Feodal Düzenden Özgür Yaşama Geçen Bir Halkın Fotoğrafı / Max Penson

Max Penson, 1920’li ve 1940’lı yıllarda geleneksel-feodal bir toplumdan modern, sosyalist ülkeye dönüşen bir kentin yaşamını fotoğrafladı. Özbekistan’ın sokaklarında arşınladığı ömründe; kağıt endüstrisinden kolektif çiftliklerin oluşumuna, çocukların eğitiminden kadınların özgürleşmesine kadar bir ülkenin dönüşümüne tanıklık eden her şeyi kadrajına aldı.

Uzun süre Belarus’ta yaşayan Penson, Sovyet rejimine giren Özbekistan’tandaki değişimleri kaydetmek adına Taşkent’e gitti. 1926’dan 1949’a kadar Orta Asya’daki en büyük gazete olan Pravda Vostoka’da çalıştı. Penson’un görüntüleri, Sovyet haber ajansı TASS tarafından geniş çapta yayıldı ve 1933’te fotoğrafları, Sovyetler Birliği’ndeki ekonomik ilerlemeyi araştırmak için geniş bir ciltte yer aldı.

1939 yılında Penson, diğer fotoğrafçıların yanı sıra, sadece kırk beş günde 160.000 kişi tarafından elle yapılan 270 kilometrelik Grand Fergana Kanalı’nın yapımını da belgeledi. Bu Sovyetler Birliği’nin en dikkat çekici başarılarından biriydi.

Erken nesil Leica kameralarını kullanan Max Penson, çeşitli fotoğrafçılık stillerinin ustası oldu. Kompozisyonlarında dinamik köşegenlerin kullanımı ve ışığı kullanmadaki ustalığı ile Rus avangardının öncüleri arasında sayıldı. Max Penson, Rus Yapılandırmacı hareketinin seminal bir figürüydü. Sadece ideolojik bir bakış açısıyla çalışmadı. Fotoğrafçılığı da estetik bir meydan okuma olarak görüyordu. Fotoğrafları, fotoğraf gazeteciliğinin anlatı etkisine sahipken; ışık, keskin açılar ve kontrast kullanımlarında belirgin avangard estetik unsurlar yer alır. Penson’un bu tür avangard teknikleri kullanması, Alexander Rodchenko ve Boris Ignatovich gibi günün önde gelen sanatçılarınınkilerle paralellik gösterir.

Penson, bölgedeki yaşamın ve devasa mühendislik projelerinin, radikal dönüşümünün fotografik formunda; epik bir şiir, eşsiz bir görsel kronik yarattı. Onun görüntüleri; geniş sulama kanallarını kazıyan, okuryazarlık derslerine katılan kadınların, geleneksel at kılı peçelerinden çağdaş kıyafetler giymelerine; telefon operatörleri veya traktör sürücüleri olarak yeni meslekler peşinde koşmalarını kadarki bütün süreçleri anlatır. Eserlere bakarken, Penson’un ışık ve gölge ustalığı belirgindir. Konuları çiğ ve otantiktir. Özbek günlük yaşamını, geleneksel feodal yaşamın endüstriyel moderniteye geçtiği bir zamanda kaydeder.

1 Yorum

  1. Mustafa T. Canbay

    01 Eylül 2019 en 21:58

    Sanırım başlık max penson olacaktı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.