Eyfel Kulesi’ni Bile Satan Bir Dolandırıcı: Victor Lustig

Paris… Aslında sadece Paris bile dedikten sonra satırlarca şey yazmak, uzun uzun konuşmak geliyor insanın içinden. Film sahnelerine ev sahipliği yapmış romantik sokakları, şarkılar mırıldanarak yürüdüğünüz ince bir mimari zevkle döşenmiş caddeleriyle Paris, hepimizi kendi büyüsüne çekmeyi başarmış bir şehir.

Paris’e hayran bakışlarımızın en büyük sebeplerinden biri şüphesiz ki Eyfel Kulesi. Şehrine uzun yıllardır sembol olan bu devasa kule, tam 300 metre yüksekliğinde ve şehrin neresinden bakarsanız bakın manzarası kesinlikle nefes kesici.


1887 yılında Fransız Devriminin 100.yıl kutlamaları sebebiyle inşa edilmeye başlanan Eyfel Kulesi’ne biçilen ömür önceleri 20 yıldı. Sadece 20 yıl sergilenmesi planlanan bu dev kule içinse devlet yetkilileri hiçbir masraftan kaçınmadı ve 3000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı birleştirirken ortaya 7.739.401 Frank 31 cent tutarında bir maliyet çıktı. Bütün bu karmaşık rakamlar şehrin ortasında beliren devasa büyüklükteki anlamsız demir kuleyle birleşince halk tepki göstermekte gecikmedi ve Paris halkı bu kuleyi bir utanç kaynağı olarak görmeye başladı.

Yapıldığı dönemde dışlandı, döneminin edebiyatçıları, sanatçıları tarafından imzalanan bildirilerle aşağılandı ama yine de heybetini göstermekten çekinmedi Eyfel Kulesi. Yetmedi, şehrin itibarını zedeleyeceği öne sürüldü, yapılışından yüzyıllar sonra her yıl 6 milyon ziyaretçiyi kendine çekeceği söylense, öfkelerinden kahkahalar atarlardı! Kah yıkılsın diye imzalar toplandı, kah çirkin bir demir yığını olarak görüldü derken kendi halkının ona sırt çevirmesiyle beraber bazı kişilerin de yönünü kendi üzerine çekti.

Tarihler 1925 yılını gösterirken, çeşitli kumar hileleriyle Atlantik gemilerinde bulunan zengin yolcuları kendine hedef olarak seçen ve geçimini türlü hilelerle kazanan Victor Lustig gazetede bir yazı okudu. Bu yazıda Eyfel Kulesi’nin çirkinliğinden ayrıca bakımının da çok pahalıya mal olduğu için yıkılması gerektiğinden bahsediyordu. Victor Lustig aklında çakan şimşeklerle beraber ivedilikle Paris’e geldi ve bir plan hazırladı. Öncelikle kendisini Fransız Bayındırlık görevlisi olarak tanıttığı bir mektup yazdı. Bu mektupta kulenin yıkılacağından bahsetmiş, geriye kalacak olan hurdalar için ise şehrin ünlü hurda tüccarlarından teklif istemişti.

Dişine göre seçtiği tüccarlardan günler içinde geri dönüşler oldu, kim böyle bir fırsatı kaçırırdı ki! Onlarla şehrin gözde mekanlarında yiyip, içip, gezdikten sonra Hotel de Crillon’da toplantı düzenledi. Ulusal bir anıtın yıkılmasını önceden öğrenmek kamuoyu tepkisini fazlaca çeker, bu yüzden bu iş gizli olmalı diyerek tüccarlara yeminler ettirdi, gizli buluşmalar ayarladı. Nihayet bir anlaşmaya varıldı ve Andre Poisson adlı hurda tüccarı teklifi kabul etti. Lustig öyle kurnaz bir adamdı ki önce kaparo olarak banka çeki istedi, sonra da sanki itirafmışçasına bu parayı rüşvet olarak istediğini söyledi ve akıllarda kalan son şüpheyi de sildi; rüşveti de aldığına göre adam sahiden bakanlıktandı!

Lustig son hamlesini de yapıp 24 saat içinde ortağı Collins ile birlikte şehri terk ettikten sonra ardından geçen günler boyunca, hurda tüccarı utancından ve itibarının zedelenmesinden dolayı duyduğu endişeden yaşanan bu olayı kimselere söylemedi. Hurda tüccarının utangaçlığı ise kendi itibarının yanında bir başkasınınkini de etkileyecekti. Şikayet edilmediklerini anlayınca Lustig harekete geçti, aynı oyunu bir kere daha tezgahlayıp Eyfel Kulesi’ni başka bir hurda tüccarına daha sattı!

Yaşanan bu olaylar onu, adını bile duymayacağımız bir dolandırıcıdan “Dolandırıcıların Babası” ‘na terfi ettirdi. Victor Lustig’in tarihte kendine böylesine bir yer bulmasına istemeden de olsa yardımcı olan Andre Poisson, aslında bize insan olmanın yaptırdığı kritik bir yanlışı da gösterdi: Sadece kendimizi düşünerek aldığımız kararlar, birinin canını yakarken bir diğerini de tarihe yazabilirdi.

 

Yazan: Öyküm Kütük

3 Yorumlar

  1. Avatar

    Aslı

    14 Mayıs 2020 en 20:38

    İlgi çekici bir yazı olmuş merakla okudum. Yazarı çok tebrik ediyorum

  2. Avatar

    Sefa art

    15 Mayıs 2020 en 21:27

    Yazılarınızı çok beğenerek okuyorum. Devamının gelmesini bekliyoruz

  3. Avatar

    Sefa sert

    15 Mayıs 2020 en 21:28

    Yazılarınızı beğenerek okuyorum. Bu yazınıda muhteşem! Devamını bekliyoruz

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.