Haftanın Pasajı: “Büyük Bir Çürüme Tarihi Yarattık”

Herkesin sohbeti  kendine benzer. Kötü niyetliler için ölünün arkasından konuşmaya bir vesile, iyi niyetliler için ölenin hikmetini anmaya bir vesile.

Bu neden oldu? Arılar mezarın dibine neden çöktü? Neden bu kadar kısa sürdü? Düşündüm. Aslında şaşılacak bir şey yok. Artık bir tuhaflık bile hakkıyla gerçekleşmiyor. Sahte oldukları derhal anlaşılmayan mucizeler doğmuyor. Belliydi. Dengesiz bir yerdi burası. Giderek daha da dengesizleşti. İşte ben bundan gidecektim. Her şey zehirlendi işte. Hiçbir şey akmıyor. Çok uzun bir zamandır. Kıyamet bile tam kopamıyor. Ya da belki kıyamet aslında böyle bir şeydir. Bir seferlik, devasa ve kimseyi kayırmayan felaket değil de gündelik hayatın içinde devam eden, garip, minik düzensizlikler olarak çalışan, her gün yeni bir yere sinip orayı halleden bir şeydir. Aniden başlayıp şiddetle tamamına ermeyen, kendinden sonra gelecek başka bir şeye sebep olmayan, yıkıma değil, yıkımdan hep bir önceki ana benzediğinden bir yeniden doğuş vaadi de taşımayan, bir yere sıkışıp kalmış bir ara zaman, insanlığın evrimindeki mutlak bir duraklama, içindekilerle birlikte bulanma ve donma.

Belliydi. Giderek yaşanmaz bir yer oldu. İşte ben bütün bundan gideceğim. Önce niyetler zehirlendi. Sonra sözler ve eylemler zehirlendi. Arada kelimelere saldırıldı ve kelimelerin ruhları zedelendi. Kırıldı, taciz edildi, kelimelerin ruhları kaçışa zorlandı. Kelimelere büyük haksızlık yapıldı, anlam bizden uzaklara gönderildi. Soluduğumuz hava dahi bönleşti. İnsanlar ahmaklaştıkça ahmaklaştı. Hiçbir şey yapamadık. İçinde durarak ve bedenlerimizi yakalamasına izin vererek büyük bir çürüme tarihi yarattık.

Nefaset Lokantası – Tuğba Erdoğan

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.