldızlarla kaplı devasa bir buz evi (iglo) olarak gözükür. Tavanın diğer tarafı ise Udlormiut’tur. Buradaki ruhlar, hayatı boyunca sahip olamadıkları kadar çok yiyeceğe ve içeceğe sahip olurlar. Ölümden sonra uzun bir hayat yaşamış ve sıkılan ruhlar ise reenkarnasyonla dünyaya geri gönderilir. Bu görevi her ay Tapasuma’nın emriyle Tatqim gerçekleştirir.

6. Torngarsuk ve Nanuq

Torngarsuk, kimi zaman insan, kimi zaman ayı formunda ya da sadece bir kolu insan geri kalanı ayı şeklinde gözüken bir tanrıdır. Inuit şamanlarıyla işbirliği yaptığı söylenir. Bir şaman bir mağaraya girdiğinde, aynı zamanda mağaraların da tanrısı olan Torngarsuk ile ayı formundayken karşılaşır. İşte tam burada zorlu sınavı başlar. Fakat Torngarsuk, kadın şamanlara biraz daha kolaylık sağlar. Onlara rüyalarında yarı insan yarı ayı şeklinde gözükür ve onlarla bağlantı kurar. Bunların dışında Torngarsuk, balıkların nasıl avlandığını insanlara öğreten tanrıdır. Bu yüzden balıkçı olarak da anılır.

Nanuq ise kutup ayısı tanrısıdır. Eğer hak ederlerse avcıların ayıları bulmasına ve avlamasına yardım eder, kuralları ihlal edilirse de onları cezalandırır. Eskimolar onun çok güçlü ve muazzam olduğuna inanırlar. Ayrıca ona büyük bir inanışla taparlar böylece ayı avlarında başarılı olacaklarına inanırlar.

7. Pukimna

Ren geyiği (karibu) tanrıçasıdır. Çok uzaklarda yaşar ve evi muazzam bir karibu sürüsüyle çevrilidir. Kuralları ihlal edildiğinde, karibularını avcılardan saklar. Bazı inanışlara göre aynı zamanda denizayısının da tanrıçasıdır. Karibuların ve deniz ayılarının reenkarnasyonu onun gözetimi altında gerçekleşir. Karibuları doğurur, deniz ayılarını botlarından yaratır. Başlangıçta karibulara da deniz ayılarındaki gibi fildişi koyar ama bu avcılar için tehlike yaratır. Bu yüzden dişleri boynuzlara çevirir, daha yavaş koşmaları için de alt kısımlarına kürk ekler. Böylece insanların karibulardan yararlanması kolaylaşır.

8. Nunam: Dünyanın Mimarı

Dünya tanrıçasıdır. Sila’nın karısı olduğu söylenir. Yaşayan bütün hayvanların minyatürlerini astığı dizlerine kadar uzanan paltosu, kürklü botları ve bilezikleri ile tasvir edilir. Ağaçlar ve taşlar için yaratılan özgür ruhların kaynağıdır. Dünya henüz gençken, kendi bedeninden büyüttüğü çiçekler gibi çocukları da topraktan büyütmüştür. Çünkü o zamanlar kadınların vajinası yoktur. Ne zaman Tatqim cinsel organları yaratır o zaman olaylar değişir. Kadınlar, çocuk toplamaya giderler, kökleri aldıkları yerden çocuklar, kadınların bileklerinden tırmanmaya başlar, cinsel organlarından içeri girerler ve ağızlarından doğarlar. Ayrıca misk sığırları da Nunam’ın bedenine yumurta yerleştirirler. O sırada Sila cennetten gelir ve Nunam ile ilişkiye girer, Kallak adı verilen bir kadın üretirler. Sonra Nunam ve Kallak da birleşir ve Kallak’ın karısı olarak anılan bir kız çocuğu üretirler.

