Gerçekliği Veren Renklerin Ta Kendisidir / Pawel Pawlikowski

‘’Bir adamı öptün mü? Saçlarını rüzgara bırakıp öylece yürüyüp, rüzgarın ve sarhoş olmanın tadına vardın mı hiç? Her şeyi denemelisin, ne kadar büyük bir fedakarlık yaptığını bilmen için önemli bu.’’

İnandıklarımız uğruna neleri feda ettiğimizi, inandıklarımızın ne kadarının bizim seçimimiz olduğunu sorgulamamızı sağlayan bir film, Ida.  Pawel Pawlikowski’nin yönetmenliğini yaptığı Ida; 2. Dünya savaşı sonrası Naziler’in Polonya’yı işgalini ve Yahudilere yönelik tutumun işlendiği siyah beyaz bir film. İlk sekansta,  inançlarına sıkı sıkıya bağlı genç bir kızla tanışıyoruz. Filme de adını veren Ida (Anna); ailesini küçük yaşta kaybetmiş biridir.  Hiçbir yakınının olmadığını düşünürken ve rahibe olacakken;  hayatta bulunan tek yakını, teyzesinin yanına gönderilmek üzere manastırdan ayrılır. Dünyaya karşı kayıtsız, dinine ve inançlarına tutku ile bağlı, bir görevi yerine getirirmişçesine teyzesine doğru yola çıkar. Ancak daha sonra teyzesine değil , kendi benliğine varmak üzere yol alacaktır.

2014 yılında yabancı dilde en iyi Oscar ödülüne aday gösterilen ve sahibi de olan Ida; tamamen siyah beyaz, tek açıdan çekilmiş ve sinematografi bakımından oldukça zengin bir film. Pawel Pawlikowski filmin siyah beyaz olmasını şu sözlerle açıklıyor;

‘’ Bazı şeylerin, bir takım gerekçeler doğrultusundaki karışımı bu film. Sezgilerle başladı her şey. 60’larda, küçük bir çocukken hatırladığım dünyada gibi hissettim fakat çok da iyi hatırlamıyordum. Siyah ve beyaz hayal ediyordum…’’

 Tam da bunu yapmıştır yönetmen. Siyah beyaz, olabildiğince az diyalog az insan ile çarpıcı bir film yapmayı başarmıştır. Ida’nın teyzesi Wanda, Ida’nın aksine;  hayattaki güzel şeyleri çok erken kaybedip inanç ve din kavramlarına çoktan sırtını dönmüştür. Fakat iki farklı kadın, hayatı bambaşka yollardan yürüyerek, çengelli bir iğne ile birbirlerine tutturacaklardır. 2.Dünya savaşı iki kadına da geçmişlerini borçludur. Biri kim olduğunu unutmak için çıkar bu yola, diğeri ise kim olduğunu hatırlamak için. Film boyunca diyalogların az olmasına karşın, karakterlerin birbirlerine bakışının görünürlüğü öyle nettir ki, filmi izlerken derin sezgiler bizi kuşatıyor. Onur Ünlü’nün ‘’Yaşasın ne kadar da ideolojik yaklaşıyoruz birbirimize’’ dediği yerdir, Ida ve Wanda’nın konuştuğu yer.

Tıpkı ölüm gerçekliği gibi, doğmanın da korkunçluğu üzerine düşünüyorsunuz filmi izlerken. Adınızı, ırkınızı, dilinizi ve ailenizi bile siz seçmediyseniz, seçmediğiniz bir şeyle nasıl övünüp gurur duyacaksınız? Bir sabah uyanıp da, şimdiye kadar ki kimliğinizin artık sizin olmadığını öğrenseydiniz, o gün ilk adımı nereye atardınız? Pawel Pawlikowski ikinci kez doğuruyor karakterleri. 2.Dünya savaşının insanın kendi içindeki halini yansıtmayı istiyor ve başarıyor da…

Film, renkleri duruşu ve ruhu ile kendi gerçekliğini yaratanlardan. Pawlikowski gerçeğe ne kadar yakın durmak istiyordu bilemeyiz ama, hayalini sinemaya ancak böyle güzel aktarabilirdi. Filminden bahsederken, sezinlemeyle başladı her şey diyordu ya, öyle işte. Ida, izlemekten ziyade sezinleyeceğiniz bir eser.

Sonuna doğru taşların yerine oturmasını beklerken, tüm taşlar birer birer tuz buz oluyor ve kırılmanın puttan eski olduğunu hatırlıyorsunuz. İnsanın kendi eliyle yıktığı tüm putlardan sonra kendine inanması değil midir hayat?

‘iç, şarkını söyle, dokun ve hisset. Eğer hala gitmek istiyorsan, biletin kimliğindir…’

 

6 Yorumlar

  1. Avatar

    Ebru

    03 Nisan 2019 en 10:21

    Yeni çalışmalarında başarıların devamını dilerin hakettigin yeri alacagina inanıyorum.

  2. Avatar

    KADRİYE ÖZALP

    03 Nisan 2019 en 12:00

    Çok başarılı bir çalışma olmuş devamını merakla bekliyorum.

  3. Avatar

    Elif

    03 Nisan 2019 en 13:46

    Sonunda kelimelerinle başkalarının da içini ısıtacağın, yollarına ışık tutacağın zaman geldi. Kalemin yazmayı hiç bırakmasın. Seninle ne kadar gurur duysam az..

  4. Avatar

    Ayşee

    03 Nisan 2019 en 22:00

    Çok güzel ve başarılı bir yazı okudukça okuyası geliyor insanın emeğine ,kalemine sağlık

  5. Avatar

    Keta 61

    03 Nisan 2019 en 22:02

    Mükemmel bir yazı. Bu zamana kadar vermiş olduğun emeklerin karşılığını bulacağını biliyorduk. Seni çok seviyoruz. Devamını da bekliyoruz.

  6. Avatar

    Fatma

    03 Nisan 2019 en 22:46

    Harika bir yazı.Filmi hemen izleyip seninle uzun bir telefon sohbeti yapmak için sabırsızlanıyorum.

Cevap bırakın

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.