Eşyalar Da Üzülür

Dünya dönüyor. Bir hızla, durmadan dönüyor koskoca yeryüzü. Eskiyor, eskitiyor. Yeryüzünün her bir turuyla yaşlanıyor her insan, her hayvan, her bitki. Doğumdan ölüme bir çizgide koşuyoruz amaçlı ya da amaçsız. Sadece kendimizi değil etrafımızdaki her şeyi eskitiyoruz; masamızı, sandalyemizi, çatalımızı, kaşığımızı, kitabımızı, kalemimizi. Sonra… Kaçıyoruz eskiden, eskilerden ve görmemek için atıyoruz, terk ediyoruz eskiyi ve eskiyeni; hep kabullenememekten yaşlanmayı. Herkes tarafından bilinen ancak kabullenilemeyen bir gerçek bu. Peki, ya atıp terk ettiklerimiz ne hisseder, ne yapar? Öylece atıverdiğimiz eşyalarımız mesela; eğer onlar da düşünebilseydi veya hissedebilseydi, hangi duygulara sürüklenirlerdi? Tüm insanlık olarak o kadar meşgulüz ki; görmüyoruz, düşünmüyoruz bunun gibi ince noktaları.

İşte, burada yine sanat devreye giriyor ve terk edilen eşyaların hüznünü dillendiriyor. Kendini Lonesome Town olarak adlandıran bir sanatçı terk edilmiş eşyalara bir yüz ekleyerek onların dili, sözü ve cümlesi olarak eskimiş eşyaların kederini tasvir ediyor ve onların hüznünü sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya duyuruyor.

Yalnızlık; belki de sadece canlılara mahsus değildir, eşyalarımız da yalnızlığın ağında hüzünlenebiliyordur. Kim bilir?

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
SİYAD Ödülleri Adayları Açıklandı!

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 2016 yılı  Türkiye sineması ödüllerinin adayları belirlendi. SİYAD üyeleri tarafından seçilen 2016 yılı yerli yapım filmler...

Kapat