Diğer mitlerde ise Nunam’ın erkek kardeşleri, Sila tarafından öldürülür. Nunam onları hayata geri döndürür ama Sila, devam eden savaş için onların cezalandırılmalarında ısrar eder ve onları Ishigaq adı verilen küçük insanlar haline getirir.

9. Kadlu ve Kız Kardeşleri

Kadlu iki kız kardeşiyle birlikte gök gürültüsü yaratan tanrıçadır. Kardeşleri Ignirtoq ve Kweetoo ile gök olaylarını düzenlerler. Kadlu bir buzul üzerinde zıplayarak gök gürültüsünü, Ignirtoq iki taşı birbirine vurarak şimşeği ve maalesef ki idrarıyla yağmuru, Kweetoo ise taşlarını birbirine sürterek yıldırımı oluşturur.

10. Sedna: Denizlerin Hem Öfkesi Hem Annesi

Şüphesiz Eskimo mitolojisi deyince akla ilk gelen isim Sedna’dır. Hatta Eskimo mitolojisi Sedna sayesinde tanınır desek yanlış olmaz. Sedna, deniz tanrıçalarından biridir. Yaşadıklarından dolayı öfkeli bir tanrıçadır. Ölülerin ruhlarını bir sonraki yolculuklarına hazırlar. Ruhlar sonsuza kadar yaşayacakları Quidlivun’a gitmeden önce Sedna’nın krallığı Adlivun’a giderek günahlarından arınırlar.

Sedna’nın öfkesine sebep olan dramatik öyküsü ise dillere destan olmuş, kendi kıtasını aşarak dünyaya yayılmıştır. Buna bağlı olarak Sedna’nın hikayesinin iki farklı versiyonu vardır:

  1. Sedna, ebeveynlerini yiyecek olarak kullanmak için yanına alır, annesinin ve basınının kolunu oburca yer. Daha sonra babası tarafından zapt edilip denize atılmak üzere bir kanoya koyulur. Sedna mücadele ederken, kanonun bir kıyısına tutunur. Bu sırada babası bıçağını almak için harekete geçer ve Sedna’nın parmaklarını keser, Sedna denize düşer. Kesilen parmaklarının yerine yüzgeçler çıkar, denize düşen parmakları ise değişik yeni tür yaratıklara ve deniz hayvanlarına dönüşür. Babası kıyıda bekleyen eşinin yanına geri dönmeye kalkıştığında ise Sedna tanrıçalığını fark eder ve büyük bir dalga yaratarak annesiyle babasını yanına çeker, onlara su altında bir ev verir. Adlivun adı verilen bu su altı krallığında hep beraber yaşarlar.
  2. Başta Sedna ölümlü bir kişidir. Babası tarafından bir balıkçıyla evlendirilir. Kocası aslında balıkçı görünümlü bir kuzgundur. Sedna, bunu anlayınca o kadar ağlar ki babasından onu kurtarmasını diler. Kızının gözyaşlarına dayanamayan babası eve gitmek için Sedna’yı teknesine alır. Ama kuzgun onlara saldırır ve Sedna denize düşer. Kızını istemeyen baba, kanoya tutunmaya çalışan Sedna’nın parmaklarını keser. Farklı bir anlatıya göre ise kuzgunun saldırdığı sırada babası Sedna’ya yardım etmeye çalışır. Fakat bu sırada hırçın dalgalar Sedna’yı geri isteyince korkan babası, Sedna’yı bir ayı postuna sararak denize atar böylece fırtına diner. Bu iki hikayenin devamı ise aynıdır. Sedna batarken tanrıçaya dönüşür, kesik parmakları ise balina ve foklara dönüşür. Adlivun’da su canlılarının tanrıçası olarak hüküm sürmeye başlar. Babası da bir gün balık tutarken devasa dalgalarla karşılaşır. Dalgalar kayığını denizin dibine çeker. Tam boğulmak üzereyken karşısında Sedna’yı görür. Sedna, babasına onu affettiğini söyler ve kocası, babası ve kendisi su altı krallığında yaşarlar.

Bazı Yaratıklar ve Ruhlar

1. Mahaha

Mahaha, kutup bölgelerinde yaşayan korkutucu ve çılgın kötü bir ruhtur. Zayıf, dinç ve oldukça güçlü bir şekilde betimlenir. Kendisi buz mavisi renklidir, gözleri beyazdır, yalın ayak dolaşır ve dokunuşu soğuktur. Mahaha, her zaman gülümser ve kıkırdar. Uzun parmaklarıyla insanları gıdıklarken öldürmekten zevk alır. Söylentilere göre ardında bıraktığı kurbanlarda Mahaha’nın kıkırdayan yüz ifadesi görülür.

2. Ijiraat

Ijiraat bir şekil değiştirendir. Ele geçirilmesi mümkün olmayan bir ruhtur. Kendisini istediği herhangi bir buzul hayvanına dönüştürebilir. Çoğu zaman kuzgun, ayı, kurt ve bazen de insan formunu alır. Üzerinde değiştiremediği tek şey ise kırmızı gözleridir. Bu saklı yaratık, şeytani ve kötü özelliklere sahip olarak betimlenir. Yalnız seyahat edenler özellikle uyarılır çünkü ijirat onların şekline bürünebilir. Anlatılara göre ufuktaki dağlar ya da adalar daha büyük ve yakın gözüktüğünde, ijirat yakınlarda olabilir. İnsanlar ijirat ile karşılaştığında ise kısa süreli olarak hafızalarını yitirirler ve olayla ilgili hiçbir şey hatırlamazlar.

3. Inupasugjuk

Inupasugjuk, kuzeyli bir devdir. Hakkında çok fazla konuşulmaz ve ortalıklarda pek görünmez. Erkekleri, kadınlarına oranla daha geniştir. Erkeklere oranla kadınlar daha fazla görülür. Özellikleri ise eğlenceli insanları yakalayıp ve onları oyuncak olarak kullanmaktır. Onları gördüğünüzde yapmanız gereken tek şey ise kaçmak…

4. Taqriaqsuit

Gölge insanlar olarak bilinir. Bizimki gibi bir dünyada yaşarlar. Onların dünyası bizim algılarımızın ötesindedir. Neredeyse hiç görünmezler ama bazen duyulabilirler. Bazen bu utangaç yaratıklar insanlar tarafından fark edilir. Bu gerçekleştiğinde ise taqriaqsuit yerin içine doğru giderek ortadan kaybolur.

5. Qallupilluk

Soğuk kutup sularında yaşayan su yaratıklarıdır. Özellikleri çocuk kaçırmaktır. Derileri pullu ve çıkıntılıdır ve sülfür kokarlar. Anlatılara göre pufla ördeğinden kıyafetleri ve sırtlarında çocukları kaçırdıktan sonra içine koydukları bir sepet vardır. Qallupilluk, okyanuslarda saklanarak kıyıda ya da buz parçaları üstünde oynayan çocukları avlar. Kimi zaman hiç haber vermeden denizden yukarı çıkıp, kimi zaman da buza tıklattıktan sonra çocukları kaçırırlar. Okyanus dalgalandığında ya da üzerinden buhar çıkmaya başladığında Qallupilluk’in orada olduğuna inanılır. Fakat neden çocuk kaçırmayı sevdikleri bilinmez. Belki kendilerine arkadaş ediyorlardır, belki de onların tadına bakıyorlardır…

Sonsöz

Toparlayacak olursak, Eskimoların mitleri coğrafyaları ile paraleldir. İnanışlarından ötürü doğaya olan saygıları sözde biz medenileşmiş toplumlara göre daha fazladır. Doğanın ruhuna ve yöneticilerine inanırlar ve hayatlarını buna bağlı olarak sürdürürler. Umarım aynı duyarlılık bir gün bize de uğrar…

Konuyla alakalı ilk yazı için: https://sanatkaravani.com/mitoloji/

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.